Safranbolu Türker İnanoğlu İletişim Fakültesinde Akademik Şura Toplantısına katılan Prof. Dr. Fatih Kırışık; fakültenin akademik çalışmaları, öğrenci muvaffakiyetleri ve teknolojik alt yapısıyla Türkiye’nin en yeterli bağlantı fakültelerinden biri olduğunu söyledi.
Karabük Üniversitesi (KBÜ) Safranbolu Türker İnanoğlu İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Devri Akademik Şura Toplantısı, Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık’ın iştirakiyle gerçekleştirildi.
Toplantıya Fakültenin Dekanı Prof. Dr. Fatih Bayram, Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa İnce ve Dr. Öğr. Üyesi Bedirhan Karakurluk, Fakülte Sekreteri Hayati Demir ile akademisyenler katıldı.
Toplantıda, fakültenin yeni periyoda ait gayeleri, akademik kaliteyi artırmaya yönelik projeler ve stratejik planlamalar ele alındı.
Toplantının açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık, fakültenin başarılarına vurgu yaparak öğrencilerin ve akademik takımın ulusal çapta kazandığı ödüllerle fakültenin güçlü pozisyonunu pekiştirdiğini belirtti. Rektör Kırışık, hem akademik işçinin hem de öğrencilerin elde ettiği başarılarla, fakültenin kalitesini ortaya koyduğunu söz ederek “Hedefimiz bu başarıyı daha da ileriye taşımak ve geleceğin en iyi iletişim fakültesi olma noktasına ulaştırmak.” dedi.
Yapay zeka ve toplumsal medyanın irtibat alanındaki tesirlerine dikkat çekerek fakültenin bu alanlara daha fazla yönelmesi gerektiğini aktaran Kırışık, “Yapay zekayı bir tehdit değil, fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Üniversitemiz bu mevzuda değerli çalışmalar yürütüyor ve siz akademisyenlerden de bu alanda araştırmalar bekliyoruz.” sözlerini kullandı.
Rektör Kırışık, yapay zekayla ilgili yapılacak bilimsel çalışmalara her türlü takviyesi vereceklerini de belirtti.
Toplantı, akademisyenlerin görüş ve tekliflerinin alınmasıyla sona erdi.


Rektör Kırışık, “İletişim alanında en iyiler arasındayız”
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

