ZBEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Çorum’da düzenlenen “Deprem ve Deprem Dirençli Kentleşme” konulu konferansa katıldı.
Turgut Özal Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferansa, Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, ZBEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu ve çok sayıda davetli katıldı. Konferansın açılış konuşmasını yapan Çorum Mimarlar Odası Başkanı Pınar Karakurt, binlerce insanın yaşamını yitirdiği 6 Şubat depremlerini hatırlatarak, yapılan inşaatların doğru zeminde depreme dayanıklı yapılmasının önemine değindi.
Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın ise gelecek dönemde kentsel dönüşümde belediyenin rolünü artıracak şekilde bir yeni dönem yaşanacağını ifade etti. Konuşmaların ardından Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, deprem konulu sunumunda Türkiye’nin fay haritasını gösterdi. Türkiye’nin her tarafında fay olduğunu dile getiren Kutoğlu, depremden kaçmanın mümkün olmadığını belirterek depremle yaşamayı öğrenmemiz gerektiğinin altını çizdi. Geçtiğimiz ay Çorum’da Mecitözü merkezli 4.3 büyüklüğündeki depremi hatırlatan Kutoğlu, Çorum-Amasya fay hattı üzerinde 1598 yılında gerçekleşen 6.6 büyüklüğündeki deprem nedeniyle bu fayın günün birinde yeniden bu şiddette bir deprem üretebileceğini önemle vurguladı.
Ayrıca Kutoğlu, “Bu fay, günün birinde 6.6 – 6.7 büyüklüğünde bir deprem üretecek güçte olup 1598 yılından beri fay hattında enerji birikmektedir. Fakat şansımız bu bölgedeki enerji birikim hızının daha düşük olmasıdır. Bunun sonucu da bu büyüklükteki bir deprem için bölgenin biraz daha zamanı olduğunu gösteriyor. Çorum’un kuzeyinde 1910 yılında 6.5 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmişti ki bu fay da yine bu büyüklükte bir deprem üretebilir. Aynı zamanda 1968 yılında 6.6 büyüklüğünde oluşan depremin de Çorum için tehdit oluşturduğunu bilmemiz gerekir. Mecitözü’nde depremi üreten fay Çorum bölgesinde sarı, Amasya tarafında ise kırmızı renkte olup bu durumun ehemmiyetini gösteriyor. Sarı renkte görünen deprem bölgesi Çorum halkını rehavete düşürmesin. Çünkü yer kabuğu o kadar büyük ki tarihte kaydedilmemiş depremlerle karşı karşıya kalmak mümkün olabilir. Ülkemizin fay hatlarıyla çevrili olduğunu düşünürsek halkımızı, yaşanan depremlerden kazandığımız tecrübeyle eskisinden her daim daha fazla tedbirli olmaya davet ediyoruz.” ifadelerini dile getirdi.


Prof. Dr. Kutoğlu, “Deprem ve Deprem Dirençli Kentleşme” konulu konferansa katıldı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

