Prof. Dr. Coşkun Erüz: "Karadeniz’in doğal ekosistemini ve biyoçeşitliliğini korumak için hayalet ağları temizlemek gerekli" - Karabük Haber Postası
prof dr coskun eruz karadenizin dogal ekosistemini ve biyocesitliligini korumak icin hayalet aglari temizlemek hXnBpEwO
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
06 Şubat, 2026 12:22 tarihinde yayınlandı
0
0

Prof. Dr. Coşkun Erüz: “Karadeniz’in doğal ekosistemini ve biyoçeşitliliğini korumak için hayalet ağları temizlemek gerekli”

Karadeniz’in doğal ekosistemini ve biyoçeşitliliğini korumak için hayalet ağlardan temizlemek gerektiği belirtildi.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, Karadeniz’in gezegenin en sıra dışı ve en kırılgan ekosisteme sahip denizlerinden biri olduğuna dikkat çekti. Erüz “6 ülkeyle çevrili olan bu denizin, yüzey tabakasının altında beklenmedik bir gerçeği saklıyor. Sularının yüzde 80’inden fazlası oksijensiz-anoksiktir. 150 metrenin altında oksijen kayboluyor ve yerini zehirli bir gaz olan hidrojen sülfid alır. Bu nedenle üst yapılı deniz yaşamı ince, ancak çok verimli bir yüzey tabakasına sıkışmıştır, bu da bu sınırlı yaşam alanını son derece değerli kılıyor” dedi.

“Karadeniz’de neredeyse hiç görünmeyen, farkında olunmayan ancak her geçen yıl artan bir sorun var”

Karadeniz’deki biyo-çeşitliliğe yönelik insan kaynaklı tehditlere vurgu yapan Prof. Dr. Coşkun Erüz “Karadeniz’de neredeyse hiç görünmeyen, farkında olunmayan ancak her geçen yıl artan bir sorun var: terk edilmiş, kayıp veya atılmış ağ ve diğer balıkçılık ekipmanları, diğer adıyla hayalet ağlar. Dayanıklı plastiklerden yapılmış bu ağlar, deniz içerisinde serbest-kontrolsüz dolaşarak on yıllarca varlığını sürdürebiliyor. İster deniz dibine takılmış, ister kayalara dolanmış veya akıntılarla sürüklenmiş olsunlar, bu ağa ve ekipmanlar avlanmaya devam ederek deniz ortamına, canlı yaşamına büyük zarar verirler ve ticari değeri yüksek hamsilerden nesli tehlikede olan mersin balıklarına, kabuklulardan, yunus ve kuşlara kadar her canlıyı avlamaya devam ederler” diye konuştu.

“Kaybolan tek bir ağ yüzlerce kilo ağırlığında olabilir ve yıllarca biyolojik çeşitliliğe zarar vermeye devam edebilir”

Avrupa Çevre Ajansı’na (EEA) göre Karadeniz’deki deniz kirliliğinin yüzde 85’inin plastikten oluştuğuna da dikkat çeken “BlackNets” projesi koordinatörü de olan Erüz “Küresel olarak, hayalet ağların bunun yaklaşık yüzde 10’unu oluşturduğu düşünülüyor ve bazı kritik bölgelerde ise balıkçılık ekipmanları, hayalet ağlar ve plastik atık deniz çöpü atığının yarısını oluşturuyor. Kaybolan tek bir ağ yüzlerce kilo ağırlığında olabilir ve yıllarca biyolojik çeşitliliğe zarar vermeye devam edebilir. Kontrol dışı kalan, denizde terkedilen, atılan bu ağlar ortada görünmüyor olsa dahi, su içinde ve zeminde habitat ve ekosistem bozulmasına biyoçeşitliliğin zarar görmesine neden oluyor. Kontrolsüz bir şekilde balıkları ve diğer canlıları yakalamaya devam ediyorlar. Denizlerde görünmez, sinsi katil gibiler açıklamasında bulundu. Ortak deniz Karadeniz’i korumak her bireyin, kurum ve kuruluşların, özellikle bu denizden geçim sağlayan balıkçıların görev ve sorumluluğudur” şeklinde konuştu.

BlackNETS projesi bitti, Horizin Rower başlıyor

Prof. Dr. Coşkun Erüz, BlackNETS projesinin 2025 Aralık sonu itibari ile tamamlandığını, KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi olarak 2026 yılı itibari ile Horizin ROWER projesini başlatacaklarını ifade ederek “Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliği ile hayalet ağ geri toplama çalışmaları planlanmakta, diğer kurum ve kuruluşların desteği ile 2026 itibari ile yeni proje ve uygulamalarla da hayalet ağ sorunu konusunda toplumsal bilgi ve farkındalığı arttırma, geri kazanarak deniz ekosistemini rehabilite etme, koruma çalışmaları devam ettirilecektir” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
e
Aylin Sarıoğlu Avatarı
Aylin Sarıoğlu tarafından
01 Mayıs, 2026 13:42 tarihinde yayınlandı
0
0

KBÜ’den Alzheimer türü hastalıklara umut ışığı

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi’nde TÜBİTAK desteğiyle yürütülen deneysel bir araştırmada, Trokserutin maddesinin nörodejeneratif hastalıklar üzerindeki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı olarak incelendi.

KBÜ Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir’in yürütücülüğünde gerçekleştirilen “Kainik Asit ile Oluşturulan Deneysel Nörodejenerasyon Modelinde Trokserutinin Nöroprotektif Etkilerinin ve Galektin-3 İlişkisinin Araştırılması” başlıklı proje, Alzheimer, Parkinson ve Huntington gibi ilerleyici ve geri dönüşümsüz hastalıkların tedavisine yönelik önemli bulgular ortaya koydu.

GLUTAMAT BİRİKİMİ VE NÖRODEJENERASYON

Araştırmada, beynin temel uyarıcı nörotransmitteri olan glutamatın aşırı birikiminin sinir hücrelerinde ciddi hasara yol açtığı vurgulandı. Bu durum, bilişsel ve motor bozukluklarla seyreden, nöronların zamanla yapısal ve işlevsel kaybına hatta ölümüne neden olan çeşitli nörodejeneratif hastalıkların gelişiminde rol oynuyor.

Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir, dünya nüfusunun giderek yaşlandığını ve buna bağlı olarak Alzheimer, Parkinson gibi hastalıkların görülme sıklığının arttığını belirterek, bu hastalıkların temelinde oksidatif stres, nöroinflamasyon ve bazı kimyasal habercilerin dengesizliğinin yattığını söyledi.

DENEYSEL MODEL VE TROKSERUTİNİN ETKİSİ

Proje kapsamında, denekler üzerinde mikro cerrahi yöntemiyle kainik asit verilerek nörodejenerasyon modeli oluşturuldu. Tedavi amacıyla uygulanan Trokserutinin, nöroinflamasyonu ve oksidatif stresi azalttığı, ayrıca son dönemde önemli bir protein olduğu belirtilen Galektin-3 seviyelerini düşürdüğü gözlendi.

Demir, bulguların oldukça olumlu olduğunu belirterek, “İleride bu molekülün tedavi edici bir ajan olarak ortaya çıkması mümkün. Bu çalışma dünyada ve Türkiye’de ilk defa yapıldı ve uluslararası saygın bir dergide yayın olarak kabul gördü” dedi. Araştırma, nörodejeneratif hastalıkların tedavisine yönelik yeni yaklaşımların önünü açabilecek nitelikte.

Bizi sosyal medyadan takip edin