Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Ekim, 2023 04:36 tarihinde yayınlandı
0

Polise araç takviyesi: Hedef daha güvenli Samsun

Samsun Emniyet Müdürlüğü’ne alınan 24 yeni araç ile ilçelerdeki ekip sayıları artırılırken, hedefin ‘daha bir güvenli Samsun’ olduğu vurguladı.

Polis ekiplerinin daha aktif ve etkili kullanılması, suçun önlenmesi ve Samsun’daki huzur ve güvenin devamının sağlanması adına Samsun Emniyet Müdürlüğü’ne araç takviyesi yapıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü ile Samsun Polis Hizmetleri Geliştirme ve Destekleme Derneği tarafından alınan 12 araç ile 12 motosikletin hizmete sunulması için, Samsun Valisi Orhan Tavlı’nın katılımıyla İl Emniyet Müdürlüğü önünde tören düzenlendi.

Daha güvenli Samsun

Törende konuşan İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş, “Emniyet Müdürlüğü personelimizin 2 temel görevi vardır: Suç öncesi ve suç sonrasıdır. Özellikle ilimizde suç öncesi faaliyetlerimizde daha etkili olmak, vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak noktasında elimizden geleni yapmak üzere Sayın Valimizin himayelerinde ilimizde resmi araç sayılarımızın, Yunus timlerimize ait motorize ekip sayılarımızı artırarak Samsun’da daha güvenli bir ortam oluşturmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bu araçların Emniyet Müdürlüğü bünyesine girmeleri ve göreve çıkmalarıyla bundan sonra suç ve suçlu ile mücadelede daha etkili görev yapacağımız inancı ile araçlarımızın hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum” dedi.

Araç takviyesi sonucu Canik İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün ekip sayısı 5 iken 6’ya, İlkadım İlçe Müdürlüğü ekip sayısı 12 iken 19’a, Tekkeköy İlçe Emniyet Müdürlüğü ekip sayısı 4 iken 6’ya, Atakum İlçe Emniyet Müdürlüğü ekip sayısı 7 iken 11’e, ilçelerdeki toplam ekip sayısı ise 28’den 42’ye çıktı.

Konuşmanın ardından Samsun Valisi Orhan Tavlı ve beraberindeki protokol, motosikletli polislerle toplu fotoğraf çektirdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin