Karabük Postası tarafından
10 Nisan, 2015 14:54 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Polis Teşkilatı’nın Kuruluşunun 170. Yıldönümü Kutlandı

Türk Polis Teşkilatı’nın Kuruluşunun 170. Yıldönümü kutlandı. Etkinlikler kapsamında Yenişehir Atatürk Anıtında tören düzenlendi. Düzenlenen törene; Vali Orhan Alimoğlu, Garnizon Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Samit Tokmak, Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Fatih Ağca, Karabük Üniversitesi Rektörü Refik Polat, İl Emniyet Müdürü Serhat Tezsever, Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürü Hüseyin Zengin, Emniyet Müdürlüğü Personeli, Askeri Personel, Daire Müdürleri, Sivil Toplum Kuruluşlarının Başkan ve üyeleri ile vatandaşlar katıldı. Kutlama etkinlikleri kapsamında İl Emniyet Müdürlüğü ve Polis Meslek Eğitim Merkezi çelenklerinin Atatürk Anıtına sunulması ile başlayan tören saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması ile devam etti. Polisliğin ulvi bir görev olduğunu ifade ederek sözlerine başlayan İl Emniyet Müdürü Serhat Tezsever yaptığı açılış konuşmasında “İnsanların huzur ve güvenliğini sağlamak şerefli bir görevdir. Bizler de Karabük halkının huzur ve güvenliğini sağlamak için var gücümüzle çalışmaktayız. Tüm suç guruplarına karşı mücadelemiz kesintisiz sürmektedir. Hiçbir menfaat gurubuna da tavizimiz yoktur. “Halka hizmet Hakka hizmettir” düşüncesinden hareketle daima milletimizin hizmetinde olacağız. Bu vesile ile gece gündüz demeden teşkilatımızın her kademesinde görev yapan fedakâr meslektaşlarımın gününü kutluyorum.”dedi. Açılış konuşmasının akabinde il genelinde düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilere Vali Orhan Alimoğlu ve İl Emniyet Müdürü Serhat Tezsever tarafından ödüllerinin verilmesinin ardından tören sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.