Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
27 Ocak, 2024 16:12 tarihinde yayınlandı
0

Özlenen karla buluşmak için Bolu Dağı’nı tercih ettiler

Düzce’de yapılan kar yağışı uyarısının ardından yüksek kesimlerde kar yağışı başladı. Özlemle kar yağışını bekleyenler ise Bolu Dağı’nı tercih etti.

Düzce Valiliği’nden yapılan kar yağışı uyarısının ardından kentin yüksek kesimlerinde kar yağışı etkili olmaya başladı. Başta topuk, Sinekli, Eğrelti gibi yaylalarda kar şiddetli bir şekilde devam ederken, Bolu Dağı’nda da kar yağışı etkili oldu. Düzceliler özlemle beklediği kar yağışını görebilmek için ise Bolu Dağı’nı tercih etti. Akşam saatlerinde arkadaşları ile birlikte Bolu Dağı’na çıkan Hakan Arslan, “Düzce Valiliği’nin uyarısının ardından Düzce’nin yüksek kesimlerinde ve Bolu Dağı’nda etkisini göstermeye başladı. Burada karayolları ekipleri tuzlama çalışması yapıyor. Yoğun bir kar yapışı yok. Buzlanma riskine karşı ekipler çalışıyor. Beklediğimiz kar hafta sonu etkisini daha da arttıracağı söyleniyor. Uzun süredir beklenen bir kar. Uzun süredir beklenen kar sonunda geldi” şeklinde konuştu.

“Fırsatları değerlendirelim dedik”

Arkadaşları ile kar yağışının olduğu Bolu Dağı’na geldiklerini belirten Duygu Tuğba Güner, “Valiliğin verdiği kar yağışı uyarısı haberini gördüm. Bekledik bekledik Düzce merkeze kar yağışı gelmedi. Biz de arkadaşlar ile kar yağışını gidelim görelim, temiz havayı görelim istedik. Çok güzel fotoğraflar çekildik. Hazır karı bulmuşken fırsatları değerlendirelim dedik” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Karayolları ekiplerince yapılan çalışmalarda yol sürekli tuzlanırken, Bölge Trafik Ekipleri ve Karayolları ekipleri de güzergah üzerinde sürekli kontrollerini sürdürüyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin