Karabük Postası tarafından
18 Aralık, 2015 15:26 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Özel Halk Otobüsü İşletmeleri Derneği Başkanı Kazım Ergün: “Sabrımız Tükendi, Gereken Cevap Verilecektir”

Karabük Özel Halk Otobüsü İşletmeleri Derneği Başkanı Kazım Ergün, halk otobüsü işletmecisi personellerinin akşam saatlerinde 2 farklı olayda minibüs şoförleri tarafından darp edildiğini söyledi. Karabük’te birer saat fark ile meydana gelen 2 olayda Karabük Özel Halk Otobüsü personeli olan 2 kişi darp edilerek yaralandı. İddiaya göre ilk olay dün akşam saatlerinde Yenimahalle haddehaneler bölgesinde meydana geldi. Emrullah Ustaoğlu’nun kullandığı yolcu dolu Özel Halk Otobüsünün önünü minibüsle kesen kimliği belirsiz kişiler ilk olarak sözlü tacizin ardından şoför Ustaoğlu’nu yolcuların arasında darp edip olay yerinden ayrıldılar. Bu olayın ardından bir saat geçmeden yaşanan ikinci olayda 100. Yıl mahallesinde Özel Halk Otobüsü personeli Yasin Ayvalık kimliği belirsiz 3 şahıs tarafından ettiler. Yaralanan Yasin Ayvalık’ı olay yerine gelen 112 ekipleri Karabük Özel MEDİKAR Hastanesine kaldırdılar. Karabük Özel Halk Otobüsü İşletmeleri Derneği Başkanı Kazım Ergün, her türlü şartlara rağmen kent içi toplu ulaşım hizmetlerini dinamik bir ortamda en verimli şekilde yürütmeye çalışan otobüs şoförlerinin minibüsçüler tarafından tacize uğradıklarını kaydetti. “SABRIMIZ TÜKENDİ, GEREKEN CEVAP VERİLECEKTİR” Kazım, “ Arkadaşlarımız dün akşam maalesef bir tanesi Yeşil mahalle semtinde, bir tanesi de 100 yıl semtinde belli bir grup tarafından tasarlandığını düşündüğümüz saldırılar maruz kalmıştır. Yaklaşık bir yıldır bu tür taciz ve saldırılara arkadaşlarımız maruz kalmaktadır. İçi yolcu ve öğrenci dolu otobüslerimizi durdurarak veya önleri kesilerek tacize ve saldırılara maruz kalıyor. Tamamıyla bunu biz minibüsçüler yapıyor diyemeyiz. Kendi oğlumun da minibüsü var, kendi oğlum da minibüsçülük yapıyor fakat belirli bir grup sürekli işletmecilerimizi taciz etmekte. Bu saldırıları yapanların isimleri ve plakaları bizde mevcut. İlgili makamların biraz daha dikkatli olmalarını istiyoruz. Biz yaptığımız işi hizmet yarışı olarak görüyoruz, aynı zamanda bir ekmek mücadelesidir. Bize karşı ve arkadaşlarımıza karşı yapılanlarla ilgili mücadelemizi vereceğiz. Sabrımızı zorlayan ve terbiyesizliğine devam edenlere gereken cevabı kendilerine yakışan şekilde vereceğiz. Sabrımızda bitmiştir. Hizmet yarışı ile uğraşırken, bu tip şeyler bizleri üzmekte” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
03 Şubat, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Dünya Sulak Alanlar Günü’ne OMÜ’den bilimsel katkı: Kızılırmak Deltası kitapla anlatıldı

Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olan Kızılırmak Deltası, Dünya Sulak Alanlar Günü’nde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel eserle mercek altına alındı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğretim üyeleri Prof. Dr. Cevdet Yılmaz ve Prof. Dr. Ali Kemal Ayan’ın editörlüğünü yaptığı "Kızılırmak Deltası-Doğa ve İnsan" adlı kitap, 25 bilim insanının katkısıyla 15 bölümden oluşuyor.
Sulak alanlar ve yayınladıkları kitap hakkında bilgi veren OMÜ Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Her yıl 2 Şubat’ta kutlanan Dünya Sulak Alanlar Günü, dünyadaki göller, sulak alanlar ve sucul ortamlara dikkat çekmek adına biz bilim insanları için önemli bir fırsattır. Sulak Alan kavramı; nehirler, göller, bataklıklar, sazlıklar, geçici su birikintileri, turbalıklar ve bataklıklar gibi habitatları kapsar. Sulak alanlar yeryüzündeki en hassas ekosistemlerin başında gelir. Biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde, suyun doğal filtrelemesinde, yeraltı suyu rezervlerinin dengelenmesinde ve özellikle kuşlar başta olmak üzere canlılar için yaşam alanı olarak hayati rol oynarlar. Bu kadar önemli ve hassas ekosistemler olmalarına karşılık sulak alanların da karşı karşıya olduğu birçok problem vardır. Bunların başında tarım arazisine dönüştürmek için kurutma, hızlı kentleşmeye bağlı olarak iskâna açma, altyapı projeleri sonucu atıklarla kirletilmeleri gelir. Günümüzde en önemli tehdit ise iklim değişimi sonucu gerçekleşmekte olan kuraklık tehdididir. Sulak alanların uluslararası düzeyde tanınması ve korunması yolunda atılan en önemli adım, 1971’de İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Ramsar Sözleşmesi’dir. Türkiye, 1994’te bu sözleşmeye taraf olmuş ve hâlihazırda 14’ü Ramsar Alanı statüsünde olmak üzere ülkemizde yaklaşık 136 sulak alanı koruma altına almıştır" dedi.

"Türkiye’deki en önemli Ramsar alan Kızılırmak Deltası"
Türkiye’de yer alan en önemli Ramsar alanın Kızılırmak Deltası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Kızılırmak Deltası aynı zamanda UNESCO Dünya Doğal Miras Alanları listesine girmek için aday bir sahadır. Bizler 25 bilim insanı olarak 15 Bölümde Kızılırmak Deltası’nı en kapsamlı şekilde araştırarak bu eseri meydana getirdik. Kitap Ondokuz Mayıs Üniversitemiz tarafından yayınlanmış güzel bir tevafuk olarak da bugün yani 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde üniversitemiz kütüphane görevlileri aracılığıyla matbaadan elimize ulaşmış bulunmaktadır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, kitabın Samsun’a ve bilim camiasına hayırlı olmasını diliyoruz. Bu kitap UNESCO Dünya Miras Listesi’ne aday olan Kızılrmak Deltası ile ilgili olarak bugüne kadar yayınlanan en kapsamlı çalışmalardan biri olup, Kızılırmak Deltası’nın UNESCO adaylık sürecine güçlü bir katkı sunacağına inanıyoruz" diye konuştu.

"Araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyoruz"
Kitabın diğer editörü ve aynı zamanda bölüm yazarlarından biri olan OMÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan da kitapla ilgili olarak, "2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle Ondokuz Mayıs Üniversitemizin 177. yayını olarak yayımlanan bu eser, bilim camiasına nitelikli bir kaynak sunmanın yanı sıra, sulak alanların korunmasına yönelik farkındalığın artmasına da katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Doğa ile insan arasındaki hassas dengeyi merkeze alan bu çalışma, gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir mirasın bilimsel belgesi niteliğindedir. Bu eserin, Kızılırmak Deltası başta olmak üzere tüm sulak alanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyor; hazırlanmasında emeği geçen tüm bölüm yazarı hocalarımıza ve katkı sağlayıcılara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin