Reklam
Reklam
Nurettin Acar Avatarı
Nurettin Acar tarafından
28 Mart, 2022 07:45 tarihinde yayınlandı
0

Ovacıklılar Derneği yaklaşık 1.500 aileye yardım edecek

Kısa adı OVA-DER olan Ovacıklılar Kalkınma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Deligöz Karabük’teki ihtiyaç sahibi aileler için yaklaşık 1.500 adet Ramazan kumanyası dağıtacaklarını söyledi.
Her yıl geleneksel hale getirdikleri ramazan kumanyaları için hazırlıkların tamamlandığı bildiren Başkan Deligöz, OVA-DER Mart ayı Yönetim Kurulu toplantısında durum değerlendirmesi yaptıklarını belirterek, “Bu sene toplamda 1.500 ihtiyaç sahibi aileye ulaşmayı hedefliyoruz. Bu rakam şimdiye kadar gerçekleştirdiğimiz organizasyonlardaki en yüksek sayı oluyor” dedi.
49932053 0db2 4f94 a418 3d865ca1046aAçıklamasında, “Birleşirsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz” vurgusu yapan Ovacıklılar Dernek Başkanı Deligöz Ramazan ayı dolayısıyla yayımladığı mesajda ise, “Ramazan ayının dini ve sosyal hayatımızda müstesna bir yeri ve önemi vardır. Ramazan ayı, dargınlıkların unutulduğu, küskünlüklerin sona erdiği, kardeşlik duygularının pekiştirildiği günlerdir. Bu ay, oruç gibi türlü hikmetlerle dolu bir ibadetin yerine getirildiği, anlamak ve getirdiği evrensel mesajı içselleştirmek üzere Kur’an-ı Kerim’in daha dikkatlice okunduğu, insani ve ahlaki erdemlerin daha güçlü şekilde hayata yansıdığı, sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın, sevgi ve nimetleri paylaşımının zirveye çıktığı eşsiz bir zaman dilimidir.

Huzur, yardımlaşma ve kaynaşmanın yoğun olarak yaşandığı af, mağfiret ve bereket ayı olan, ’Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluş’ olarak müjdelenen, insanları doğru yola ileten yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in bu ay içerisinde indirilmesi ve içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin bulunması, bu ayın değerini bizlere daha iyi anlatmaktadır. Ramazan ayı öyle bir ay ki, bu ay için nasıl ve ne kadar hazırlık yapılırsa yapılsın azdır. Ramazan, hiç dinmeyen bir neşe, hiç bitmeyen bir hazdır. Bolluğun ve bereketin eksik olmadığı, birliğin, hoşgörünün arttığı bir Ramazan ayını daha birlikte yaşamanın mutluluğunu tüm Karabük halkıyla paylaşıyor, bu mukaddes ayın İslam Alemi’ndeve aziz milletimizde birlik ve beraberlik duygularının pekişmesine vesile olmasını diliyorum” ifadelerine yer verdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin