Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
03 Mayıs, 2019 13:51 tarihinde yayınlandı
0

Otomobilin çarptığı engelli vatandaş dehşet anlarını anlattı 

Karabük’te tekerlekli sandalyesi ile yaya geçidini kullanarak yolun karşısına geçmeye çalışırken otomobilin çarpması sonucu yaralanan Mustafa Koraman, yaşadığı o dehşet anlarını anlattı.
Zonguldak Caddesi üzerinde bulunan yaya geçidini kullanarak tekerlekli sandalye ile yolun karşısına geçmeye çalışan engelli Mustafa Koraman’a (46) hızla gelen Murat G. idaresindeki 34 HG 6642 plakalı hafif ticari araç çarptı. Çarpmanın etsiyle yola savrulan Koraman’ın yardımına önce çevredeki vatandaşlar yetişti. İhbar üzerine olay yerine gelen 112 ekipleri tarafından Karabük Eğitim ve Araştırma hastanesine kaldırıldı.
Hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edilen Mustafa Koraman kaza anını İHA muhabirine anlattı. Koraman, “Yeni yapılan köprüden aşağı indikten sonra yaya geçidinden geçerken vatandaşın biri dur dedi. Bende geçerken araba bana geldi vurdu. Vurunca ben bir tarafa akü bir tarafa fırladı. O arada ben aküleri toplayacağım diye uğraştım. O arada 112 geldi, beni hastaneye getirdi” dedi.
2019’un “Yaya Öncelikli Trafik Yılı” ilan edilmesine rağmen bu kurala kimsenin uymadığını söyledi.
“KALDIRIMA ÇIKMASAYDI İLK ÖNCE ONA VURUYORDU”
Şoförlerin engelli vatandaşlara, yaşlılara saygılı olmalarını istediğini ifaden Koraman, “Neredeyse o arkadaşa da çarpıyordu. Kaldırıma çıkmasaydı ilk önce ona vuruyordu” diye konuştu.
“ENGELLİLERE DUYARLI OLMAK LAZIM”
Türkiye Sakatlar Derneği Karabük Şubesi Başkanı Muhittin Yılmaz, 2019 yılının Yaya Öncelikli Trafik Yılı olduğunu belirterek, “Arkadaşımız yaya geçidinden geçerken bir kaza geçirmiş. Allahtan çok bir sıkıntısı yok, hayati tehlikesi yok. Ancak sürülere diyoruz ki öncelikli yaya, öncelikle insan. Engellilere duyarlı olmak lazım. Yaya geçitlerine, kontrolsüz kavşaklara gelirken kontrollü bir şekilde geçilmesi gerekiyor” dedi.
Yılmaz, kazada zarar gören akülü aracının tamir edileceğini ve en kısa zamanda sıkıntısının giderileceğini belirtti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin