Otomobil paramparça oldu, sıkışan sürücü dakikalarca telefonda konuştu
TEM Otoyolu Bolu Dağı Tüneli çıkışında lüks otomobil tırın dorsesine arkadan çarptı. Paramparça olan otomobil içerisinde sıkışan sürücü, dakikalarca telefonda konuştu. Yaralı sürücü, itfaiye ekiplerinin yarım saatlik çalışması neticesinde bulunduğu yerden çıkarılarak, hastaneye kaldırıldı.
Kaza, saat 13.15 sıralarında TEM Otoyolu Bolu Dağı Tüneli çıkışı İstanbul istikametinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İstanbul istikametinde seyreden Abbas U. yönetimindeki 34 LYS 27 plakalı Audi marka otomobil, Gürcistan uyruklu sürücü idaresindeki VL-9060-VL plakalı tıra çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrulan otomobil bariyerlere çarparak durabildi. Çarpmanın etkisiyle paramparça olan otomobil içerisinde sürücü Abbas U. sıkıştı. İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Araç içerisinde sıkışan yaralı sürücü için itfaiye ekipleri çalışma başlattı. İtfaiye ekipleri yaralıyı bulunduğu yerden çıkarma çalışmalarını yürütürken, yaralı sürücü Abbas U. dakikalarca telefonda konuştu. Sürücü, itfaiye ekiplerinin yaklaşık yarım saatlik çalışması neticesinde bulunduğu yerden çıkarılarak, sağlık ekiplerine teslim edildi. Sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan Abbas U., hastaneye kaldırıldı.
Kazaya ilişkin inceleme başlatıldı. (İHA)
Kenevirden kauçuk, krem ve biyomalzeme: OMÜ’den çok yönlü kenevir çalışmaları
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Kenevir Araştırmaları Enstitüsü, geliştirdiği yeni kenevir çeşitleri, ağrı kesici ve yara iyileştirici kremler, kenevirden kauçuk ve biyomalzeme projeleriyle hem sağlık hem de sanayi alanında dikkat çekiyor. Enstitü, genişleyen genetik havuzu ve yerli çeşit adaylarıyla Türkiye’de tıbbi kenevir sektörüne yön vermeyi hedefliyor.
Kenevir Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Selim Aytaç, enstitünün yürüttüğü çalışmalar ve Türkiye’de kenevir sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aytaç, özellikle tıbbi kenevir alanında son yıllarda önemli adımlar atıldığını belirtti. Enstitü bünyesinde 3 anabilim dalı bulunduğunu ifade eden Aytaç, bunlardan birinin tarım ve ıslah alanında faaliyet gösterdiğini söyledi. Özellikle yeni kenevir çeşitlerinin geliştirilmesine odaklandıklarını kaydeden Aytaç, son 1-2 yıldır Türkiye gündeminde yer alan tıbbi kenevir çeşitleri üzerine yoğun çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi.
Kenevirin sazlık alanlarda kullanımına yönelik projelerinin bulunduğunu aktaran Aytaç, inşaat malzemeleri ve biyomalzeme üretimi konusundaki çalışmaların da hız kesmeden sürdüğünü ifade etti. Yeni çeşitler ve çeşit adaylarının geliştirildiğini belirten Aytaç, "Bu durum genetik havuzumuzun önemli ölçüde genişlediğini göstermektedir" dedi.
"Kauçuk ve krem"
Enstitünün farklı birimlerle iş birliği içerisinde kenevirden kauçuk geliştirilmesine yönelik projeler yürüttüğünü söyleyen Aytaç, "Enstitümüzle iş birliği içinde olan diğer birimlerle birlikte yürüttüğümüz, kenevirden kauçuk geliştirilmesine yönelik bir projemiz var. Kenevirle ilgili tıbbi alanda, özellikle ağrı kesici ve yara iyileştirici kremler geliştirmiş bulunmaktayız. Kenevirin sağlık alanında kullanımıyla ilgili hem üretim hem de kullanım açısından yasal bir düzenlemeye ihtiyaç vardı. Bu yasal düzenlemeler ülkemiz bürokrasisinin gündemindeydi. 31 Ocak 2026 tarihinde hem Sağlık Bakanlığı’nın hem de Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çıkarmış olduğu iki yeni yönetmelikle tıbbi kenevirin üretimi ve kullanımına ilişkin detaylar ortaya konuldu. Tıbbi kenevirin ülkemizde gelişmesi için ülke olarak önemli attığımızı düşünüyorum. En azından süreci başlatmış olduk" diye konuştu.
"Vahşi sanayileşmeye karşı kenevir"
Dünyada yoğun sanayileşmenin yol açtığı çevre kirliliğine dikkat çeken Aytaç, "Beş yıl sonra Türkiye’de kenevir sektörü yalnızca ülkemize bağlı olarak değil, ticaret yaptığımız diğer ülkeler ve ülke bloklarıyla birlikte şekillenecektir. Örneğin, Yeşil Mutabakat ve Paris İklim Antlaşması gibi unsurlar üretim durumumuzu belirleyecektir; hem tarımsal üretim hem de sanayi üretimi açısından. Dünyanın vahşi sanayileşme sonrası kirlenmesinin ardından bu kirliliğin önüne geçebilmek veya azaltabilmek için bir dönüşüm gerekmektedir. Bu dönüşüm sürecinde kenevirin avantajlı olduğu düşünülmektedir" şeklinde konuştu.
"Önemli olan, üretim modelini ortaya koymak ve sanayisini geliştirmek"
Türkiye’nin tekstil alanında güçlü bir ülke olduğuna işaret eden Aytaç, "Biz tekstil bakımından güçlü bir ülkeyiz. Kenevir tekstilini yaygınlaştırabilirsek ve kenevir tekstil üretiminden arta kalanları da kâğıt sanayisinde değerlendirebilirsek, keneviri ekonomik anlamda iyi kullanan ülkelerden biri olabiliriz. Elbette kenevirden birçok ürün üretilebilmektedir. Önemli olan, üretim modelini ortaya koymak ve sanayisini geliştirmektir" ifadelerini kullandı.