Reklam
Reklam
aw170580 01 jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
26 Mart, 2024 15:42 tarihinde yayınlandı
0

Otobüste darp edilen yaşlı çiftten sanıkların tahliyesine tepki

Mersin’de otobüste darp edilen engelli yaşlı adam ve eşi, olaydan sonra psikolojik sorunlar yaşadıklarını belirterek, sanıklara verilen cezaya ve tahliye kararına itiraz edeceklerini bildirdi.

Mersin merkez Toroslar ilçesinde 15 Aralık 2023’te Mersin Şehir Hastanesine giden otobüste, Tarsus ilçesinde bir lisenin müdürü olduğu öğrenilen İsmet T. ile oğlu A.O.T.’nin (17), kalp pili takılı olan, felçli olduğu için vücudunun sağ kısmını tam olarak kullanamayan ve böbrek yetmezliği çeken Ramazan Polat (77) ve eşi Hamdiye Polat’ı (71) darp etmesiyle ilgili davanın 4. duruşması dün gerçekleştirildi. Duruşma sonunda tutuklu sanıklardan okul müdürü İsmet T., 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılırken, tutuklulukta geçirmiş olduğu süre nazara alınarak tahliyesine karar verildi. 17 yaşındaki oğlu A.O.T. için de 22 Mart’taki duruşmada ’kaçma şüphesi’ olmadığı gerekçesiyle tahliye kararı verilmişti.

“Görüntüleri görmediler mi bizi böyle suçladılar”

Darp edilen çiftlerden Hamdiye Polat, mahkemede verilen karara itiraz edeceklerini söyledi. Bir önceki duruşmaya sağlık sorunları nedeniyle katılamadıklarını hatırlatan Polat, “Bizim için ’kaçmışlardır’ demişler. Neden kaçalım? Biz dayak yemişiz. Ben cuma günü eşimi doktora götürdüm. Acile götürdük biz. Ondan sonra dün de mahkemeye gittik” dedi.

Olayın kamera görüntülerinin olmasına rağmen yine kendilerinin suçlandığını anlatan Polat, “Yine biz suçlandık. Raporlara itiraz ediyorlar. Adaletin raporu parayla mı alınıyormuş? Kendi yaptığını hep bizim üzerimize atıyor. Biz ona nasıl sopa atarız, nasıl dayak atarız biz? İkimiz yaşlıyız. Eşim engelli zaten. Ama suçlanan bizdik. Ondan sonra ne oldu? Hiçbir şey olmadı. Görüntüleri görmediler mi bizi böyle suçladılar. Onu tahliye ettiler, çocuğuyla beraber” diye konuştu.

“Depresyon ilaçları kullanıyoruz”

Yaşanan olayı ve olaydan sonra eşinin yaşadığı sıkıntıları anlatan Polat, şöyle devam etti: “Biz gece hiç uyuyamıyoruz. Depresyon ilaçları kullanıyoruz, psikoloğa gittik ikimiz de. Biz sabaha kadar bu koltukta oturuyoruz. Asla daha yorgan, yatak yüzü görmedi. Üstünü örtüyorum koltukta sabaha kadar böyle, gidip gidip geliyor. Nefes alamıyor adam. ’Sırtım ağrıyor, sırtım ağrıyor’ diye bağırıyor. Gece uykudan uyanıyorum. Sanki onlar tepemde, baba-oğlan tepemde. Eşim tamamen konuşamıyor, ben yine iyiyim. Zaman zaman hafıza kaybı da yaşıyor. Bizim hayatımızı bir etkiledi ki ben size anlatamıyorum.”

“Sonuna kadar itiraz edeceğim”

Baba ve oğlunun tahliyesine tepki gösteren Polat, “Biz iki yaşlı engelliye yaptıklarını yarın çıkınca yine yapacak. Ne yaşlı biliyor, ne engelli biliyor. Bu nasıl okul okumuş, bu nasıl müdür olmuş onu da bilemiyorum. Bundan sonra bana bir şey olursa ben ondan bilirim. Çünkü onlardan her şey beklenir. Biz burada ikimiz yalnızız. Kanun da bir şey yapmadı, adalet de bir şey yapmadı, bitti gitti. Niye bitti? Ben onu da anlamış değilim. Sonuna kadar itiraz edeceğim. Her konuda maddi manevi itiraz ediyorum. Ben davamdan vazgeçmiyorum. Gittiği yere kadar gitsin. Hani dedik adaletin kestiği parmak acımaz ama adalet bizi bir kestik ki; bizi mahvetti. Yaşlıya, engelliye saygı asla yokmuş, onu öğrenmiş olmuş olduk şimdi biz” ifadelerini kullandı.(İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin