Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
28 Temmuz, 2023 10:47 tarihinde yayınlandı
0

Ortopedi Uzmanı Dr. Baran Şen: “Çivileme ya da balıklama atlamadan önce düşünün”

Ortopedist Baran Şen, sığ sularda yapılan balıklama atlayışların felç ya da ölümle sonuçlanabilecek en riskli atlayışlar olduğunu söyledi. Boyun kırıklarına, omurilik zedelenmelerine yol açabilecek bu atlayışlarla ilgili uyarıda bulunan Dr. Şen, “Çivileme atlamada da zemine çakılırsanız risk var. Omurların zarar görmesi kalıcı sakatlıklara neden olabilir. Siz siz olun dibini görmediğiniz, derinliğini bilmediğiniz sulara atlamayın” dedi.

 

Meteoroloji son bir haftadır yüksek sıcaklık uyarısı verirken, bu sıcaklarda denizde, havuzda, göl ya da göletlerde serinleyeceklere Kent Hastanesi Ortopedi Uzmanı Dr. Baran Şen’den “atlama” uyarısı geldi. Şen, alçak, sığ sulara yapılacak balıklama ya da çivileme atlayışların neden olabileceği travmalara dikkat çekti. Şen, özellikle gençlerin denize, havuza yaptıkları atlayışların fotoğraflarını sosyal medyada paylaşmak için sürekli atlayış yaptıklarını kaydetti.

 

“Dikkatli olmak gerek”

 

Gençlerin bilinen balıklama ve çivileme stillerinden farklı atlayışlar da yaptığını ifade eden Şen, “Vücutlarını farklı şekillere sokup acayip hareketlerle atlıyorlar. Onlar şaka yapmak ya da eğlenmek için atlıyor, biz ise endişeleniyoruz. Bazı atlamaları izlerken yüreğimiz ağzımıza geliyor. Atlanılan yer su olabilir ancak sığ suya balıklama ya da çivileme atlandığında omurganın yaralanma, hasarlanma riski var. Kişi balıklama atladığında omurgası zedelenip felç geçirebilir, kafasını yere çarparsa kafa travması geçirebilir ki örnekleri maalesef ki her sene görülür. Omurga ciddi hasar görürse kişinin belden aşağısı felç olduğu gibi kollarını da kullanamaz hale gelebilir. Sığ sulara ‘çivileme’ denilen, ayakların üzerine atlama hareketi de tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Şöyle ki kontrolsüz bir atlayışla eğer zemine çakılma olursa topuktan başlayıp kalçada, bel, sırt ve boyunda kırıklar meydana gelebilir. Yani sığ sulara iki stilde de atlayış kalıcı sakatlıklara hatta ölümlere yol açabilecek riskler içeriyor. Bu tür travma geçiren kişi nakil sırasında da yanlış taşıma yüzünden de zarar görebiliyor. Siz siz olun dibini görmediğiniz, derinliğini bilmediğiniz sulara atlamayın. Derinliğin en az 2 metre olması gerekir. Eğer derinliğinden emin değilseniz, atlamaktan vazgeçin” dedi. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin