Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
31 Ekim, 2023 16:12 tarihinde yayınlandı
0

Ordu Şehir Hastanesi inşaatı yüzde 80 tamamlandı

Ordu’ya sağlık alanında sınıf atlatacak olan, 250 bin metrekare arazi üzerine kurulan 900 yataklı şehir hastanesi inşaatındaki çalışmalar yüzde 80’e ulaştı.

Ordu Üniversitesi’nin yer tahsis ettiği ve yapımına 2021 yılının Mart ayında başlanan şehir hastanesinde çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Yapım çalışmalarının devam ettiği Ordu Çevre Yolu’nun yanında, Ordu Üniversitesi yerleşkesi içerisinde yer alan hastane, Ordu’nun en temel ihtiyaçlarından birisi olan hastane sorununu çözüme kavuşturacak.

250 bin metrekare arsa üzerine inşa edildi, 1020 adet sismik izolatör bulunuyor

Toplam 250 bin metrekare arsa üzerinde yapımına başlanan ve Sağlık Bakanlığı’nın öz kaynaklarıyla yapılan, maksimum bin 560, minimum 987 yatak kapasitesi bulunan hastanenin kaba inşaatı yüzde 99 tamamlanırken, fiziki gerçekleşme oranı ise yüzde 80’e ulaştı. Ordu Çevre Yolu’nun alt kısmında bulunan hastanede depreme karşı bin 20 adet sismik izolatör ile güçlendirildi.

Ordu İl Sağlık Müdürü Opr. Dr. Dursun Tüzün, şehir hastanesi ile Ordu merkezde 170-180 olan poliklinik sayısının 360’a çıkacağını, 12 olan ameliyathane sayısının ise 39’a yükseleceğini söyledi. Tüzün, bunun yanında 40 kemoterapi, 40 diyaliz, 50 fizik tedavi gibi çok sayıda yardımcı merkezi de bünyesinde bulunduran önemli bir hastane olacağını belirtti.

“Kaba inşaat yüzde 99, fiziki yüzde 80 tamamlandı”

Hastanede şu anda kaba inşaatın yüzde 99 seviyesine ulaştığını kaydeden İl Sağlık Müdürü Tüzün, “Kaba inşaatı bitti diyebiliriz. İçerisinde ince işçilikler var, onlar da yüzde 80 seviyelerinde. Bunun yanında teknik servis ve ana okul binası yapılacak, morfoloji binamız bitti. İnşallah 2024 yılı içerisinde teslim alacağız. Biz de hastanenin projesi ile ilgili kendi ekibimiz ve hekimlerimiz ile projeyi değerlendirdik, yapılacak düzenlemeleri bakanlık ile konuştuk. İçerisinin tefrişatı ve teknolojik cihazları ile ilgili görüşmelerimiz bitti sayılır” diye konuştu.

“Ordu’nun en büyük yatırımı, bölge hastanesi olacak şekilde planlanmış”

Hastanenin, içerisindeki donanımlar ce ekipmanlar ile bölge hastanesi olabilecek kapasitede olduğuna değinen İl Sağlık Müdürü Opr. Dr. Dursun Tüzün, “Ordu’nun en büyük sağlık yatırımı. Şu an böyle bir hastaneyi inşaat ve içerisindeki malzemeler ile 15 milyar TL gibi bir rakama mal edebilirsiniz. Önceki kurlar ile yapıldığı için çok daha hesaplı oldu. İçerisindeki donanım ve teçhizat da bölge hastanesi olacak şekilde planlanmış. Biz sadece Ordu’ya değil, Giresun’a, Samsun’un yakın ilçelerine, Tokat, Sivas’ın ilçelerine hizmet verecek şekilde açacağız inşallah. Ayrıca Ordu olarak turizmde de öndeyiz, turizm için gelenlerin sağlık turizminden de faydalanmasını istiyoruz. Yeni konforlu Ordu Şehir Hastanemiz ile inşallah turizminde de açılacağız” ifadelerine yer verdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin