‘Öpücük hastalığı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir’ - Karabük Haber Postası
opucuk hastaligi ciddi saglik sorunlarina yol acabilir zblUu9YR
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
28 Eylül, 2024 16:15 tarihinde yayınlandı
0
0

‘Öpücük hastalığı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir’

Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, göz ardı edilen öpücük hastalığının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.

VM Medical Park Samsun Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, öpücük hastalığı hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Öpücük hastalığı virüsünün genç bireylerde daha sık görülmekle birlikte, bağışıklık sistemi zayıf kişilerde ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini söyleyen Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Bu nedenle, belirtiler başladığında hızlı bir şekilde bir sağlık kuruluşuna başvurmak önemlidir” dedi.

“Belirtiler göz ardı edilmemeli”

Enfeksiyöz mononükleoz hastalığı Epstein-Barr virüsünün (EBV) genellikle tükürük ve vücut salgıları yoluyla bulaştığını belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Bu nedenle öpücük hastalığı olarak adlandırılmaktadır. Ancak öpüşmek tek bulaşma yolu değildir. Virüs, öksürme ve hapşırma yoluyla da yayılabilir. Ayrıca, paylaşılan içecek veya yiyecekleri kullanma gibi yakın temaslar sonucunda da yayılabilir. Öpücük hastalığının en sık görülen belirtileri arasında ateş, boğaz ağrısı, yorgunluk ve lenf bezlerinde şişlik yer alır” diye konuştu.

“Dinlenme ve sıvı tüketimi önemli”

Bademciklerde büyüme ve kriptik görünüm nedeniyle hastalar çoğu kez beta hastalığı tanısı alarak antibiyotik tedavisi uygulandığını belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Antibiyotik tedavisine yanıt alınamaması da hastalığı düşündüren bir bulgudur. Öpücük hastalığının tanısı, hastanın semptomları ve kan testleri ile konulur. Kan testleri, EBV enfeksiyonunu gösteren antikorları tespit eder. Mononükleoz için spesifik bir tedavi yoktur. Tedavi, semptomları hafifletmeye odaklanır. Dinlenme, sıvı tüketimi önemlidir” şeklinde konuştu.

“Hijyen kurallarına dikkat edilmeli”

Hastalığın önlenmesi için kişisel hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve yakın temastan kaçınılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Özellikle hastalığı olan kişilerle yakın temas sınırlanmalıdır ve öpüşmekten kaçınılmalıdır. Bazı araştırmalar, virüsün belirli kanser türleri ve otoimmün hastalıklarla ilişkili olabileceğini göstermektedir. En çok ilişkili olduğu kanser çeşitleri Hodgin lenfoma, Burkitt lenfoma, üst yutak kanseri, yumuşak doku kanseri ile mide kanseridir. Multiple skleroz (MS) hastalığı ile de ilişkili olduğu gösterilmiştir. Çoğu insan EBV ile enfekte olmasına rağmen, kanser gelişme sıklığı düşüktür. Bu nedenle, öpücük hastalığı geçiren bireylerin düzenli sağlık kontrollerinden geçmeleri önerilir” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.