Reklam
Reklam
omu bafra yerleskesi dikilen fidanlarla yeserecek ZD8P9w2H jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
31 Mart, 2024 20:00 tarihinde yayınlandı
0

OMÜ Bafra Yerleşkesi dikilen fidanlarla yeşerecek

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Bafra Yerleşkesi’nde “Dünya Ormancılık Haftası” dolayısıyla ‘Fidan Dikme Töreni’ gerçekleştirildi.

OMÜ Turizm Fakültesi, Bafra İşletme Fakültesi ve Bafra Turizm Meslek Yüksekokulu (MYO) bünyesinde bulunduran Bafra Yerleşkesi’nde OMÜ ve Bafra Orman İşletme Müdürlüğü iş birliğiyle fidanlar toprakla buluşturuldu. OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal ve protokol üyeleri tarafından bin 100 adet fidan dikildi.

“Bafra Yerleşkesi’nde 50 dönümlük alanın tamamının ağaçlandırılmasını hedefledik”

Fidan dikimi öncesinde konuşan Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal, doğayı korumanın ve ağaçlandırmanın gelecek nesiller için miras özelliği taşıdığını vurgulayarak “Bafra Yerleşkesi’nde 300 dönüme tekabül eden bir alanda, 50 dönüm orman bölgesi oluşturulması planlanıyor. Bu yıl içinde 10 dönümlük bir alanda dikim olsa da önümüzdeki yıllarda 50 dönümlük alanın tamamının ağaçlandırılmasını hedefledik. Dünyamızdaki küresel iklim değişikliği karşısında nitelikli bir yaşam alanı oluşturma düşüncesiyle bugünü bir vesile kıldık. Ağaçlandırdığımız yer; gençlerimizin, içine girip oturamasa bile görseliyle mutlu olabileceği bir yaşam alanı ve diktiğimiz fidanlardan gelecek nesillerimiz istifade edecek. Dolayısıyla ağaçların dikimi kadar yaşatılması da oldukça önemli. Burada da diktiğimiz ağaçları kendi başına bırakmamalıyız. Bakımını yapmak ve sulamak suretiyle ihtiyaçlarını karşılayarak bu ağaçların yaşatılması en büyük sorumluluğumuz. Bu sorumluluğun bizden sonraki kuşaklara da bir kültür olarak aktarılmasını temenni ediyoruz” dedi.

“Karnı aç bir hayvanı beslemek için nasıl özel bir gayret gösteriyorsak, dikilen bir fidana da aynı özeni göstermemiz gerekiyor”

Ağaç dikmenin ve doğaya sahip çıkmanın önemine vurgu yaparak herkesin bu hususta duyarlı olması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Yavuz Ünal, “Ağaç dikmek veya ağaç sevmek popüler bir davranış olarak görülüyor. Bunu popüler kültürün ötesinde bir seferberliğe, bir yaşam biçimine dönüştürmeliyiz. Ağaca, yeşile, tabiata değer vermek ve yaşam için ihtiyaç duyulan her faydasının ekosistemde vazgeçilmez olduğunu da bilmemiz gerekiyor. Karnı aç bir hayvanı beslemek için nasıl özel bir gayret gösteriyorsak dikilen bir fidanın da ayakta durması için aynı özeni göstermemiz gerekiyor. Uluslararası alana bakıldığında, 2021’de GreenMetric’te 519. sırada olan üniversitemizin güncel olarak 340’lara yükseldiğini görüyoruz. Buradaki hedefimiz; yaşamımızın bir parçası olan doğayı betonlaştırmak değil, ihya etmektir. Allah’ın ortaya koyduğu mucizevi yapılar olan kâinata ve tabiata karşı bir muhabbet beslenmezse ve görmezden gelinirse bunlar ister istemez sıradanlaşacaktır. Nihayetinde de insan, parçası olduğu dünyanın güzelliklerini fark edemeyecektir” diye konuştu.

Etkinlik, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi. Düzenlenen etkinliğe ayrıca, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Selim Eren, Üniversite Genel Sekreteri Prof. Dr. İdris Varıcı, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yetkin Bulut, Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Özcan, OMÜ Tarımsal Araştırma ve Uygulama Müdürü Doç. Dr. Hasan Akay, Bafra Turizm MYO Müdürü Doç. Dr. Seyfullah Gül, Bafra Orman İşletme Müdürü Mustafa Bayraktar ve idari personel ile öğrenciler katıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
corumda tarihe iz birakanlar sempozyumda anlatildi nORqKivY
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
08 Mayıs, 2026 20:30 tarihinde yayınlandı
0
0

Çorum’da tarihe iz bırakanlar sempozyumda anlatıldı

Hitit Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyumda, tarihte iz bırakan Çorum’un önemli şahsiyetlerinin hayatı anlatıldı. Sempozyumda konuşan Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu, “Osmancık’ın Osmanlı Devleti’nde üç sadrazam çıkarmış olması, bölgenin bu dönemde oynadığı rolle alakalıdır” dedi.

Hitit Üniversitesi ev sahipliğinde “1. Ulusal Geçmişten Günümüze Çorum’da İz Bırakanlar” başlıklı sempozyum düzenlendi. Meslek Yüksekokulu Kampüsü Ethem Erkoç Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyumda Çorum’un tarihi yapılarından Veli Paşa Hanı ve Osmancıklı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa gibi kentin simge değerleri tarihi kaynaklar ışığında konuşuldu. Sempozyumda Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Işık, Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özer Şenödeyici ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu tarafından sunumlar yapıldı. Sempozyuma protokol üyeleri, akademisyenler, çok sayıda öğrenci katıldı.

“Ecdat yadigarlarını korumak tarihi bir vebaldir”

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Işık, “19. asrın sonlarına geldiğimizde Çorum, arşiv kayıtlarına göre 51 mahallesi, Ulu Camisi, 23 minareli camisi, 21 mescidi, 10 medresesi, 2 kütüphanesi, tekke ve zaviyeleri, 11 hanı, bin 100 dükkanı, çarşı ve pazarları ile Türk İslam medeniyetini temsil eden önemli bir merkez hüviyetindedir. Bugün bu yapıların büyük bir kısmı maalesef modernitenin çarkları arasında örselenmiş, öğütülmüş ve kaybedilmiş durumdadır. Geriye kalanları hangi ahvalde bulunursa bulunsun kurtarmak, gelecek nesillere aktarmak başta sorumluluk sahibi şahıs ve kurumlar olmak üzere tüm şehir olarak hepimizin başlıca görevidir. Zira her bir tarihi mekan, her bir tarihi eser toplumun ortak aklı, hafızası, baba, ata ocağıdır. Kale, Ulu Cami, Hıdırlık, Çöplük Çarşısı, Paşa Hamamı, Taş Han, Güpür Hamamı ve daha niceleri bu toplumun ortak kültür mirası yani baba ocağıdır. Kadim Anadolu tabiriyle bu ocakları tüttürmek, mekan ile özdeşleşmiş, onunla kaim olmuş ve asırlar boyu hüküm süregelmiş olan milli ve manevi değerleri, gelenek ve görenekleri ecdattan alıp nesle teslim etmek, tarihi bir vebal ve sorumluluktur” dedi.

“Bugün belediyemiz burayı bir kültür merkezi olarak kullanıyor”

Tarihi Veli Paşa Hanı ile ilgili de bilgiler veren Işık, “Veliyyüddin Paşa, 1866’da vakfettiği kahvehane ve bitişindeki altı dükkanı yıktırıyor. Bunun yerine yeni bir bina inşa ettiriyor, ki bu bina Velipaşa Han’dır. Üst katta 43, alt katta 16 oda olmak üzere toplam 59 odadan meydana gelen, bir kahvehane, iki ahır, 10 dükkan, bir miktar avlu ve ikişer kanatlı sokak kapısı içeriyor. Velipaşa Hanı, 1866 ila 1885 arasındaki bir tarihte inşa edilmiş. Velipaşa’dan günümüze kalan yapıların en önemlisinden biri Velipaşa Konağı. Bugün belediyemiz burayı bir kültür merkezi olarak kullanıyor. Hanın en önemli özelliği Osmanlı şehir içi hanlarının özelliklerini yansıtması ve ondan da çok önemli bir farkı olarak üç katlı olmasıdır. Üçüncü katı bir otel olarak kullanılmaktadır” diye konuştu.

“Sadrazamlar şehri sıfatını Baltacı Mehmet Paşa ile tamamlamış olacaktır”

Osmancıklı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa’nın hayatını anlatan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu da, “Osmancık’ın Osmanlı Devleti’nde üç sadrazam çıkarmış olması bölgenin bu dönemde oynadığı rolle alakalıdır. 17. yüzyılda Baltacı Mehmet Paşa ile bu sayı üçe çıkıyor. Osmancıklıların da haklı olarak övündükleri gibi bir ’sadrazamlar şehri’ sıfatını Baltacı Mehmet Paşa ile tamamlamış olacaktır. Baltacı Mehmet Paşa’nın sağlıklı ve zinde bir vücuda sahip olduğu, gençliğini Osmancık’ta geçirdiği kayıtlıdır. Bir süre Akdeniz sahillerinde pek çok memleketi gezmesini sağlayan gemicilik işinde çalıştığı ve bu esnada Kuzey Afrika’da tanıdığı Mağripli bir şeyhin kendisine ileride vezir-i azam olacağını haber vermesi sebebiyle saray hizmetine yöneldiği anlaşılmaktadır. Akrabasından Hacı Sefer adlı birinin vasıtasıyla Baltacı Ocağı’na, Teberdaran-ı Hasta zümresine girdiği belirtilir. Bu yüzden Baltacı namıyla anılmıştır. Güzel sese ve nefese sahip olarak musikiye alakası olduğu için ’Güzelce Müezzin’ diye de şöhret kazanmıştır” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin