Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında 17 Mart 2024 tarihinde Trabzon’da ve Fenerbahçe’nin 3-2 üstünlüğü ile sonuçlanan olaylı maçla ilgili Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 7 Fenerbahçeli futbolcu hakkında 4 uzlaştırma, 3 takipsizlik kararı çıktı.
Maç esnasında sahaya giren Trabzonspor taraftarı nedeniyle başlayan soruşturma sürerken, 3 Fenerbahçeli futbolcu için savcılık tarafından takipsizlik kararı verildi. Bu futbolcuların, sahaya giren taraftarlardan kendilerini korumaya çalıştıkları gerekçesiyle cezai sorumluluktan muaf tutuldukları belirtildi. Diğer yandan, olaylara karışan 4 Fenerbahçeli futbolcu hakkında “basit yaralama” suçlamasıyla savcılık dosyayı uzlaştırma bürosuna sevk etti. Taraftarlar ve futbolcular arasında uzlaşma sağlanamazsa, bu 4 futbolcu hakkında basit yaralama suçundan dava açılacağı ifade edildi.
Konuyla ilgili Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“17.03.2024 tarihinde oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe müsabakasındaki olaylarla ilgili olarak Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmalar kapsamında, sahaya girerek saha içerisinde bulunan Fenerbahçe Spor Kulübü oyuncularına ve çalışanlarına yönelik fiziki saldırıda bulunduğu tespit edilen toplamda 23 taraftar (H.Ç. , K.O , O.B. , A.A. , M.H.K. , E.Y. , E.Y. , G.Ç. , H.Ş. , M.B. , M.O. , Ö.F.Ş. , R.B. S.A. , S.K. , A.S. , Y.Ç. , M.A.K. , Y.E. , Y.K. , F.B. , H.E. R.A.) hakkında 6222 sayılı yasanın 17/1 maddesi delaletiyle 5237 sayılı yasanın 86/2 maddesi uyarınca uzlaştırma bürosuna gönderme kararı yazılmış olup, aynı olaylar kapsamında sahaya giren taraftarlara meşru müdafaa sınırlarını aşacak şekilde fiziki saldırıda bulunduğu tespit edilen B.O.S. , İ.C.E. , J.O. ve M.B. adlı 4 Fenerbahçe Spor Kulübü futbolcusu hakkında 6222 sayılı yasanın 17/1 maddesi delaletiyle 5237 sayılı yasanın 86/2 maddesi uyarınca uzlaştırma bürosuna gönderme kararı yazılmıştır. Olaylar esnasında rakip takım futbolcusuna fiziki saldırıda bulunduğu tespit edilen Trabzonspor Kulübü yardımcı antrenörü olan E.K. hakkında 6222 sayılı yasanın 17/1 maddesi delaletiyle 5237 sayılı yasanın 86/2 maddesi uyarınca uzlaştırma bürosuna gönderme kararı yazılmıştır. Yürütülen soruşturma neticesinde eylemi meşru müdafaa kapsamında kaldığı tespit edilen Fenerbahçe Spor Kulübü futbolcuları İ.Y. ve F.O.A. hakkında ve üzerine atılı hakaret suçu yönünden hakkında kamu davası açmaya yeterli delil elde edilemeyen Fenerbahçe Spor Kulübü futbolcusu İ.C.E. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Yaşanan olaylarda sahaya giren ancak herhangi bir futbolcuya fiziki saldırı eylemi olmayan 84 taraftar hakkında ise 6222 sayılı yasanın 16/2 maddesi kapsamında adli işlem yapılmıştır.”


Olaylı Trabzonspor-Fenerbahçe maçıyla ilgili Cumhuriyet Savcılığı’ndan 4 uzlaştırma, 3 takipsizlik kararı
BIRAKIN MUHALEFİ DİZAYN ETMEYİ, İŞİNİZE BAKIN, ÜLKENİN DEVASA SORUNLARI ÇÖZÜM BEKLİYOR.
Ülkenin onca, sorunu varken, yapay gündemlerin peşinden sürükleniyoruz. Ülkeyi yönetenler sorunların çözümü yolunda gayret göstermek yerine, süni gündemlerle dikkatleri başka yöne çekmenin derdinde. Ülkenin kronikleşmiş devasa sorunlarının konuşulması istenmiyor.
Kamuoyu araştırmalarına göre Türkiye’nin en önemli sorunu ekonomi ve hayat pahalılığı olarak öne çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinde hayat pahalılığı ilk sırada yer alırken, Asal Araştırma gibi bağımsız anket şirketlerinin çalışmalarında da toplumun büyük bir çoğunluğu ekonomiyi en büyük problem olarak görüyor.
Vatandaşlar ve konunun uzmanları tarafından öne çıkarılan sorunlar sırasıyla, şu başlıklar altında toplanıyor;
* Ekonomik Sıkıntılar Hayat Pahalılığı ve Enflasyon nedeniyle temel gıda ve ihtiyaç maddelerine ulaşımın giderek zorlaşması.
* Yoksulluk: Gelir adaletsizliğinin artması ve alım gücünün ciddi şekilde düşmesi.
* İşsizlik: Özellikle genç nüfus arasında istihdam olanaklarının yetersiz kalması.
* Adalet ve Hukuk: Hukuk sistemine ve yargı bağımsızlığına olan güvenin azalması.
* Eğitim Sistemi: Ezbere dayalı yapı ve fırsat eşitliğinin sağlanamaması.
* Sığınmacı ve Göçmenler: Demografik yapı ve kaynakların paylaşımı üzerindeki toplumsal endişeler.
* Doğal Afetler: Başta deprem olmak üzere afetlere karşı şehirlerin hazırlıksız olması.
Hayat pahalılığı ve yüksek enflasyonun kalıcı çözümü; sıkı para politikaları, yapısal reformlar, hukuki güvenliğin tesisi, kamu tasarrufu ve vergi adaleti sacayaklarının eşzamanlı olarak hayata geçirilmesinden geçiyor.
Ekonomi ve hayat pahalılığı krizinin çözümü için izlenmesi gereken temel yol haritası şudur;
1. Para ve Maliye Politikalarının Sıkılaştırılması. Faiz ve Enflasyon Dengesi: Fiyat istikrarını sağlamak için merkez bankalarının reel faiz politikalarıyla enflasyon canavarını dizginlemesi hedeflenir. M × V = P × Q denklemindeki para arzının kontrol altına alınması kritik öneme sahiptir.
Kamu Disiplini: Bütçe açıklarını kapatmak adına kamuda tasarruf tedbirleri sıkılaştırılmalı, lüks tüketim ve verimsiz harcamalar kısılarak denk bütçe hedefine yaklaşılmalıdır.
2. Yapısal Reformlar ve Üretim EkonomisiTarım ve Gıda Arzı: Gıda enflasyonunu düşürmek için tarımda girdi maliyetleri (gübre, mazot, elektrik) düşürülmeli ve planlı üretim modeline geçilmelidir. Katma Değerli Üretim: İthalata olan bağımlılığı azaltmak, yerli üretimi ve teknoloji odaklı sanayiyi teşvik etmek döviz kurundaki oynaklığı azaltarak maliyet enflasyonunu hafifletir.
3. Hukuki Güvenlik ve Kurumsal BağımsızlıkYatırımcı Güveni: Bağımsız kurumların (Merkez Bankası, TÜİK, Rekabet Kurumu) siyasi müdahalelerden uzak çalışması ve hukukun üstünlüğü ilkesinin tam anlamıyla işlemesi, doğrudan yabancı yatırımları (FDI) Türkiye’ye çekmek için elzemdir.Liyakat: Kurumlarda liyakat esasına dönülmesi, alınan ekonomik kararların piyasadaki güvenilirliğini ve öngörülebilirliğini artırır.
4. Gelir Dağılımı ve Vergi Adaleti Vergi Yükünün Dengelenmesi: Dolaylı vergilerdeki (ÖTV, KDV) yüksek pay azaltılarak; doğrudan vergilendirmeye (kazanç üzerinden alınan gelir ve kurumlar vergisi) ağırlık verilmelidir. Alım Gücünün Korunması: Dar ve sabit gelirli vatandaşların hayat pahalılığı altında ezilmemesi için enflasyonla mücadele edilirken, gelir artırıcı sosyal desteklerin ve maaş güncellemelerinin gerçek enflasyon verilerine göre yapılması sağlanmalıdır.
Halkın ekonomi yönetimine duyduğu güven çok düşük seviyede.
Türkiye’de ekonomi yönetimine olan güvenin düşük kalmasının temel nedenleri, uzun süredir aşılamayan yüksek enflasyon, piyasa beklentileriyle uyuşmayan resmi hedefler ve halkın günlük yaşamına yansımayan refah artışıdır. Kamuoyu araştırmaları ve iş dünyası anketleri, ekonomi politikalarının öngörülebilirliği ve etkinliği konusunda ciddi bir inanç eksikliği yaşandığını ortaya koymaktadır.
Ekonomi başta olmak üzere, ülkenin temel sorunlarının çözümü yolunda çok acil radikal adımların atılması gerekiyor.
Bırakın muhalefi dizayn etmeyi. İşinize, bakın işinize!
İlyas Erbay


