OBM'den İşçi Alımı İçin Kura Duyurusu - Karabük Haber Postası
1110
Haber Merkezi Avatarı
Haber Merkezi tarafından
26 Mart, 2025 11:04 tarihinde yayınlandı
0
0

OBM’den İşçi Alımı İçin Kura Duyurusu

Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü, bağlı işyerlerinde çalıştırılmak üzere toplam 110 geçici işçi alımı yapacağını duyurdu. Alım kapsamında 50 Orman İşçisi, 26 Arazöz Şoförü, 7 Dozer Operatörü, 15 Greyder Operatörü, 10 Ekskavatör Operatörü, 1 İş Makineleri Operatörü ve 1 Traktör Operatörü istihdam edilecek.

Başvurular Ankara Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü Ostim Hizmet Merkezi tarafından alınacak. Başvuru yapan adaylar arasından, açık pozisyonların 4 katı kadar asil ve 4 katı kadar yedek aday, 03 Nisan 2025 Perşembe günü saat 10:00’da Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü toplantı salonunda yapılacak Noter kurası ile belirlenecek.

Başvuru sayısının talep edilen işçi sayısının 4 katını aşmadığı durumlarda noter kurası yapılmayacak. Ayrıca, öncelikli başvuru hakkına sahip adayların sayısı belirlenen kotanın altında kaldığında, bu adaylar da kura çekimine dahil edilmeyecek.

KURA SONUÇLARI 4 NİSAN’DA AÇIKLANACAK

Noter huzurunda yapılacak kura çekimi isteyen adaylar tarafından izlenebilecek. Kura sonuçları 04 Nisan 2025 tarihine kadar Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü’nün resmi web sayfasında (https://www.zonguldak.obm.gov.tr) duyurulacak.

EVRAK TESLİMİ DUYURULACAK TARİHLER ARASINDA YAPILACAK

Kura sonucu belirlenen asil ve yedek adayların evrak teslim tarihleri Bölge Müdürlüğü’nün web sitesinde ilan edilecek. Başvuruda bulunan adaylara ayrıca bireysel bir tebligat yapılmayacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay