Kocaelispor Teknik Direktörü Mustafa Gürsel, deplasmanda aldıkları 1 puanın kendileri için moral olduğunu dile getirerek, “Hedefimize ulaşmak için ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.
Kocaelispor, Trendyol 1. Lig’in 29. haftasında deplasman karşılaştığı Çorum FK ile 1-1 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Kocaelispor Teknik Direktörü Mustafa Gürsel, sahada aynı puana ve hedeflere sahip iki takımın mücadelesinin olduğunu belirterek, güzel bir maç olduğunu söyledi.
İki takımında hedeflerinin olduğunu, bu hedeflere ulaşmak için artık ligin son düzlüğüne girildiğine dikkat çeken Gürsel, “Bizde hedeflerimize ulaşmak için bu maç bizim için çok önemliydi. Hafta içinde sahamızda kazandığımız güzel bir galibiyetin ardından buraya da puanlar almak için gelmiştik. Ancak maçın daha ikinci dakikasında bireysel hatamızdan dolayı golü kalemizde gördük. Çorum’da rakibinizle aynı puana sahip olup maça 1-0 geriden başlamak kolay değil. Moralsizlikle başladık maça. Ancak dakikalar ilerledikçe oyunun kontrolünü sağlayan, pozisyon bulabilen bir konuma geldik. İlk yarıda da golü bulabilirdik. Beraberliği de yakalayabilirdik. Kalecinin ceza sahası dışında tuttuğu bir top var. Dikkatli baktığımızda içeride de olabilir. İkinci yarıda da aynı arzu ve isteği devam ettirdik. İkinci yarıda gölü bulduk. Karşılaşmanın son dakikalarında oyun gidip geldi. Bizde kazanabilirdik. Çorum’da kazanabilirdi” diye konuştu.
Oyuna bakıldığında maçın hakkının beraberlik gibi gözüktüğünü anlatan Gürsel, “Geriden geldik. Bir puan aldık. Bugün burada bir puan bizim için moral puanı oldu. Çünkü iç sahadaki hem oyunsal, hem taktiksel hem de puansan anlamdaki yükselişimizi sürdürmemiz gerekiyordu. Deplasmanda oynadığımız maçta bayram öncesi bir puan moral oldu. Bundan sonraki maçlarda hedefimize ulaşmak için ne gerekiyorsa yapacağız” ifadelerini kullandı.


Mustafa Gürsel: “Hedefimize ulaşmak için ne gerekiyorsa yapacağız”
SİYASETE DİZAYN…
DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞ
Fevzi Aydın
Yirminci yüzyılın sonlarında, Türk siyasetinin getirdiği ekonomik ve siyasi yıkımla birlikte, ortak akıl mı, dış güçler mi dersiniz, siyaset yeniden dizayn edilmeye başlandı…
Ekonomi, siyaset ve hukuk üçgeniyle halkın sosyo-ekonomik alanlarını kapatan iktidar, milli iradenin, halkın ve toplumun yanında duracağına bugün karşısına geçmiş durumda…
Ulusal ve uluslararası ekonomik sistemle uyuşmayan Cumhur İttifakı ekonomik sistemiyle bozulan sosyo-ekonomi, IMF-Dünya Bankası finansal sistemine bağlanarak, ABD tabanlı ekonomi, acı reçetelerle halkı vurmaya devam ediyor…
İktidar büyük kuruluşlara çeşitli finansal destekler sağlarken, gelir dağılımında halk yararına çözümler yerine, gelir azaltıcı önlemler, kararlar alındı…
Faiz, enflasyon ve fiyat artışlarıyla, büyük erozyona uğrayan çalışma hayatı ve emekli gelirleri, bırakın yerinde saymayı, hızla geri gitmeye devam ediyor…
İktidar, sosyo-ekonomideki kırılganlığı tedavi etmek yerine, piyasanın kendi fiyatlamasıyla gelir dengesini bozmasına, sessiz kalmaya devam ediyor…
Halkın taleplerini görmek yerine, ana muhalefet partisi CHP depremine benzin döken iktidar, CHP’de iki başlı yönetimin ortaya çıkmasında pay sahibi…
2028 yılı seçimlerine doğru siyasi yolda yaşanan siyasal gelişmeler, Türkiye’de siyasetin yeniden dizayn edilmeye başlandığını gösteriyor…
Türk siyasetine çeyrek asır milli irade sloganıyla damga vuran AKP, 2019 yılında Millet İttifakının ortak adayı, CHP İstanbul Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu aday gösterince, adeta Türk siyasetinde deprem oldu…
Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını, aynı dönemde iki seçimle kazanarak siyasi gücünü ortaya koydu…
AKP ve MHP’nin seçimlere itirazıyla, sahada kazanılan seçim masada kaybedilmiş oldu…
Yenileme seçimlerine, bu sefer CHP adayı olarak İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığına adaylığını koyan Ekrem İmamoğlu, 13,700 farkla kazandığı ilk seçimi, ikinci defada 806 bin oy farkıyla yeniden kazanarak, Milli İradenin daha fazla gücünü arkasına almış oldu…
Siyaset Hukuk ve Ekonomi üçgeniyle kurulan baskı sistemi, milli iradede tahribat yaparken, iktidar gücü adına ana muhalefet partisinin parçalanışını izlemekte…
Ticari alanda sıklıkla kullanılan kayyım atamaları, iktidar gücü adına, siyasi alanı da kapsama alanına dahil etti…
Cumhur İttifakı, iktidara yakın gördüğü ana muhalefet belediyelerinin kirli çamaşırlarını, kayyım atamalarıyla, ortaya saçtı…
Siyasetin yeni kavramları Kayyım ve Mutlak Butlan gibi hukuki terimlerle, Kayyım atamalarıyla görevden alınan ana muhalefet belediye başkanlıkları, siyasi baskılarla birlikte, Cumhur İttifakına geçmiş oldu…
İktidarın desteğiyle, siyasi arınma adına, Ana Muhalefet Partisi CHP, iki başlı yönetim haline gelirken, bugün parçalanma yolunda…
Milli iradenin seçimini, iktidar gücüyle değiştiren siyasi irade, siyaseti, demokrasi ve siyasetle dizayn etmesi gerektiğini unutarak, siyaseti iktidar gücüyle dizayn etmeyi seçti…
Milli İrade, çizgisinden ayrılan siyaseti, ilk seçimlerde dizayn ederek, demokrasi çizgisine çekebilecek mi?
Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…


