Reklam
Reklam
66c5c38f85454 jpg
Haber Merkezi Avatarı
Haber Merkezi tarafından
21 Ağustos, 2024 13:38 tarihinde yayınlandı
0

Müracaatlar Bitti, 1726 Kişi Başvurdu

Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları’nın (KARDEMİR) 100 işçi alımı yapacağını duyurmasının ardından başlayan başvurucu süreci tamamlandı. İŞKUR’a ,  müracaatların başladığı andan itibaren 1726 vatandaş başvuruda bulundu

Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları’nın (KARDEMİR) 100 işçi alımı yapacağını duyurmasının ardından Karabük Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) Müdürlüğü’nde büyük bir yoğunluk yaşandı. 21 Ağustos Çarşamba günü sona eren başvurularda 1726 kişi İŞKUR’a  iş başvurusunda bulundu, bu başvuruların 1391’i internet üzerinden gerçekleşirken, 335’i ise şahsen yapıldı.

İŞKUR İl Müdürü Ferhat Sarıçam, başvuruların sona ermesinin ardından bir açıklama yaptı. Sarıçam, KARDEMİR’in işçi alım ilanının büyük bir ilgi gördüğünü belirterek, bu kadar yoğun bir başvuru sürecini başarılı bir şekilde yönettiklerini ve başvuruların değerlendirme sürecine hızlıca geçileceğini ifade etti.

Bu gelişme, Karabük’te işsizlik sorununun hala önemli bir mesele olduğunu ve  halkın istihdam fırsatlarına büyük bir ihtiyaç duyduğunu gözler önüne sererken,  KARDEMİR gibi büyük sanayi kuruluşlarının yeni iş imkanları sunması, bölge ekonomisi ve sosyal yaşamı açısından da büyük önem taşıyor. Başvuruların ardından yapılacak değerlendirmeler sonucunda, KARDEMİR tarafından seçilecek 100 kişi, fabrikanın çeşitli birimlerinde istihdam edilecek.

KARDEMİR gibi büyük işletmelerin, bu tür istihdam ilanları ile topluma katkı sağlamak adına önemli adımlar attığı, ancak mevcut ekonomik koşullar nedeniyle bu tür fırsatların sınırlı kaldığı da açıkça görülüyor.

Sonuç olarak, 100 kişilik işçi alımı için yapılan 1726 başvuru, bölgedeki işsizlik sorununun boyutunu gözler önüne sererken, aynı zamanda KARDEMİR gibi köklü işletmelerin, bölge halkı için ne kadar büyük bir önem taşıdığını da ortaya koyuyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin