MTV İLK TAKSİTİ ÖDEME SÜRECİ BAŞLADI - Karabük Haber Postası
67791fb66c85c
Asuman Doğan Avatarı
Asuman Doğan tarafından
04 Ocak, 2025 14:47 tarihinde yayınlandı
0
0

MTV İLK TAKSİTİ ÖDEME SÜRECİ BAŞLADI

2025 yılı Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) ilk taksitiyle birlikte borç yapılandırması kapsamında ödemeler başladı. Araç sahipleri, yeni belirlenen MTV tarifesine göre ödeme yapacak. Bu süreçte son ödeme tarihi 31 Ocak Cuma olarak belirlendi.

ÖDEMELER İKİ TAKSİTTE GERÇEKLEŞİYOR
2025 yılına ait MTV ödemeleri, her yıl Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere iki eşit taksitte yapılabiliyor. Bu yılın birinci taksit ödemeleri 1 Ocak’ta başladı ve son ödeme tarihi 31 Ocak’a kadar devam edecek.

MTV ÖDEMELERİ NASIL YAPILIR?
Ödemeler, Dijital Vergi Dairesi (dijital.gib.gov.tr) veya GİB Mobil uygulaması üzerinden yapılabileceği gibi, banka ve kredi kartlarıyla anlaşmalı bankalardan, havale yöntemiyle de gerçekleştirilebiliyor. Ayrıca, vergi dairesi vezneleri ve PTT şubelerinden de ödeme yapmak mümkün.

İnternetten ödeme yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, yalnızca “gib.gov.tr” ya da bankaların resmi internet sitelerinden giriş yapılması gerektiği.

MTV TARİFESİ 2025’TE ARTIRILDI
Cumhurbaşkanı Kararı ile 2025 yılı MTV tarifesi, yüzde 43,93 oranında artış gösterdi. Örneğin, 2024’te 2 bin 343 TL olan bir aracın MTV’si, 2025’te 3 bin 372 TL’ye, 5 bin 265 TL olan bir aracın MTV’si ise 7 bin 577 TL’ye yükseldi.

VERGİ ÖDEMELERİ İÇİN SON TARİHLER
Muhtasar ve prim hizmet vergisi ile konaklama vergisinin ödemeleri 27 Ocak’a kadar yapılabilirken, Ekim-Kasım-Aralık 2024 dönemi KDV ödemeleri için son tarih 28 Ocak olacak. 31 Ocak’a kadar ise turizm, haberleşme ve dijital hizmet vergisi beyannameleri ve ödemeleri yapılabilecek. Ayrıca, yapılandırma düzenlemesi kapsamında 20. taksit ödemeleri de ay sonuna kadar yapılabilecek.

Taşınmaz, motorlu taşıt satışı ve günübirlik konut kiralamaları yapanlar ile lojistik sektörü temsilcilerinin bildirim verme süresi de 31 Ocak’ta son bulacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.