İE

MİLLETE KEMER SIKTIRANLAR, KAMUDA 17 BİN 726 ARAÇLIK ARTIŞI NASIL AÇIKLAYACAK?

Vatandaşa tasarruf çağrısı yapılırken kamudaki araç sayısının iki yılda 17 bin 726 artması eleştiriliyor. Tasarruf genelgesine rağmen yaşanan bu artışın ve kamu harcamalarının hesabı soruluyor.

22 Ekim 2026, 11:022 dk okuma
Haberi dinle
0:00/~3 dk

Vatandaşa kemer sıktırılırken kamudaki araç sayısının iki yılda 17 bin 726 artması nasıl açıklanacak?
Türkiye'de vatandaşa sürekli tasarruf çağrısı yapılıyor. Emekliye sabır, asgari ücretliye fedakârlık, esnafa dayanma gücü tavsiye ediliyor. Herkesin ekonomik sıkıntılara katlanması isteniyor.
Peki, aynı tasarruf anlayışı kamuda da uygulanıyor mu?

Açıklanan verilere göre kamudaki taşıt sayısı, 2024 yılında 111 bin 599 iken Haziran 2026'da 129 bin 325'e yükseldi. İki yılda tam 17 bin 726 araçlık artış!
Şimdi soralım: Kamuda tasarruf yapılacaksa bu kadar araç artışı neyin nesi?
Üstelik 2024 yılında yayımlanan tasarruf genelgesiyle kamu harcamalarının sınırlandırılması, taşıt ediniminin ve kiralanmasının kontrol altına alınması hedeflenmişti.
Aradan iki yıl geçti. Peki, ortaya çıkan tablo ne söylüyor?
Elbette emniyetin, jandarmanın, sağlık kuruluşlarının ve hizmet birimlerinin araç ihtiyacı olabilir. Her araç artışını gereksiz harcama olarak nitelendirmek doğru değildir.
Ancak vatandaşın bilmesi gereken bir şey var: Bu araçların kaçı zorunlu hizmetler için alındı? Kaçı makam ve temsil amacıyla kullanılıyor? Mevcut araçlar neden yeterli olmadı? Bu artışın kamu bütçesine getirdiği toplam yük ne kadar?
Bunlar cevapsız bırakılabilecek sorular değildir.
Çünkü konu yalnızca araç sayısı değil; milletin parasının hangi anlayışla harcandığıdır.

Bir tarafta geçim sıkıntısı yaşayan milyonlarca insan, diğer tarafta harcamaları konusunda kamuoyuna açıklama yapmak zorunda olan bir devlet yönetimi var.
Emekli pazarda fiyat hesabı yaparken, asgari ücretli ay sonunu düşünürken, esnaf dükkânını ayakta tutmaya çalışırken kamu harcamalarının da aynı hassasiyetle denetlenmesini istemek en doğal hakkımızdır.
Üstelik bir aracın maliyeti, satın alındığı veya kiralandığı gün bitmiyor. Yakıtı var, bakımı var, sigortası var, işletme giderleri var.
Yani bugün alınan her gereksiz aracın yükü, yarın da milletin sırtında!

TASARRUF SÖZLE DEĞİL, UYGULAMAYLA OLUR!

Tasarruf genelgesi yayımlamak kolaydır. Asıl mesele, o genelgenin gereğini yerine getirmektir.
Kamu kurumlarının harcamaları düzenli olarak denetlenmeli, taşıt sayısındaki artışın nedenleri açıklanmalı ve zorunlu olmayan giderler önlenmelidir.
Kimse kamu hizmetlerinin aksamasını istemiyor. İstenen şey, kamu kaynaklarının gerçekten kamu yararına kullanılmasıdır.
Devletin parası, herhangi bir yöneticinin şahsi parası değildir. O para, vergisini ödeyen, üreten, çalışan ve geçinmeye çalışan milyonlarca insanın parasıdır.
Bu nedenle her kuruşun hesabı verilmelidir.

ÖNCE KAMU TASARRUF ETSİN Kİ MİLLET İNANSIN!

Ekonomik sorunları yalnızca kamu araçlarının sayısına bağlamak elbette doğru olmaz. Ancak tasarrufun önem kazandığı bir dönemde kamu harcamalarındaki artışın gerekçesini açıklamamak da güven sorununu derinleştirir.
Bir ülkede tasarruf politikası uygulanıyorsa bunun sonuçları rakamlara yansımalıdır. Aksi hâlde açıklanan tedbirlerle ortaya çıkan tablo arasındaki fark, haklı olarak soru işaretleri doğurur.
Millete sürekli fedakârlık çağrısı yapanlar, önce kendi harcamalarının hesabını verebilmelidir.
Çünkü tasarruf, vatandaşa kemer sıktırıp kamuda harcamaya devam etmek değildir. Tasarruf, milletin parasını milletin yararına kullanmaktır.
Ve unutulmasın:
Milletin cebinden fedakârlık bekleyenler, milletin parasını harcarken de aynı fedakârlığı göstermek zorundadır!

İlyas Erbay

Yorum yaz

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır. Kaba ve kişisel saldırı içeren yorumlar yayımlanmaz.

Henüz yorum yok.

İlk yorumu sen yaz, tartışmayı başlat.