Meslek lisesi öğrencilerinden ‘pelet soba’ üretimi - Karabük Haber Postası
meslek lisesi ogrencilerinden pelet soba uretimi WdYvWLcA
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
11 Ocak, 2025 12:37 tarihinde yayınlandı
0
0

Meslek lisesi öğrencilerinden ‘pelet soba’ üretimi

Samsun Bafra Mesleksel ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, son yıllarda istek gören ’pelet soba’ ve ’piknik tipi pelet soba’ üretmeyi başardı.

Bafra Mesleksel ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri okulda mesleksel eğitimlerini alırken, branşlarıyla ilgili piyasada gereksinim arz eden işlerin yapılmasına da el atıyor. Bu kapsamda okulda öğrenciler tarafında pelet soba üretimine başlandı. Öğretmenleri eşliğinde bahçe ve balkon oturma kümeleri, barbekü imali, traktör üstü tente, ceviz, fındık kırma eserleri yaparak mesleksel bilgi ve hünerlerini ilerletmeye çalışan öğrenciler, şimdide pelet soba ve piknik tipi pelet soba üretimine geçti.

“Soba işini öğrenciler aklımıza getirdi”

Makine ve Tasarım Teknolojisi Kısım Şefi Yalçın Kitapçı, “Soba işini öğrenciler aklımıza getirdi. Çabucak çalışmalara başladık. Biraz değişiklikler yaparak pelet sobası, piyasa tabiriyle ‘roket soba’ dedikleri sobayı ürettik. Sobanın büsbütün kapalı bir alanda kullanılmasından yana değiliz. Güya hiç gaz çıkartmıyormuş üzere piyasada lanse ediliyor. Sonuçta bir yakıt yanıyor ve karbonmonoksit salınımı var. Konut içinde kapalı alanda kullananlarda kesinlikle bir surette bir boruyla bacaya bağlamak durumundalar. Yeniden bu sobanın gibisi olan piknik tipi pelet soba yaptık. Fazla yer kaplamayan otomobilinizin bagajında taşınabilen ve piknikte yanma haznesine pelet olabilir, tahta kesimleri kullanarak tutuşturma yapabiliriz ve çayınızı, yemeğinizi çok rahatlıkla hazırlayabileceğimiz seyyar soba yaptık. Sipariş üzerine okulumuzun döner sermayesinden bunu yapıp vatandaşlara ve birtakım kurumlara vermeyi düşünüyoruz. Vatandaşlarımız yahut kurumlar tarafından bizi destekleme ismine yaptığımız eserleri de almalarını istiyoruz” dedi.

Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi çalışmalarını yerinde inceleyen İlçe Ulusal Eğitim Müdürü Mehmet Değermenci, “Okumuz çok hoş, çok şık bir soba yaptı. Bu hoş eserin yaygınlaştırması ve okulun tanıtımı manasında elimizden geleni yapmalıyız. Bu sobayla bir arada çalışmaların daha ileriye gitmesi için gerekli takviyesi vermeye hazırız” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…