Karabük’ün Safranbolu ilçesinde meslek lisesi öğrencilerinin geliştirdiği SafranTech isimli elektrikli araç TEKNOFEST’te ivme ve verimlilik kategorilerinde Türkiye ikinciliği elde etmeyi başardı.
Safranbolu Ahi Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde kurulan SafranTech EC Takımı, ürettikleri elektrikli araçla TÜBİTAK Gebze Kampüsünde düzenlenen TEKNOFEST liseler arası elektrikli araç yarışmasına katıldı. İvme ve Verimlilik kategorisinde düzenlenen yarışmada SafranTech isimli elektrikli araçla Türkiye ikinciliği elde etmeyi başardı.
Her iki kategoride derece elde eden takımı tebrik eden Karabük Milli Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş, “Türkiye Yüzyılı şiarıyla mesleki ve teknik eğitime yönelik var olan toplumsal algıyı değiştirmeyi hedefleyen, öğrencilerimizin mesleki ilgi ve yeteneklerini tespit eden, iş başında eğitim imkanlarının artırıldığı, hızla değişen ve gelişen teknolojiyle uyum sağlamaları noktasında büyük hedefler ile yolumuzda güçlü adımlarla ilerliyoruz. TEKNOFEST 2024 sezonunda ülkemizin fabrikalar kuran fabrikası KARDEMİR A.Ş ’nin desteği ile katıldığı yarışmada SafranTech EC takımı bizleri gururlandırdı. Öğretmen ve öğrencilerimiz gece gündüz demeden büyük özveri ve fedakârlıkla çalışarak SafranTech elektrikli aracını hazırladı. Büyük çaba gösteren takımımız emeklerinin karşılığını aldı. SafranTech elektrikli aracının üretimine destek veren KARDEMİR A.Ş yönetimine ayrıca teşekkür ediyor, aracın hazırlanmasında emeği geçen Okul Müdürü Muammer Demirtaş, Müdür Yardımcıları Eyüp Sarıoğlu, Makbule Bostancı ve Okan Çetin, Bilişim ve Teknolojileri Öğretmenleri Cumhur Torun ve Muhammet Demir, Metal Teknolojileri Öğretmenleri Mehmet Çelik ve Tuğrul Akdemir, Makine Teknolojileri Öğretmeni Burhan Şimşek’i; öğrenciler Ahmetcan Doğangönül, Berenalp Gümüştaş, Yusuf Turgut, Berkant Kazangirler, Zeeshan Khan, Mustafa Aksoy, Yavuz Yumrutaş, Hasan Alpuğan, Talha Akın Subaşı, Ahmet Efe Çelik, Eren Aydın, Zafer Batuhan Şirin ve Yusuf Eymen Aydın’ı tebrik ediyor, başırılı çalışmalarının devamını diliyorum” ifadelerini kullandı.
Para ve kupa ödülleri kazanan takım; ödüllerini TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’ın elinden aldı.


Meslek lisesi öğrencileri SafranTech aracıyla Türkiye ikincisi oldu
ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.
Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.
Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.
Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:
1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.
2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.
3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.
4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.
5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.
6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.
Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.
İlyas Erbay


