Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
18 Ağustos, 2023 16:55 tarihinde yayınlandı
0

Memur-Sem Zam Teklifini Protesto Etti

Memur-Sen, 7. Dönem Kamu Toplu Sözleşmesi görüşmeleri kapsamında, Kamu İşveren Heyetinin sunduğu zam oranları teklifini yetersiz bularak, 81 ilde protesto düzenledi.

Memur-Sen Karabük İl Başkanlığı binasında düzenlenen basın açıklamasında İl Başkanı Zeki Öz  şunları söyledi:

“Aklıyla, fikriyle, emeğiyle bu ülkenin yükselmesi için ter akıtan, milletine hizmet için alın teri döken kamu görevlisi ve emeklisi kardeşlerim.

Sorumluluk bilinciyle, emeğimizin hakkını savunmak, sesimizi duyurmak için bugün burada Karabük’te olduğu gibi 81 ilimizde basın açıklaması yapıyoruz.

Memur-Sen ve 11 yetkili sendikamızla7. Dönem toplu sözleşmede masaya sunduğumuz gerçekçi tekliflerimize karşı, kamu işvereninin verdiği yetersiz teklifleri protesto ediyoruz.

Kamu İşvereninin, masanın emek tarafının sesini duymadığını düşündüğümüz için sesimizi yükseltmek üzere bugün buradayız.

“Sorunların çözüleceği yer toplu sözleşme masasıdır.”

Biz; 2 yıldır toplu sözleşme masasının toplanmasını, masanın dışında yapılan eksik ve yanlış düzenlemelerle bozulan gelir dağılımı adaletsizliğinin düzeltilmesini, sorunun bütün olarak görülmesini bekliyoruz.

Üzülerek ifade etmeliyim ki kamu işvereni bizim beklentimizi ve teklifimizin haklılığını hala anlayabilmiş değil.

Kamu İşvereniilk teklifini 2 puan artırarak %25’e çıkarmıştır. Bu ne demektir?

Sorunlarınız çözülmesin, Enflasyon baskınız devam etsin,

Maaş artışlarınızı enflasyon farkı belirlesin demektir.

Teklif, bu haliyle, Merkez Bankasının 2024 enflasyon tahmininin 8 puan, 2025 için de enflasyon tahmininin 4 puan altında kalmıştır.

Özetle söylemek gerekirse…

Kamu İşvereni diyor ki; 2023 yılında enflasyon %58 çıkacak.

Kamu görevlisi %25 enflasyon farkı alacak.

Peki, 2024 yılı için beklenti olan %33 oranına ilişkin neden anlaşılır bir cümle kurulmuyor.

Neden teklif hala beklentinin bile yakınına ulaşmıyor?

Bu durum Kamu İşvereninin kendi verileriyle çelişmesi, kendi ifadeleriyle ters düşmesi ve kendi beklentilerini dahi görmemesi demektir.

Kamu İşvereninin bu teklifi ne rasyonel ve ne de gerçekçidir.

Müzakere, zaman kazanma zemini değildir.

Strateji uygulayarak çözümsüzlüğe sevk etmek değildir.

Biz, Kamu İşvereninin ayakları yere basan teklifini, kamu görevlilerinin sesini ve piyasanın gerçeklerini gören teklifini duymak istiyoruz.

Refah payı dedik, ses yok…

En düşük memur maaşında hesap hatası var, düzeltinsin dedik, ses yok.

Emekli maaşıyla ilgili feryatları dile getirdik, ses yok

Seyyanen yapılan zam emekliliğe yansıtılsın dedik, yine ses yok.

Kira yardımı konusundaki teklifimiz, üstelik siyasilerce ifade edilmesine rağmen o da yok.

Bu hususların yanı sıra;  Şeflerin, Müdürlerin ücret skalası bozuldu, düzeltilsin dedik, ses yok.Mühendisler büyük projelerle ülkeye katkısının karşılığını alamıyor dedik, ses yok.

Akademisyenler bilgisinin, fikrinin, akademik kariyerinin karşılığını alamıyor dedik, ses yok.

Kamu personel sistemininbütünlüğübozuldu, bunu düzeltmenin en doğru yeri toplu sözleşme masasıdır dedik, yine ses yok.

Diğer taraftan,  Akaryakıta gelen zamlar, ulaşıma gelen artışlar hepimizi zorluyor, Emtia ürünlerindeki fiyat artışları, insaf sınırını aşan kiralar geçim sıkıntımızı büyütüyor.

Sabit gelirliler olarak, alım gücümüz düştü, her geçen gün sosyal maliyet artıyor, psikolojik maliyet aklımızı, enerjimizi sömürüyor.

Bu verilerden hareketle açıkça deklare ediyoruz… Kamu İşvereninin öngörüleri tutmuyor.

Enflasyona ezilen değil, enflasyonu ezen bir adım için “refah payı” uygulaması artık şarttır.

 

Onun için, sözü fazla dolaştırmadan, maliye söylemlerine sığınmadan, hazırladığımız gerçekçi ve rasyonel tekliflere kamu işvereninden gerçekçi revizeler bekliyor, memurun refahının yükseltilmesini istiyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımızın 2023 Seçim Beyannamesini açıklarken ifade ettiği “enflasyonun üzerinde en az büyüme oranı kadar refah payı vereceğiz.”vaadi masada hayata geçirilsin…

Büyük ve Güçlü Türkiye için güçlü memur!

Güçlü memur için de refah payı şart.

Onun için Karabük Memur-Sen olarak bir kere daha haykırıyoruz:

Alın terinden tasarruf olmaz… Emeğin karşılığı kısılarak bütçe büyümez.

Gerçekçi ve akılcı rakamlarla teklif revize edilsin, refah payıyla memurun ve memur emeklisinin yüzü gülsün.Bize bahaneler üretilmesin.

Biz ülkemiz, milletimiz, vatandaşımız, ne zaman zorda kalsa;

yaşadığımız sorunlarda, doğal afetlerde, bu ülkenin ve aziz milletimizin hep yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz.

Toplu sözleşme masasında da bugün burada da; sorumluluğumuzun gereğini yapıyoruz.

Kamu İşvereninin de sesimizi duymasını, gereğini yapmasını bekliyoruz.” (Haber Merkezi)

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
fq2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
17 Mayıs, 2026 14:38 tarihinde yayınlandı
0

İDDİA EDİYORUM, TOPLAYIN BİR SALONDA, ÖNLERİNE KAĞIT KALEM KOYUN…

Ön seçim demokrasinin gereği iken, CHP ısrarla ve yıllarca, Millet Vekili ve Belediye Başkanı adaylarını Genel Merkezde (PM de) belirledi. Çoğunlukla da genel başkan bu isimlere, biraz da etki altında kalarak tek başına karar verdi.
Halkın tepkisine rağmen, CHP seçmeninde karşılığı olmayan isimler aday gösterildi.

2015 yılına kadar bazı illerde kısmen de olsa bir ön seçim yapılıyordu. 2015 tarihinden itibaren ön seçimi tamamen kaldıran Kılıçdaroğludur. Millet vekili ve belediye başkanlarını atama usulü ile aday gösteren ve seçtiren de bu zat’ı muhteremdir. O dönemlerde attığı tohumların buğün meyvesini verdiğini görmekten kimbilir nasıl da mutludur şimdi.

Mersin’de 5. Sıradan CHP den milletvekili olan, sonra AKP ye geçen tipi hatırlayın. TV lerde günlerce ben yörüğüm, şöyle yiğidim böyle yiğidim diye ortalığı inletiyordu. Bu yiğidi(!) , Topuklayan Efe Özlem Çerçioğlunu, Burcu Köksalı ve CHP ye ihanet eden daha bir çok ismi vekil yapan, belediye başkanı seçtiren Kılıçdaroğludur. Gerçek Kemalistleri, CHP nin öz evlatlarını partiden ihraç eden de bu beyefendidir.

31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bu yana biri büyükşehir, biri il, 12’si ilçe, ikisi belde olmak üzere CHP’li 16 belediye başkanı AKP’ye geçti.

Yıllarca, belediye başkanı ve milletvekili adayları parti genel merkezinde değil, bölgelerinde ön seçimle belirlersin diye yırtındık. Önseçimler sadece delegelerin değil o ildeki bütün parti üyelerinin katılımıyla yapılmalıdır. CHP önseçim yapmadan bu tür atamalar yaparsa daha böyle çok ihanet yaşar.

CHP yönetimi yaşananlardan ders çıkartarak, gerekli tüzük değişikliğini ilk kurultayda yapmak zorunda.
Sırf partiye bağış yaptığı için ne idüğü belirsiz isimlerin garanti yerlerden aday gösterilmesi yanlışından da dönülmeli.
Bu uygulama CHP de yeni değil.
Önder Sav’ın partide hakim olduğu yıllarda da vardı.

Değerli dostum, yarım asırlık CHP li, emekli askeri hakim Mustafa Necati Nalıncı ne güzel hatırlatmış; “Genel seçimlerde ECEVİT liderliğindeki CHP’nin birinci parti olduğu iki seçim 1973 ve 1977 genel seçimleridir. Bunların ilkinde CHP, yüzde 33.3 oy ve 185 vekil, ikincisinde ise yüzde 41.4 oy ve 213 vekil çıkarmasına rağmen tek başına iktidar olamamış ve ikincisi AP’ den istifa eden 13 vekile bakanlık verilmesiyle oluşan kısa süreli iki kez koalisyon hükümeti kurmuştur.
1973 ve 1977 seçimlerinde CHP’den seçilen 398 vekil önseçimden gelmişti. Bunlardan biri bile maddi onca teklife rağmen başka bir partiye geçmedi. Oysa bu süreçte AP’den seçilen başta Hilmi İŞGÜZAR, Mete TAN ve Tuncay MATARACI olmak üzere 14-15 vekil partilerinden istifa etmişler ve bakan olup ECEVİT hükümetine destek vermişlerdi.
Önseçimden gelen bir vekilin parti değiştirmesi çok zordur. İstese de kolay kolay bunu yapamaz. Ona oy veren binlerce delegeden çekinir. Bunların oyuyla vekil olan biri partisinden ayrılıp hele tam karşıt bir partiye geçerse sokakta bile yürüyemez. Adamın yüzüne tükürürler. Dünyayı ona zindan ederler. Yani böyle seçilen birinin hem aidiyet duygusu çok yüksektır, hem de hesap vermek zorunda olduğu binlerce kişinin manevi baskısı vardır.
Ayrıca, ön seçim demokrasinin gereğidir.” diyor.

Bundan sonraki mahalli ve genel seçimlerde adaylar şimdiki gibi belirlenecekse, daha böyle çok ihanetler yaşanır. Özellikle kararsız seçmenin CHP’ ye güven konusunda ciddi tereddütleri olur. Bu şekilde de iktidar olunamaz. 31 Mart 2024 seçimlerinde alınan yüzde 37.7 oy şu an 30′ lar seviyesine bu yüzden inmiştir.

Siyaset mühendisliktir. Her detay ince ince hesaplanmak zorundadır. Siyasette hataya yer yoktur.

CHP’nin kurucu değerleri, Mustafa Kemal Atatürk tarafından belirlenen ve Altı Ok (Altı İlke) olarak ifade edilen Kemalizm ideolojisinin temel sütunlarına dayanır. Bu değerler; cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık (reformizm) olarak sıralanır.
Bu değerler, Milli Mücadele’den Cumhuriyet’e uzanan tarihsel mirasın ve çağdaşlaşma vizyonunun temel yapı taşları olarak kabul edilir.

İDDİA EDİYORUM !

CHP nin Milletvekillerini, Belediye Başkanlarını, hatta parti yönetimindekileri toplayın bir salonda. Girişte cep telefonlarını alın ellerinden. Önlerine kağıt kalem koyun. CHP nin kuruluş değerleri olan bu 6 ilkeyi yazmalarını isteyin.
Yarıdan çoğu doğru düzgün yazamaz.

CHP ülkenin kurucu partisidir tam 103 yıl önce Atatürk ve arkadaşları tarafından “Halk Fırkası” ismiyle kurulmuş, 1935 yılında “Cumhuriyet Halk Partisi” ismini almıştır.
1927 Kongresinde Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Laiklik ve Milliyetçilik ilkeleri kabul edildi.
1931 Kongresinde Devletçilik ve İnkılapçılık ilkelerinin eklenmesiyle ilkeler “altı ilke” halini aldı.
5 Şubat 1937 tarihinde yapılan değişiklikle bu 6 ilke resmî olarak Anayasa’ya girdi.

Partinin yol haritası, kılavuzu bu temel ilkelerde belirlenmiştir. CHP kurucu değerlerine sıkı sıkı sarılmak zorundadır, Kuvai milliye ruhunun partide tekrar hakim kılınması zorunludur. Bu partide bu ruhu taşımayan insanlara yer yoktur.

Benden söylemesi, menfaat arsızları temizlenmeden, parti özüne dönmeden iktidar mümkün değil!

İlyas Erbay