Çorum Valisi Doç. Dr. Zülkif Dağlı, Çorum merkezli 6 ilde jandarma tarafından düzenlenen ’Mahzen-50’ adı verilen yasa dışı bahis operasyonunda gözaltına alınan 29 şüpheliye ait 597 banka hesabında, 1 milyar 292 milyon 611 bin 295 lira, 10 adet çeşitli markalarda araç ve 51 gayrimenkule el konulduğunu açıkladı.
Valilikte düzenlenen Haziran ayı değerlendirme toplantısında konuşan Vali Zülkif Dağlı, İl Jandarma Komutanlığı tarafından 6 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunun detayları hakkında açıklama da bulundu. Türkiye çapında, Çorum merkezli önemli bir operasyona imza atıldığını hatırlatan Vali Dağlı, Çorum İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından internet üzerinden örgütlü olarak yasa dışı bahis oynatan bir suç örgütüne yönelik 21 Mayıs’ta günü Çorum merkezli Ankara, Amasya, Çanakkale, İstanbul ve Rize’de eş zamanlı yapılan operasyonda, örgüt liderleri dahil toplam 29 şüphelinin gözaltına alındığını açıkladı.
Ele geçirilen para ve malzemelerle ilgili bilgi veren Vali Dağlı, “Mahzen-50 operasyonunda yapılan aramalarda 29 adet cep telefonu, 29 adet sim kart, 3 adet laptop, 3 adet hard disk, 33 adet banka ve hesap kartı, 4 adet not defteri, 2 adet bilgisayar kasası, 3 adet post cihazı, 2 adet internet sağlayıcı modem, 4 adet fotoğraf makinası, 2 adet hesap cüzdanı, 289 adet gram altın, 5 adet altın bilezik, 29 adet çeyrek altın, 1 adet altın kolye, 1 adet altın yüzük 1 adet çeyrek altından yapılma kolye, 3 bin 930 Amerikan Doları, 5 bin 600 Türk Lirası, 10 euro ve 8 kök kenevir ele geçirildiğini açıklayan Vali Dağlı, “Operasyonda 10 adet çeşitli markalarda araç, 5 adet daire, 22 adet tarla, 2 adet arsa, 22 adet bahçe ve toplam hacmi 1 milyar 292 milyon 611 bin 295 TL olan şüphelilere ait 597 banka hesabına el konulmuştur” ifadelerini kullandı.


Mahzen-50 operasyonunda ele geçirilenler dudak uçuklattı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

