BARTIN Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda yatan mahkumların oluşturduğu 'Arda' tiyatrosu turnelerine başladı.
Bartın Halk Eğitimi Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü ile Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı’nın işbirliğinde oluşturulan ve mahkumların rol aldığı 'Arda' tiyatrosu turnelerine başladı. İlk oyunlarını Bartın Kapalı Cezaevi'nde sahneleyen mahkumların ikinci adresi Karabük oldu. Karabük T Tipi Cezaevi'nde, 3 Mart 1992'de Zonguldak’ın Kozlu ilçesindeki grizu patlamasında hayatını kaybeden 263 madencinin anısına yazılan Göçük isimli oyunu sahneleyen mahkumlar izleyenlere duygulu anlar yaşattı. Sahneye çıkan ve maden ocağında göçükte kalan beş madencinin kurtarılmayı beklerken geçirdikleri zamanı sahneleyen mahkum ve hükümlülerin performansı izleyenleri gözyaşlarına boğdu.
Bartın Kapalı ve Açık Cezaevi Müdürlüğü’nde yatan F.D. isimli mahkumun oğlunun adını verdikleri tiyatro grubunun turnelerine diğer illerde devam edeceğini söyleyen tiyatro grubu yönetmeni Metin Aydeniz, 2 aylık kursun ardından sahnelenen oyunun beğenilmesinden memnun olduklarını söyledi.
"TİYATRO İLE İLK KEZ TANIŞANLAR VAR"
Oluşturdukları grupla, hükümlü ve tutukluların topluma yeniden kazandırılması ve sosyalleşmesine katkı sağlamayı hedeflediklerini kaydeden Aydeniz şöyle konuştu: “Oyuncu arkadaşlarımızın emekleriyle güzel bir oyun ortaya çıkartmış olduk. Bu tür faaliyetler cezaevinde yatan arkadaşlarımızın kendilerine güvenlerini artırıyor. Oyunda sahne alan arkadaşlarımızın daha önce bu konuda hiçbir deneyimleri bulunmuyor. Aralarında tiyatro izlememiş olanlar bile var. Ama buna rağmen çok güzel işler çıkartıyorlar.
Oyuna hazırlanmak için odalarında bile prova yaptılar. Emekleri sayesinde güzel bir oyun oluşturmuş olduk.”
Türkiye ve Suriye, Osmanlı döneminin en sembolik projelerinden biri olan İstanbul’dan Medine’ye uzanan Hicaz Demiryolu’nu yeniden canlandırmak için harekete geçti. İki ülke arasında başlayan bu tarihi işbirliğinde, Türkiye’nin ray ve demiryolu tekeri üretimindeki tek milli markası Karabük Demir Çelik İşletmeleri’nin (KARDEMİR) projeye nasıl bir rol üstleneceği merak ediliyor.
Türkiye ve Suriye, Osmanlı İmparatorluğu döneminin en önemli sembollerinden biri olan İstanbul'dan Medine'ye uzanan Hicaz Demiryolu'nu yeniden inşa etmek için tarihi bir adım attı. İki ülke arasındaki yakınlaşma sürecinde demiryolu ağının yeniden canlandırılması ön plana çıktı.
Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz ile Suriye Ulaştırma Bakanı Yarub Bedir'in gerçekleştirdiği görüşmede, Hicaz Demiryolu'nun ihya edilmesi ana gündem maddelerinden biri olarak ele alındı. Büyükelçi Yılmaz, yaptığı açıklamayla projenin iki ülkenin gündeminde olduğunu teyit etti.
KARDEMİR'DEN YERLİ VE MİLLİ TEKNOLOJİ
Projenin uygulama aşamasında Türkiye'nin demiryolu sektöründeki tek milli markası Karabük Demir Çelik Fabrikaları'nın (KARDEMİR) kritik rol üstleneceği ifade ediliyor. Demiryolu altyapısının yeniden inşasında raylar, traversler ve vagon tekerleri gibi temel bileşenlerin temininde KARDEMİR'in yerli üretim kapasitesi ve tecrübesinin projenin bel kemiğini oluşturacağı belirtiliyor.
KARDEMİR, sahip olduğu ileri teknoloji üretim tesisleriyle projenin teknik ihtiyaçlarını karşılamaya hazır olduğu belirtilirken, yıllık 200 bin adet üretim kapasitesine sahip Demiryolu Tekeri Üretim Tesisi'nde 700 mm'den 1250 mm'ye kadar farklı çaplarda yük, yolcu, YHT ve lokomotif tekerleri üretilebiliyor.
AVRUPA STANDARTLARINDA ÜRETİM
Şirketin 2007 yılında devreye aldığı Ray-Profil Haddehanesi ise yıllık 450 bin ton kapasiteyle bölgenin en önemli üretim merkezleri arasında yer alıyor. 12-75 metre uzunlukta, 46-60 kg/m ağırlığında rayların yanı sıra R350 HT sertleştirilmiş raylar ile oluklu raylar bu tesiste üretiliyor. Avrupa'da sayılı üreticide bulunan HPQ belgesine sahip tesis, milimetrenin yüzde biri hassasiyetle üretim yapabiliyor.
STRATEJİK ENTEGRASYON PROJESİ
Tarihi Hicaz Demiryolu'nun yeniden hayata geçirilmesi, sadece nostaljik bir hat olmanın ötesinde Türkiye-Suriye hattında ekonomik ve lojistik entegrasyonu güçlendirecek stratejik bir girişim olarak değerlendiriliyor. Projenin teknik ve endüstriyel altyapısının büyük ölçüde KARDEMİR öncülüğünde şekillenmesi bekleniyor.
Öte yandan bu projenin iki ülke arasındaki ticari ve kültürel bağları güçlendireceği, bölgesel kalkınmaya önemli katkı sağlayacağı ifade ediliyor.
Öte yandan konuyla ilgili olarak KARDEMİR yetkililerinden açıklama yapılması bekleniyor.
HİCAZ DEMİR YOLU PROJESİ'NİN ÖNEMİ
Sultan II. Abdülhamid’in en önemli girişimlerinden biri olan Hicaz Demir yolu, 117 yıl önce hizmete açıldı. Abdülhamid, bu projeyle hem dini hem de siyasi bir hedef gözetti.
1 Eylül 1900’de temeli atılan hat, Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yılına denk geldi. Şam’dan başlayarak Medine’ye kadar uzanan 1464 kilometrelik demiryolu, hac yolculuğunu kolaylaştırmasının yanı sıra Osmanlı’ya askeri ve ekonomik katkılar sağladı.
İnşa süreci için İstanbul’da Komisyon-ı Ali kuruldu. Çalışmalar sırasında binlerce köprü, tünel ve istasyon yapıldı. Projenin finansmanı büyük ölçüde Osmanlı içinden ve dünyanın farklı bölgelerindeki Müslümanlardan gelen bağışlarla karşılandı. İlk bağışı ise 50 bin lira ile Sultan Andülhamid yaptı.
1908’de açılan hatta Medine-Mekke arasındaki 450 kilometrelik bölüm bedevi saldırıları ve siyasi engeller yüzünden tamamlanamadı. Ancak hat, Osmanlı’nın asker sevkiyatında ve bölgesel ticarette kritik bir rol oynadı. Sultan Abdülhamid, Medine yakınlarındaki kısımlarda ise hassasiyet göstererek rayların altına keçe döşetti. Bunun nedeni, gürültünün Hazreti Peygamber’in ruhaniyetini rahatsız etmemesi içindi.