Maden Şehitleri Yenice’de anıldı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
05 Mart, 2022 11:13 tarihinde yayınlandı
0
0

Maden Şehitleri Yenice’de anıldı

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Kozlu Müessesesi’nde 3 Mart 1992 tarihinde meydana gelen grizu faciasında yaşamını yitiren 263 maden şehidi için  Yenice ilçesinde anma programı düzenlendi.

Kozlu grizu faciasında yaşamını yitiren 263 maden işçisinden 42’si Karabük Yeniceli’ydi. Yenice’de Maden Şehitliği’nde 4 Mart 2022 tarihinde yapılan anma törenine, Yenice Kaymakamı Yasin Erdem, Yenice Belediye Başkanı Zeki Çaylı, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Hakan Yeşil, Zonguldak Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Yaşar Karaman, GMİS Genel Sekreteri Ertan Kaya, GMİS Genel Mali Sekreteri Volkan Yıldız, GMİS Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Tayfun Demir, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Kozlu Müessesesi Müdür Yardımcısı Ümit Değirmenci, Yeniceliler Derneği Başkanı Bülent Bağbaşı, GMİS Kozlu Şube Başkanı Muhammet Ardıç ve şube yönetimi, GMİS Karadon Şube Başkanı Kemalettin Karataş ve şube yönetimi, GMİS Üzülmez Şube Başkanı Sefer Karakabak ve şube yönetimi, siyasi parti temsilcileri ve şehit madencilerin yakınları katıldı.

Törenin açılış konuşmasını yapan Yeniceliler Derneği Başkanı Bülent Bağbaşı, faciada yaşamını yitiren tüm madencileri rahmetle andıklarını belirterek, “Bugün 3 Mart 1992 Kozlu grizu faciasında hayatını kaybeden şehit madencileri anmak ve şehit ailelerinin acısını ilk günkü gibi hissetmek için toplandık. 263 maden şehidimizin 42 tanesinin ocağına Yenice’mizde ateş düştü. Maden şehitlerimizin 17 tanesinin mezarı burada bulunmakta” dedi.

TTK Kozlu Müessesesi Müdür Yardımcısı Ümit Değirmenci, 30 yıl önce meydana gelen faciada yaşamını yitiren 263 madenciden 42’sinin Yenice kayıtlarında olduğunu söyledi. Bu tür kazaların bir daha yaşanmaması için kurum olarak ellerinden geleni yaptıklarını anlatan Değirmenci, “Bu tür kazaların olmaması en büyük temennimiz, dileğimiz. Bizler bu konuda kurum olarak elimizden ne geliyorsa çaba sarf ediyoruz. Bu konuda aldığımız önlemler, mekanize sistemlerin gelmesi bu tip kazaların çok da azalmasını sağlayacağını ümit ediyoruz. Tüm maden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. İnşallah bir daha böyle olaylar yaşamayız” diye konuştu.

GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, 30 yıl önce 3 Mart 1992’de geçimlerini sağlamak, rızıklarını kazanmak, çoluk çocuğuna bakmak ve ülke ekonomisine katkı sağlamak için Kozlu’da maden ocağına giren 263 madenci arkadaşlarının şehit olduğunu söyledi. Maden şehitlerinin ailelerinin kamuda istihdamı konusunda çalışmalarının devam ettiğini ifade eden Yeşil, şöyle dedi:
“Allah rahmet eylesin, rabbim bir daha bize böyle kazalar yaşatmasın. 2014 yılında Soma’da yaşanan maden faciasında 301 arkadaşımız vefat etti. Faciadan sonra çeşitli düzenlemeler yapıldı. İş sağlığı ve güvenliği anlamında çeşitli önlemler alındı. Oradaki arkadaşlarımızın yakınlarına kamuda istihdam verilerek kamuda istihdam sağlandı. Maden Şehitleri Derneğimizin öncülüğünde sendikamızın da katkısıyla siyasi partilerin desteğiyle bir mücadelenin içine girdik. Aynı hakların tarih sınırlandırılması olmadan Zonguldak’ta yaşanan özellikle 1992 ve 1983 yılında yaşadığımız büyük facialarda kaybettiğimiz arkadaşlarımızın yakınlarına da bu hakların verilmesi mücadelesi içindeyiz. Çeşitli mercilerle biz bu mücadelenin içine girdik. Büyük bir yol kat ettik. TÜRK-İŞ Genel Başkanımız, Çalışma Bakanımız ve Sayın Cumhurbaşkanımıza konuyu ilettik. Yeni gelişmeler var. İnşallah bu konuda muvaffak olacağız. Ben tekrar yaşanan büyük kazalarda vefat eden tüm maden şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum.”

Son olarak konuşan Yenice Kaymakamı Yasin Erdem, “Rabbim bu tür acıları bir daha yaşatmasın. Madenci demek benim gözümde kahraman demektir. Onlar ekmek parası için yerin altına girip de çalışan insanlar. Allah’ım onların mekanlarını cennet eylesin. Ailelere başsağlığı diliyorum.” dedi. Konuşmaların ardından şehit madenciler için Kuran-ı Kerim okunarak dualar edildi. Törende Anıt Mezardaki şehit madenci mezarlarına karanfiller bırakıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
tasarim19
Aylin Sarıoğlu Avatarı
Aylin Sarıoğlu tarafından
28 Mart, 2026 14:48 tarihinde yayınlandı
0
0

Hüseyin Lütfi Ersoy’un “Karabük Tarihi” Eseri Tanıtıldı

Araştırmacı yazar Hüseyin Lütfi Ersoy, “Karabük Tarihi” adlı eserini basın kahvaltısıyla tanıttı. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan arşiv belgeleri ve saha araştırmalarıyla hazırlanan kitap, kentin geçmişine ışık tutan önemli bir kaynak olarak dikkat çekerken, Ersoy eserin daha geniş kitlelere ulaştırılması temennisinde bulundu.

Ersoy, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:  “Bu eser aslında yıllar önce yerel araştırmacılar tarafından ortaya konmuş bir çalışmanın devamı niteliğinde. Ancak aradan geçen yıllara rağmen bu tür kaynakların elde bulunmadığını görüyoruz. Gönül isterdi ki Karabük Tarihi kitabımızdan binlerce adet basılarak Karabük’teki tüm okullara dağıtılsın. Çünkü biz yerel araştırmacılar, akademik bir dilden ziyade halkın anlayabileceği bir üslupla yazmayı tercih ediyoruz. Bu eser de yaklaşık yüzde 40 akademik, yüzde 60 ise halkın anlayabileceği bir dil ve üslupla kaleme alınmıştır.

Kendi emeğim, göz nurum olan bu eser için çok fazla övgüde bulunmak istemem; ancak şunu ifade edebilirim ki bu kitap önemli bir kaynak eserdir. Osmanlı arşivlerinden Cumhuriyet arşivlerine kadar Karabük coğrafyasına dair tüm belgeler tarandı. TBMM kayıtları, kanunnameler, kararname ve arşiv belgeleri tek tek incelendi. Bunun yanında saha araştırmaları yapıldı, köyler gezildi, halkla birebir görüşmeler gerçekleştirildi; rivayetler ve sözlü tarih çalışmaları derlenerek bu eser ortaya kondu.

Elbette bu kitabın daha geniş kitlelere ulaşmasını isterdik. Ancak imkânlar kısıtlı. Bu noktada maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen kıymetli hemşehrilerimiz Yaşar Gürle ve Ahmet Ulusoy’a teşekkür ediyorum. Ben buna sponsor değil, destek diyorum. Çünkü sponsorlukta karşılıklı menfaat, destekte ise dua vardır.

Ayrıca bu süreçte katkı sunan, yanımızda olan tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum. Bugün burada bulunamayan ancak gönlü bizimle olan isimlere de şükranlarımı sunuyorum. Karabük’ün kültürel ve tarihî değerlerine sahip çıkan herkese minnettarım.

Yazar için en mutlu an, eserinin matbaadan çıktığı o ilk andır. Ben de bu duyguyu yıllar önce yaşamıştım. İnşallah bundan sonraki çalışmalarımız da aynı şekilde destek bulur ve Karabük’e katkı sunmaya devam eder.”

Bizi sosyal medyadan takip edin