Mühendis kökenli öğretmen ve 9. sınıf öğrencilerinden oluşan ekip, Türkçe pop müziği üzerine yürüttükleri araştırmada 50 yıllık şarkı sözlerinde kullanılan fiil zamanlarını Python programlama diliyle analiz etti. 12 bin 397 fiilin incelendiği çalışma, Türkçe pop müziğinde şimdiki zaman kullanımının son 50 yılda iki kattan fazla arttığını ortaya koydu. Araştırma, VIII. Ulusal Çocuk Araştırmaları Kongresi’nde sözlü sunum olarak paylaşılacak.
Karabük Alparslan Gazi Anadolu Lisesi’nden Öğretmen Nur Kabave Kutlu öncülüğünde yürütülen araştırmada, 1975-2025 yılları arasında Türkçe pop müziğinden seçilen 200 şarkının sözleri incelendi. Python tabanlı veri analiziyle gerçekleştirilen çalışmada toplam 12 bin 397 fiil değerlendirildi.
Araştırma sonuçlarına göre, 1975-2000 döneminde yüzde 4,49 olan şimdiki zaman kullanımı, 2000-2025 döneminde yüzde 9,64’e yükseldi. Aynı dönemde geniş zaman kullanımı ise yüzde 37,94’ten yüzde 32,04’e geriledi. Araştırmacılar, bu değişimin toplumun dil üzerinden “anı yaşayan”, hızlı ve geçici olana yönlendirildiğine işaret ettiğini değerlendirdi.
Çalışmaya ilişkin açıklamada bulunan Öğretmen Nur Kabave Kutlu, şarkı sözlerindeki dönüşümün yalnızca içerikle sınırlı olmadığını belirterek, “Şarkı sözlerindeki kaba içerikler çoğu zaman dikkat çekiyor. Biz ise kimsenin bakmadığı bir noktaya, fiil zamanlarına odaklandık. Çünkü toplumdaki değişimin izleri çoğu zaman dilin içinde saklıdır” dedi.
Araştırmanın disiplinlerarası yönüyle de dikkat çektiğini ifade eden Kutlu, mühendislik ve sosyal bilim yöntemlerinin bir araya getirildiğini söyledi. Projede Python kodlamasını öğrenci Emir Demirer yürütürken, araştırmacılar Esma Nur Ergin ve Defne Dursun da verilerin edebi ve toplumsal yorumlanmasına katkı sundu.
Kutlu, “Şarkı sözlerinde sadece kelimeler değil, zaman algısı da değişiyor. Öğrencilerimizle bunu verilerle ortaya koymaya çalıştık” ifadelerini kullandı.
Dünyanın ilk ve tek çocuk araştırmaları kongresi olarak gösterilen VIII. Ulusal Çocuk Araştırmaları Kongresi’nde 8 Mayıs 2026’da sunulacak araştırma, bilimsel özgünlüğüyle de dikkat çekti. Kongre hakem değerlendirmesinde çalışma için, “Geleneksel dilbilim çalışmalarını modern veri analizi yöntemleriyle birleştiren, özgünlüğü ve bilimsel derinliği yüksek bir bildiri” ifadeleri kullanıldı.
Liseli öğrencilerin kodlama ve veri analiziyle ortaya koyduğu çalışma, müzik, dil ve toplum ilişkisine farklı bir bakış sunmasıyla önem taşıyor.


Lise öğrencileri 50 yıllık şarkı sözlerini kodla analiz etti: “Türkçe müzik toplumu ana kilitliyor”
Bakan Gürlek açıklamıştı: 20 yıllık faili meçhul olayı zanlıları adliyede
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, 2006 yılından bu yana faili meçhul kalan bir kadın cesedinin kimliğinin tespit edildiğini ve olayla ilgili 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini açıklamasının ardından, Samsun’un Bafra ilçesinde 20 yıllık cinayet dosyası kapsamında gözaltına alınan şüpheliler adliyeye sevk edildi.
Samsun’un Bafra ilçesinde 14 Mart 2006 tarihinde Ozan Çayı’nda bulunan ve uzun yıllar kimliği tespit edilemeyen kadın cesedine ilişkin faili meçhul cinayet dosyasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Mayıs 2026 tarihinde Samsun İl Jandarma Komutanlığı’na gönderdiği yazıda, JASAT personelinden özel bir ekip kurulmasını istedi. Yazıda, Ozan Çayı’nda bulunan cesedin 25 yaşlarında bir kadına ait olduğunun değerlendirildiği, ölümün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı meydana geldiği ve dosyada bugüne kadar herhangi bir gelişme kaydedilemediği belirtildi.
Yalova’da 2004 yılından bu yana kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı
Soruşturmanın yeniden derinleştirilmesiyle birlikte JASAT ekipleri, 2005-2006 yılları arasında kayıp ihbarı verilen kadınlara ilişkin daraltılmış çalışma yaptı. Yapılan analizlerde, cesedin Yalova’da 2004 yılında kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı’ya ait olabileceği değerlendirildi.
Bu kapsamda Gülcan Yazıcı’nın kızı Sultan Orta’dan DNA örneği alındı. Bafra Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla buluntu cesetten elde edilen DNA profili ile kızından alınan biyolojik örnekler karşılaştırıldı. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda, kimliği meçhul cesedin DNA profili ile SO kodlu kişinin DNA profili karşılaştırıldı. Raporda, kimliği meçhul şahsın yüzde 99,99 ihtimalle SO kodlu kişinin biyolojik annesi olabileceği tespit edildi. Böylece 2006 yılında Ozan Çayı’nda bulunan kadın cesedinin, kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı’ya ait olabileceği yönündeki değerlendirme DNA raporuyla güçlendi.
17 Kasım 2005’te kızının doğum günü için Bafra’ya gelmiş
Dosyada yer alan araştırma ve analiz tutanağına göre, Gülcan Yazıcı’nın 17 Kasım 2005’te kızının doğum günü için Bafra’ya geldiği, çocukları Sultan ve Selim’i ziyaret ettiği, bir süre sonra köyden ayrıldığı, kızına bir telefon numarası verdiği ve daha sonra kendisinden bir daha haber alınamadığı belirtildi.
JASAT ekiplerinin yaptığı çalışmada, Ozan Mahallesi ile Boğazkaya ve Darboğaz Mahallelerinin birbirine yakın olduğu, Gülcan Yazıcı’nın son görüldüğü yer ile cesedin bulunduğu bölge arasında bağlantı kurulduğu ifade edildi.
Soruşturma kapsamında, dosyada adı geçen N.Y., B.A. ve O.O. isimli şahısların “olası şüpheli” olarak değerlendirildiği, bu kişilerin ikametlerinde arama yapılması ve eş zamanlı olarak gözaltına alınmaları için işlem başlatıldığı öğrenildi.
Zanlılar Bafra Adliyesi’nde
Savcılığın talimatı doğrultusunda, şüphelilerin adreslerinde 2 Haziran günü saat 07.00 ile 12.00 arasında yapılan aramalar sonucunda 3 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şahıslar, geniş güvenlik önlemleri altında Bafra Adliyesi’ne sevk edildi.
Yaklaşık 20 yıldır faili meçhul olarak kalan cinayet dosyasında, DNA raporları ve JASAT ekiplerinin yürüttüğü çalışmalarla önemli delillere ulaşıldığı belirtilirken, soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü öğrenildi.

