Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’ya silah sevkiyatı yaparken 1921 yılında Yunan gemilerinden kurtulmak amacıyla batırılan ve sonrasında tekrar yüzdürülen Osmanlı Devleti’nin kahraman gemisi Rüsumat 4, Giresun’un Eynesil ilçesinde yapılan özel dalışlarla yeniden gün yüzüne çıkarılıyor.
Özel dalgıçlar tarafından yapılan incelemelerde, yaklaşık 1 kilometrekarelik alanda Rüsumat 4’e ait olduğu tahmin edilen gemi çapası bulundu. Dalgıçlar, geminin sahilden yaklaşık 100-150 metre ileride dere yatağında kumlarla kaplanmış olabileceğini belirtirken, su altı kamerasıyla geminin çapasına ve bazı enkaz parçalarına ulaştılar. Ekipler, daha geniş kapsamlı bir çalışma ile geminin tam olarak tespit edilebileceğini ifade ettiler.
AK Parti Giresun Milletvekili Prof. Dr. Nazım Elmas, Eynesil ilçesinde Rüsumat 4’ün batırıldığı Topallı Deresi mevkiinde incelemeler yaptı. Konuyla ilgili bilgi veren Elmas, “Eynesil ilçemiz ve bölgemiz için büyük bir değer olan Rüsumat 4’ün Giresun’umuzun kültür ve turizmine kazandırılması ve bu büyük değerimizi gelecek nesillerimize aktarıp sahip çıkılması için gerekli girişimlere başlıyoruz. Rüsumat 4 hem Eynesil ilçesine hem de Giresun’un turizmine büyük katkılar sağlayacaktır. En kısa sürede geminin enkazına ulaşıp, gün yüzüne çıkarmayı arzuluyoruz” dedi.
Eynesil Kaymakamı Erkut Pamuk da çalışmaları yerinde inceleyerek, “Dünya savaş tarihinde ismi altın harflerle yazılan Osmanlı Devleti’nin kahraman gemisi Rüsumat 4’ün battığı yer olan Eynesil ilçemizde batığın gün yüzüne çıkması ve battığı günün resmi olarak anılması için tüm resmi çalışmaları yürütüyoruz. Rüsumat 4, hem ilimize hem de ilçemize hayırlı, mübarek olsun” diye konuştu.
Rüsumat 4 gemisinin gün yüzüne çıkmasında büyük emek ve katkıları olan Giresun Üniversitesi Kamil Nalbant Meslek Yüksek Okulu Öğr. Gör. Mevlüt Kaya, “Milli Mücadelemizin tek batık gemisi olan kahraman Rüsumat 4’ün enkazına ulaşılması yolunda yaşanan bu önemli gelişme, bölgemizin ve ülkemizin tarihine somut katkılar sunduğu gibi turizmine de büyük faydalar sağlayacaktır” şeklinde konuştu.


Kurtuluş Savaşı’nda içindeki mühimmatla batırılan Rüsumat 4’ün kalıntılarına ulaşıldı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

