Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
11 Aralık, 2022 15:01 tarihinde yayınlandı
0

Köy Yaşam Merkezleri ” Eğitim Yuvası” Oldu

Karabük’te vatandaşların hizmetine sunulan Köy Yaşam Merkezleri, açılan kurslarla kadınlara el becerilerini geliştirme imkanı sunuyor.

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından  kullanılmayan köy okulu binalarının işlevsel hale getirilmesi amacıyla başlatılan Köy Yaşam Merkezi projesi kapsamında Karabük  merkeze bağlı Ödemiş, Salmanlar, Demirciler ve Kayı ile Yenice ilçesine bağlı Güney köylerinde 5 merkez kurulumu gerçekleştirildi.

Bu merkezlerde Halk Eğitimi Merkezleri tarafından yaklaşık 1 ay önce açılan “Zikzak Makinede Kum İşi” kursuna yaşları 18 ile 70 arasında değişen 60 kadın kursiyer katılıyor.

Kurslarda pike, seccade, havlu ve masa örtüsü gibi birçok çeşitli ürün yaparak el becerilerini geliştiren kursiyerler, sosyalleşme imkanı da buluyor. Ayrıca kursiyerler el emeği ürünlerini satarak aile bütçelerine bir nebze de olsa katkı sağlıyor.

Köy Yaşam Merkezleri ve Halk Eğitimi Merkezleri Kursları hakkında genel bir değerlendirme yapan İl Millî Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş, “Köy yaşam Merkezlerinde anasınıfı ve halk eğitimi kursları açtık. Kurslarımızda yoğun ilgi var. Kursiyerlerimiz durumdan çok memnunlar” dedi.

Ödemiş Köy Yaşam Merkezinde görevli usta öğretici Yasemin Eker, kurs kapsamında merkezde haftada 4 gün eğitim verildiğini söyledi. Merkezin kadınlara sosyal ve ekonomik katkı sağladığını anlatan Eker, “Burası terapi gibi oluyor. Kadınların sosyal çevresi oluşuyor. Merkezde 14 kursiyerimiz var. Kursiyerler burada pike takımı yapıyor, seccade işleyen var, havlu yapan var. ‘Brezilya nakışı’, ‘Çin iğnesi’, ‘Maraş işi’ gibi değişik işlerimiz var”  diye konuştu.

Eker, kursiyerlerin sipariş doğrultusunda yaptıkları ürünlerin satışından kazanç da sağlayabildiğini ifade etti.

KÖY HALKIMIZ KURSLARDAN ÇOK MEMNUN

Kursiyer 54 yaşındaki Nevin Eken, kendilerine bu imkanı sağlayan yetkililere teşekkür etti.

Kursa katılmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren  Eken, “Bizim için değişiklik oldu. Birbirimizle daha çok kaynaştık. Eğlenceli geçiyor. El işi yapıyoruz. Çeyiz, havlu kenarları, masa örtüleri ve pike takımları yapıyoruz. Daha önce kursa gitmiştim ama öğrendiklerimi unutmuştum. Yeniden kurs açılması benim için çok iyi oldu. Şimdi daha çok sosyalleştim. Atıl durumdaki bina değerlendirildiği için çok memnunum” dedi.

47 yaşındaki Tülay Peker, köy yaşam merkezi açıldığı için mutlu olduklarını söyleyerek,

kendi çeyizine yaptığı ürünleri oğlu için yenileyerek tekrar değerlendirdiğini belirtti.  Peker, “Boş durmaktan iyi. Bir şeyler öğreniyoruz. Burada birlik beraberlik içinde bir araya gelmiş oluyoruz, sosyalleşiyoruz. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Sipariş alıp kendimize gelir de sağlayabiliyoruz” diye konuştu.

Kursa torunuyla katılan 64 yaşındaki Münevver Kapucu, öğrencilik yıllarında eğitim gördüğü okulun yaşam merkezine dönüştürüldüğünü ifade ederek,  “Bizim okuduğumuz okuldu, virane durumdaydı. Allah razı olsun devletimizden bize böyle bir ortam sağladığı için. Burada bir şeyler öğreniyoruz.” dedi.

Kapucu, kursta torunları için çeyiz hazırladığını, ayrıca aldığı siparişlerle kendisine gelir sağlayacağını anlattı.  Kapucu’nun 22 yaşındaki torunu Simge Kapucu da önceleri kanaviçe yaptığını, kursta farklı teknikler de öğrendiğini bildirerek, el emeği ürünler ortaya çıkardıklarını söyledi. (Nurettin Acar)

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin