Eflani ilçesine bağlı köy muhtarları, İl Genel Meclis Başkanı Ahmet Sözen’i ziyaret ederek yapılan hizmetlerden dolayı teşekkürlerini ilettiler.
İl Genel Meclisi toplantı salonunda gerçekleştirilen ziyarete Eflani İl Genel Meclis Üyeleri Ahmet Koç ve Mesut Aydın, Eflani Köy Muhtarları Derneği ve aynı zamanda Eflani Köylere Hizmet Götürme Birliği Encümen üyesi Vasfi Karagözoğlu, Birlik Muhtarı Zeynel Alpay ve ilçe köy muhtarları katıldı.
Gerçekleştirilen ziyaretten duyduğu memnuiyeti dile getiren Başkan Sözen, yapılan her çalışmada Eflani İl Genel Meclis Üyeleriyle birlikte Eflani’deki köylere ve vatandaşlara hizmet etmekten onur ve gurur duyduklarını söyledi.
Başkan Sözen, devletin imkanları doğrultusunda il ve ilçeler için yapılması gerekiyorsa yaptıkların ifade ederek şunları söyledi: “Bütçe ve devletimizin imkanları dahilinde elimizden ne geliyorsa yapabileceğimizin en iyisini sizler için yapmaya çabalıyoruz. Devletimizin desteği ile bu zamana kadar artan bir bütçe ile diğer ilçelerimizde olduğu gibi Eflani ilçemizde de birçok problemi çözdük ve çözmeye de devam ediyoruz. Tabi burada bu işler yapılırken en büyük görev ilçenin İl Genel Meclis üyelerine düşüyor. Her ilçenin kendine göre öncelik ve hassasiyet arz eden konuları olabilir. Burada ilçenin önceliklerini, hassasiyetlerini; o ilçenin İl Genel Meclis Üyesi, İlçe Kaymakamı başkanlığında muhtarımızla beraber belirliyor ve tespit ediyor. Bizlerde imkanlar doğrultusunda bunları karşılayama çalışıyoruz.”
“2021 yılı geneli değerlendirecek olursak gerçekten güzel çalışmalar yapıldı” diyen Sözen, “Eflani özelinde güzel planlamalar ve çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalardan da her köyümüz hemen hemen faydalandı. Bu yılki programda Eflani’de 14 kilometre BSK (sıcak asfalt) çalışması gerçekleştirildi. Yapılan asfalt evladiyelik bir çalışma. Son 3 yıldır kendi asfaltını üreten bir kurum haline geldik. Kurmuş olduğumuz asfalt plenti bölgemizin en güçlü asfalt plenti durumundadır. Makine parkı, asfalt plenti, konkasörlerimiz, finişer yani işin yapılmasını gerektiren her şey kendimize ait. Tabi bunların yapılması için çok büyük paralar ve emekler harcadık ama ömürlük yatırımlar yapılmış oldu. Bundan 40-50 yıl sonrasına hizmet edecek yatırımlar yapıldı” diye konuştu.


Köy muhtarlarından Başkan Sözen’e teşekkür ziyareti
ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.
Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.
Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.
Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:
1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.
2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.
3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.
4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.
5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.
6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.
Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.
İlyas Erbay


