"Korumanın başkenti" Safranbolu'daki Asırlık Camiler Ramazan Ayını Bekliyor - Karabük Haber Postası
SAFRA
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
27 Şubat, 2025 14:59 tarihinde yayınlandı
0
0

“Korumanın başkenti” Safranbolu’daki Asırlık Camiler Ramazan Ayını Bekliyor

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ve Osmanlı dönemi mimarisinin eşsiz örneklerini barındıran Karabük’ün Safranbolu ilçesinde tarihi camiler Ramazan ayına hazır hale getirildi.

“Osmanlı’nın parmak izi”, “Açık hava müzesi”, “En iyi korunan kent” ve “Korumanın başkenti” gibi unvanlarla anılan ilçede bulunan İzzet Mehmet Paşa Camii, Köprülü Mehmet Paşa Camii, Lütfiye (Kaçak) Camii ve Ulu Camii gibi tarihi ibadethaneler, Ramazan ayının manevi atmosferini en iyi şekilde yansıtmak için hazırlandı.

Safranbolu İlçe Müftülüğü tarafından camilerin temizlik, aydınlatma ve bakım işlemlerini titizlikle yapılırken, özellikle tarihi camilerin orijinal dokusunu koruyarak yapılan çalışmalar, ramazan ayının manevi havasını daha da anlamlı kılacak.

Safranbolu’nun Arnavut kaldırımlı dar sokaklarında yükselen tarihi camilerde her akşam teravih namazı kılınacak, mukabele ve Kur’an-ı Kerim okunacak.

“Bütün camilerde teravih eda edilecek”
İl Müfütüsü Ali Erhun, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, ramazan ayına en iyi şekilde hazırlandıklarını belirtti.

Bütün camilerin görevliler tarafından temizlik ve bakımlarının yapıldığını ifade eden Erhun, “Nasip olursa bütün camilerimizde cemaatle teravih namazları eda edilecek. Bütün camilerimizin mukabele okunacak, Kur’an takip edilecek. Peygamber Efendimizden günümüze kadar bize tevarüs eden, sünnet olan mukabele sünnetini inşallah biz de aynı şekilde devam ettireceğiz” dedi.

Osmanlı şehri Safranbolu’daki tarihi camilerde de ramazanın en güzel şekilde eda edilmesi için tedbirlerin alındığını aktaran Erhun, “Köprülü Mehmet Paşa Camimiz var, Kazdağlı Camimiz var, İzzet Mehmet Paşa Camimiz var, Dağdelen Camimiz var. Bunların hepsi ecdadın bize yadigarı” değerlendirmesinde bulundu.

12 camide hatimle teravih kılınacak
Hem Safranbolu hem de Karabük’te 12 camide hatimle teravih namazı kılınacağını açıklayan Müftü Erhun, şunları kaydetti:

“Safranbolu’daki camilerimiz Dedeoğlu Camii, Asiye Hatun Camii, Sultan Tepe Camii, Kavaklar Camii, Bostanbükü Bahçelievler Cami ve Safa mescidinde teravihler hatimle kılınacaktır. Yani ecdadımızdan bize tevarüs eden güzellikleri aynı şekilde devam ettirmek istiyoruz. Müslüman memlekette, belde de ramazanın güzelliğini ve bereketini hep birlikte yaşayalım diye arzu ediyoruz. Vatandaşlarımızın tarihi bir miras olarak tescillenen Safranbolu’ya gelip; Safranbolu’yu görmelerini, ramazanda bir iftar, bir sahur, bir teravih de olsa geçirmelerini, idrak etmelerini arzu ederiz.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
sss 1
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
24 Nisan, 2026 15:17 tarihinde yayınlandı
0
0

Seçici Hassasiyet..! Kınama..

Güzel…
Olması gereken de budur.

Ama insan sormadan edemiyor:
Neden şimdi?
Neden sadece bu olay?

Sessizlik de bir tercihtir.
Ve çoğu zaman o sessizlik, en az söz kadar değeri vardır…

Bu şehirde bugüne kadar kınanması gereken kaç olay yaşandı?
Kaçında aynı hız, aynı hassasiyet, aynı kararlılık gösterildi?

Ne bir sağduyu çağrısı…
Ne bir açıklama…
Ne de bir duruş…

Cevap ortada.

Çoğunda susuldu.
Çoğunda görmezden gelindi.

Ama iş belirli bir noktaya gelince, birden hassasiyetler kabarıyor.

İşte sorun tam olarak burada başlıyor:
Seçici hassasiyet, adalet değildir.

Biz bu şehirde çok şey gördük.

Menfaat uğruna değerlerin nasıl eğilip büküldüğünü…
Menfaatler uğruna insanları hedef tahtasına koyanları…
Dün yerden yere vurduklarıyla bugün kol kola gezenleri ve aynı masada oturanları…

Daha da ötesi…

Birilerini yerden yere vuran haberler yapılıp, ardından o haberlerin sessiz sedasız ortadan kaldırıldığını gördük.
Ve daha o haberlerin etkisi geçmeden, aynı platformlarda yayınlanan reklamları…

Bu tabloya ne denir?

Bu gazetecilik mi?
Yoksa fırsatçılık mı?

Gazetecilik; güçlünün yanında saf tutmak değil, doğruyu söyleme cesareti göstermektir.

Bu benim sözüm değil elbette, gazetecilik mesleğinde tabiri caizse kaşarlanmışlar diyor…

Eleştiri yapmak haktır.
Ama hakaret etmek, itibarsızlaştırmak ve sonra geri adım atmak; ne etikle açıklanır ne de meslek onuruyla.

Bir de madalyonun arka yüzüne bakalım…

Bu şehirde bir üniversite var.
Ve o üniversitenin başında, beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, devletin en üst makamı tarafından görevlendirilmiş bir isim bulunuyor.

Attığı imzanın, aldığı maaşın ve dahası ailesinin içine kadar girmeyi kendilerine marifet sayan bir zihniyetin olduğu bir şehirde yaşıyoruz.

Bu şehri geneleve benzeten bir zihniyetin karşısında alkış tutulduğu bir kentte yaşıyoruz.

Daha vahimi ise, bu dili besleyen, alkışlayan ve normalleştiren bir çevrenin oluşmuş olmasıdır.

Bugün yapılan kınamalar, eğer samimi değilse, sadece günü kurtarmaya yöneliktir.

Gerçek duruş; zor zamanlarda, zor konularda ortaya konur.

Kolay olanı seçmek değil, doğru olanı savunmak meseledir.

Kim ne zaman konuştu, kim ne zaman sustu…
Kim nerede durdu, kim nerede saf değiştirdi…

Ya dernekler; onlar neden sessiz.

Neden bir açıklama yapılmaz..!

Yazının başında da söylediğimiz gibi; kınamalar neden seçici oluyor..?

Ve günün sonunda geriye tek bir soru kalıyor:

Biz gerçekten ilkeli bir duruş mu sergiliyoruz…
Yoksa sadece rüzgârın yönüne göre mi hareket ediyoruz?