Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
06 Temmuz, 2022 14:33 tarihinde yayınlandı
0

KORONAVİRÜS KABUSU GERİ Mİ DÖNÜYOR?

Ülke genelinde Koronavirüs vakaları son haftalarda yeniden tırmanışa geçerken, Karabük’te 40 tane vakanın olduğu, bunlardan üçünün hastanede serviste takip edildiği, diğer 37 hastanın ise evlerinde karantinada olduğu ifade edildi

Ülke genelinde koronavirüs vakalarındaki artış tedbirleri yeniden gündeme getirdi.

Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan haftalık vaka sayısındaki artış dikkat çekerken, açıklanan verilere göre, 20-26 Haziran’da 26 bin 635 olan haftalık vaka sayısı, 7 Haziran-3 Temmuz arasında 57 bin 113 oldu.

Karabük’teki Koronavirüs vakaları ile ilgili olarak Gazetemize bilgi veren İl Sağlık Müdürü Dr. Ahmet  Sarı,  Karabük’te  40 vaka olduğunu, bunun üç tanesinin hastanede serviste takip edildiğini,  37 kişinin ise evlerinde karantinada olduğunu söyledi.

Şu anda Karabük’te ciddi bir problemin olmadığının altını çizen İl Sağlık Müdürü Dr. Ahmet Sarı, “Şu anda hastanede serviste takip ettiğimiz üç hastamız var. Evinde karantinada olan 37 hastamız mevcut, evinde karantinada olan bu hastalarımızın da takibini yapıyoruz. Temmuz ayında (Son 5 Gün) İlimizde görülen ortalama günlük vaka sayımız 9 civarında bazı günler 10’un üzerinde vaka görülebiliyor. Haziran ayında ise çoğu günler hiç bir vakaya rastlanmadı” dedi.

EN SON ÖLÜM HAZİRAN’DA GERÇEKLEŞTİ

Karabük’te COVİD-19’a bağlı en son ölümün 11 Haziran 2022 tarihinde gerçekleştiğini ifade eden İl Sağlık Müdürü Dr. Ahmet Sarı, o tarihten bu yana da hiç bir ölümün meydana gelmediğini söyledi.

Önümüzdeki günlerde idrak edeceğimiz Kurban Bayramına işaret eden İl Sağlık Müdürü Dr. Ahmet Sarı, vatandaşlara uyarılarda bulunarak, “İlimizde şu anda ciddi bir problem gözükmüyor, ancak Önümüz Kurban Bayramı şehir dışından İlimize çok sayıda insan gelecek ve bu da haliyle bir yoğunluk oluşturacak.  Yine de tedbirimizi elimizden bırakmayalım, çok kalabalık ortamlara girmekten ve yakın temastan kaçınalım” dedi.

(Nurettin Acar)

 

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin