Koçaş’tan yapılandırma uyarısı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
27 Temmuz, 2017 13:57 tarihinde yayınlandı
0
0

Koçaş’tan yapılandırma uyarısı

Karabük Defterdarı Osman Koçaş 6736 ve 7020 sayılı kanun kapsamında vergi affından faydalanarak yapılandırma yapan vatandaşların taksitlerini ödemeleri için uyarılarda bulundu.
19 Ağustos 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6736 sayılı kanun ile 27 Mayıs 2017 tarih ve 30078 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7020 sayılı kanun kapsamında başvuru süreleri içinde mükelleflerin önemli ölçüde teveccüh gösterdiğini belirten Koçaş, “ Her iki yapılandırma kanunu ile de; Vergi dairelerine ödenmesi gereken vergi ve diğer borçların faizi, Yİ-ÜFE oranında yani üçte iki oranında azaltıldı ve Vergi aslına bağlı cezalar da tamamen silindi. Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında da indirim yapıldı.
Borcun peşin ödenmesi halinde Yİ-ÜFE oranında hesaplanan tutarın yarısı kadar ikinci defa indirim yapıldı. Borçları 18 taksitte 36 ay sürede ödeme imkânı verildi. Taksitlere, bugün için uygulanan faizin çok altında bir oranda katsayı uygulandı. Böylece vatandaşlarımız, kamuya olan borçlarını yapılandırarak ekonomik faaliyetlerini daha kolay yürütme imkânına kavuştu. Mükelleflerimizin yapılandırdıkları borçları açısından sağladıkları bu avantajları kaybetmemeleri ve borçlarının eski haline dönerek tekrar faiz ve ceza yükü altına girmemeleri için ödemelerini süresinde ve düzenli yapmaları önem arz etmektedir. Özellikle 7020 sayılı kanun açısından İlk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.
Bu kapsamda, söz konusu kanunlardan yararlanan vatandaşlarımız açısından 6736 sayılı kanunun 3. taksit ve özellikle 7020 sayılı kanunun 1.taksit ödeme sürelerinin son günü 31 Temmuz 2017 tarihidir.
Bu doğrultuda tüm mükelleflerimizi başvurdukları yapılandırma kanunlarının avantajlarını kaybetmemeleri için taksitlerini süresinde ödemeye davet ediyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay