Kitap satıcısına zabıtadan ödüllük soru - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
22 Ekim, 2024 04:15 tarihinde yayınlandı
0
0

Kitap satıcısına zabıtadan ödüllük soru

Düzce(İHA) – Düzce’de uygulama yapan zabıta ekipleri dini kitaplar satan şahsı durdurdu. Şahsın, “Satmıyorum, okuyorum” demesi üzerine zabıta, “Esmaül Hüsna’dan 10 tane say, seni bırakacağım” ifadelerini kullandı. Esmaül Hüsna yerine 4 büyük meleği yarım sayan seyyar satıcı gözaltına alındı.

Düzce’de uygulama yapan zabıta ekipleri, seyyar olarak dini kitaplar satan şahsı durdurdu. Daha önce de işlem yapılan İ.Ç.’nin kitapları satmaya devam ettiğini gören Düzce Belediyesi Zabıta Ekipleri kitaplara el koydu. Bu sırada seyyar satıcı kitapları vermemek için ısrar etti.

“Satmıyorum, okuyorum”

Zabıta ekipleri ile tartışan satıcı kitapları satmadığını, kendisinin okuduğunu söyledi. Zabıta ekipleri satıcıya “Madem satmıyorsun ve Esmaül Hüsna kitapları satıyorsun Allah’ın 99 isminden 10 tanesini say serbest bırakalım” dedi. Seyyar satıcı ise, ’Allah’ ile başladığı saymaya Cebrail, Mikail diyerek devam etti. Bunun üzerine zabıta ekipleri seyyar satıcıyı, 4 büyük meleği saydığını söyleyerek uyardı. Seyyar satıcı kendisini görüntüleyen gazetecilerle tartıştı. Olay yerine çağrılan polis ekipleri ile merkeze götürülmek istenen seyyar satıcı İ.Ç., polis aracına binerken gazetecilere el hareketi çekti.

Seyyar satıcı üst aramasının ardından polis merkezine götürülmek üzere polis aracına bindirildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…