Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Kasım, 2023 00:12 tarihinde yayınlandı
0

Kış lastiği mesaisi başladı

Zorunlu kış lastiği uygulaması öncesinde Bolu’da geçtiğimiz günlerde mevsimin ilk karının yağmasıyla birlikte lastikçilerde kış lastiği mesaisi başladı. Kış lastiğinin değiştirilmesi gerektiğini belirten lastik onarım ve değişim ustabaşı Ünsal Bayrak, “Kış lastiği taktırmazsak, araç kayabilir, kazaya sebebiyet verebilir” dedi.

Bolu’nun yüksek kesimlerine geçtiğimiz günlerde mevsimin ilk karı yağdı. Yolcu ve yük taşıyan ticari araçlar için kış lastiği zorunluluğu 1 Aralık itibariyle başlarken, uygulama öncesi sürücüler lastik değişimi ve araçların kışlık bakımları yaptırmak için oto bakım ve lastikçilere gelmeye başladı. Lastikçi dükkanları önünde yoğunluk oluşturan vatandaşlar kışlık lastiklerini taktırmaya başladı.

Tır şoförü Ahmet Bayram, “Kış lastiği, yağmurda karda güvenli yolculuk yapmamızı sağlıyor. Ben de taktırdım biraz önce. Rusya’ya gidiyorum. Yağmurda, karda, kış lastiği aracı kaydırmaz” diye konuştu.

“Kış lastiği taktırmazsak, araç kayabilir, kazaya sebebiyet verebilir”

Lastik onarım ve değişim ustabaşı Ünsal Bayrak, “Şimdi bildiğimiz üzere hava sıcaklığı 7 derecenin altına düştüğü zaman kışlık lastik takmak zorundayız. Emniyet ve güvenlik açısından önemi büyük. Hava sıcaklıkları 5 derecenin altına düştüğü için artık taktırmak gerekiyor. Kış lastiği taktırmazsak, araç kayabilir, kazaya sebebiyet verebilir. Geçen haftadan itibaren, havaların soğumasıyla yoğunluğumuz başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin