Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
23 Ekim, 2023 11:03 tarihinde yayınlandı
0

Kış lastiği dönemi yakında başlıyor

1 Aralık itibariyle Türkiye genelinde kış lastiği takma zorunluluğu başlıyor. Araç bakım uzmanı, lastikte üretim tarihinin önemli olduğunu belirterek, “Lastiğin raf ömrü 10 yıldır. Aracın altında bu ömür 5 yıla kadar düşüyor. Vatandaşların bunu alırken dikkat etmeleri gerekiyor” dedi.
Ülke genelinde 1 Aralık itibariyle zorunlu kış lastiği dönemi başlayacak. Yolcu ve eşya taşımalarında kullanılan yabancı ve yerli plakalı araçlar, bu tarihten itibaren kış lastiği takmak zorunda kalacaklar. Lastik taktırmak için 1 Aralık’ın beklenilmemesini tavsiye eden Düzce’de araç bakım merkezi müdürü Ümit Sel, “Ticari araçlarda zorunlu tarih 1 Aralık fakat can güvenliği için otomobiller daha erken tercih edebiliyor. Aşırı yol yapmayan insanlar daha erken taktırabiliyor. Kendi aracım için örnek vereyim. Sabah saatlerinde işe gelirken hava sıcaklığı 8-10 derece oluyor. Akşam da eve giderken hava sıcaklığı yine aynı seviyede oluyor. Bu aralar kış lastiği takılabilir. Son güne bırakmamak adına takılabilir ama resmi olarak 1 Aralık’ta lastiklerin takılması gerekiyor” dedi.

AW058492 01 jpg

“Lastikte tarih önemli”
Lastiklerin üretim tarihinin önemli olduğunu belirten Sel, “Lastiklerde üretim tarihi çok önemlidir. Lastiğin raf ömrü 10 yıldır. Aracın altında bu ömür 5 yıla kadar düşüyor. Vatandaşların bunu alırken dikkat etmeleri gerekiyor. 5-6 yıllık lastik almamak gerekiyor. Yırtık lastik almamaları gerekiyor. 2022 aslında bizim için eski bir tarih değil. Fiyat olarak daha uygun olacaksa tercih edilebilir ama mümkünse çok kullanılmadığını düşünürsek kış lastiğini yeni tarihli almak faydalı olacaktır” şeklinde konuştu. (İHA)

AW058492 03 jpg

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin