“Kırmızı Altın Safran” projesinin tanıtımı yapıldı  - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
11 Ekim, 2018 10:39 tarihinde yayınlandı
0
0

“Kırmızı Altın Safran” projesinin tanıtımı yapıldı 

Safranbolu Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü tarafından sunulan ‘Dünya Miras Kenti’nin Kırmızı Altını Safran’ projesinin tanıtım toplantısı gerçekleştirildi.
Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) tarafından 2018 Sosyal Kalkınma Mali Destek Programı kapsamında kabul edilen projenin tanıtım toplantısı Tarihi Çarşıda bulunan Cinci Handa gerçekleşti. Programa, Safranbolu Kaymakamı ve Belediye Başkanı Dr. Fatih Ürkmezer, İl Genel Meclisi Başkanı Ahmet Sözen, İl Genel Meclis Üyesi Ahmet Cengiz, İlçe Jandarma Komutanı Yzb. Burak Ören, İlçe Emniyet Müdürü Osman Gül, İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şahin, İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Emre, Safranbolu TSO Başkanı Ali Sami Acar, kurum müdürleri ve vatandaşlar ve çiftçiler katıldı.
“SAFRAN HAK ETTİĞİ DEĞERİ BULACAKTIR”
Saygı Duruşu ve İstiklal Marşımızın okunması ile başlayan programın açılış konuşmasını yapan İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Emre Safranbolu denildiğinde akla ilk gelen değerlerden birisinin Safran bitkisi olduğunu belirterek, “Bizde bu iki değeri birleştirerek gerçekleştirdiğimiz projeye Dünya Miras Kenti’nin Kırmızı Altını Safran ismini koyduk. Projenin amaçlarından bir tanesi bu değeri her daim gündemde tutmak. Bir diğer amacımız ise yetiştiricilerimize safranı tanıtmak ve safrana sahip çıkmalarını sağlamak ve çeşitli eğitimler vermek. İnşallah projemiz ile safran hak ettiği değeri çok daha geniş kapsamlı bir şekilde bulacaktır” dedi.
Safran için güzel ve yeni bir başlangıç olduğunu ifade eden İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şahi, “Safran Safranbolu için ne kadar değerli ise Karabük için de o kadar önemli. Bir şehri marka yapan bazı unsurlar vardır. Karabük için nasıl KARDEMİR var ise, Dünya Miras Kenti Safranbolu için de Safran vazgeçilmezdir. Safran bitkisi bu bölgenin en önemli geçim kaynaklarından birisi idi. Bu bölgeye özelliğini katan ve ilçemiz için oldukça önem arz eden unsurlardan bir tanesi idi” diye konuştu.
Safranbolu’ya ismini veren Safran bitkisinin hem kaymakamlık hem de belediye olarak çalışmalarında en başta gelen gündemlerinden olduğunu söyleyen Safranbolu Kaymakamı ve Belediye Başkanı Dr. Fatih Ürkmezer, “Safran yüzyıllardır ticaretin kaynağı olmuş. İşte burada biz düşen görev ise bu bitkiye tarımsal değeri ve ekonomik anlamda da değeri olan Safranı her zaman gündemimizde tutmaktır” ifadelerini kullandı.
“EN BÜYÜK SORUN DEVAMLILIĞI SAĞLAMAK”
Projenin sayesinde Safranın her zaman gündemde tutulacağını kaydeden Ürkmezer, “Bu vesile ile yeni nesillerce bilinmesini sağlayacağız. Evet, Safran biliniyor, gelen ziyaretçiler soğanlarını alıyor ama buradaki en büyük sorun, devamlılığı sağlamak. İşte bu proje ile devamlılığı sağlamayı da amaçlıyoruz. Bilindiği üzere Safran üretimi emek isteyen bir çalışma. İnsanlar artık daha az emek harcayıp paraya daha çabuk ulaşma derdinde. O nedenle gençle, tarımla uğraşanlar bile safrandan uzak duruyor. Ancak, bizler bu proje ile Safran üretimini bir nebze olsun geliştirebilirsek mutlu oluruz. Bunun hem safran üretimine hem ekonomimize hem de ilçemizin tarımsal potansiyelinin canlandırılması anlamında önemli bir adım olacaktır” diye konuştu.
Ürkmezer projenib sadece ilçe bazında değil bakanlık ve Karabük Valisi Kemal Çeber tarafından da desteklendiğini belirtti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.