Karabük Postası tarafından
24 Temmuz, 2021 08:23 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

KGC Başkanı Metin Kaya’dan 24 Temmuz Açıklaması

Kaya, “Medyadaki Kirlenme Hepimizi Derinden Yaralıyor” Karabük Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Metin Kaya, basında sansürün kaldırılışının yıl dönümü olan 24 Temmuz Basın Dayanışma Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yaparak, basının sorunlarına ve çözüm önerilerine dikkat çekti. Basın sektöründeki mesleki sorunların demokratik hukuk sistemi içinde çözüleceği gerçeğinden hareketle Karabük Gazeteciler Cemiyetinin de bağlı olduğu Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu olarak sorunlara ve çözüm önerilerine ilişkin çalışma yapıldığına dikkat çeken Kaya, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “Türk basınında sansür, gazetecilerin 24 Temmuz 1908 tarihinde gerçekleştirdiği onurlu direniş sonucu kalkmış, ancak ardından yapılan yasal düzenleme ve baskılarla yeniden gündeme gelmiştir. Basınımız 2021 yılının 24 Temmuz’una, ne yazık ki siyaset-mafya-medya üçgenindeki çirkin ilişkilerin yaşandığı bir ortamda giriyor. Sektörümüzde “adına gazeteci” diyen ama gazetecilik değil, kirli çıkar ilişkilerinin odağı olan insanların mesleğimizi kirletmesine üzülerek tanık oluyoruz. Bu durum hepimizi derinden yaralıyor. Basınımızın özgür, objektif ve tarafsız çalışma olanağı bulması için ilk koşulun, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen ‘Gazetecilik Meslek Yasası’nın çıkartılması olduğunu yıllardır her fırsatta dile getiriyoruz. Yaşamakta olduğumuz bu çarpık sürece son vermek için, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen “Gazetecilik Meslek Yasası”, teknolojik gelişmeler dikkate alınarak yazılı basının yanı sıra görsel, işitsel ve elektronik medyayı da kapsayacak şekilde günümüz koşullarına uygun olarak mutlaka çıkarılmalıdır. Öte yandan, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yayımlanan ‘tasarruf tedbirleri’ genelgesi, pandemi sürecinde çok zor bir dönemden geçen yerel medya kuruluşlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Büyük fedakârlıklarla ve düşük bütçelerle halkın haber alma özgürlüğü adına görev yapan yerel basın kuruluşlarımız, ‘tasarruf tedbirleri’ başlıklı kararlarla önemli ölçüde gelir kaybederek ve ekonomik anlamda daha da zor bir döneme girmiştir. Ekonomik darboğazdan çıkamayacak olan yerel basın kuruluşlarının bir bir kapanması ve binlerce meslektaşımızın işsiz kalacak olması, ekonomik ve sosyal dengeleri bozmanın yanında, yerel demokrasiye de büyük darbe vuracaktır. Sansür ise, meslektaşlarımızı kıskacına alan önemli bir sorunumuzdur. Günümüzde çeşitli medya kurumlarında yaşanan uygulamalara bakıldığında, sansürün kalkmadığını, şekil değiştirerek devam ettiği görmekteyiz.  Sansür, eskiden olduğu gibi ‘haber yasaklama’ yoluyla yapılmasa da, gerçeği çarpıtma, gizleme veya çeşitli tehdit ve yaptırımlarla meslektaşlarımız üzerinde devam etmektedir. Ne yazık ki düşüncelerini yazdıkları, röportaj ve haber yaptıkları gerekçesiyle meslektaşlarımız yargılanmakta, kesin kanıtlara dayanılmadan gözaltına alınmakta, hapse atılmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nda ve Terörle Mücadele Yasası’nda yer alan ve darbe dönemlerinden bu yana değişmeyen basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddeler mutlaka ele alınmalı ve yeniden düzenlenmelidir. İfade ve basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır ve Türkiye’de demokratik yaşamın temel sorunu ne yazık ki basın ve ifade özgürlüğünün gerçek anlamda olmamasıdır. Halkın haber alma hürriyetinin işlerliği için, basın ve ifade özgürlüğü temel gerekliliktir. Halkın gerçekleri öğrenme ve bilgi edinme hakkının aracı olan basın özgürlüğünün önündeki engeller kalkmadıkça, 24 Temmuzlar bizler için bayram olmayacaktır. Bu nedenle bu yıl da 24 Temmuz’u Basın Bayramı olarak değil, dayanışma günü olarak görüyor, bu anlamda kutluyoruz. Tüm bu sorunlara karşın görevini fedakârca ve layıkıyla yapan meslektaşlarımızın 24 Temmuz Basın Dayanışma Günü’nü kutluyoruz”
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Ocak, 2026 20:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Bakan Işıkhan: “500 bin konut projesi Türkiye tarihinde şimdiye kadar atılmış en büyük adım”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Ülkemiz için önemli bir dönüm noktası olarak gördüğümüz 500 bin konut projesi, Türkiye’nin hem sosyal hem de kentsel dönüşüm tarihinde bugüne kadar atılmış en büyük adım, hayata geçirilmiş en büyük sosyal devlet projelerinden birisidir" dedi.
Bir dizi program için Ordu’ya gelen Bakan Işıkhan, ilk olarak valiliği ziyaret etti. Vali Muammer Erol ve ilgililerce karşılanan Bakan Işıkhan, Valilik Şeref Defteri’ni imzaladı. Işıkhan, ardından Yüzyılın Konut Projesi’nde hak sahiplerinin belirleneceği Altınordu ilçesindeki Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen TOKİ kura çekim törenine katıldı. Işıkhan, burada yaptığı konuşmada 500 bin konut hedefiyle başlatılan proje kapsamında Ordu’da 3 bin 334 hak sahibinin belirleneceğini ifade etti. Türkiye Yüzyılı vizyonuna vurgu yapan Bakan Işıkhan, çeşitli alanlarda yürütülen çalışmaların bu vizyon doğrultusunda şekillendiğini belirtti. Deprem bölgesinde yapılan çalışmalara da değinen Bakan Işıkhan, 6-7 Şubat depremlerinin ardından şehirlerin kısa sürede yeniden inşa edilmeye başlandığını söyledi.

"500 bin konut projesi, Türkiye’nin hem sosyal hem de kentsel dönüşüm tarihinde bugüne kadar atılmış en büyük adım"
Sosyal konut projesi hakkında açıklamalarda bulunan Bakan Işıkhan, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderlik ettiği Türkiye Yüzyılı vizyonuna Türkiye olarak artık tam anlamıyla kilitlenmiş durumdayız. Hamdolsun ki bu hedefi gerek iç politikada, gerekse dış politikada çalışma hayatından ekonomiye, sağlıktan eğitime, kültürden sosyal politikalara kadar her alanda kendimize mihenk olarak belirledik. Yüzyılın Konut Projesi, işte tam olarak böyle bir aklın, böyle bir anlayışın eseridir. Ülkemiz için önemli bir dönüm noktası olarak gördüğümüz 500 bin konut projesi, Türkiye’nin hem sosyal hem de kentsel dönüşüm tarihinde bugüne kadar atılmış en büyük adım, hayata geçirilmiş en büyük sosyal devlet projelerinden birisidir. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz ki, toplumumuzun huzuru, mutluluğu ve gücü, vatandaşlarımızın evlerinde, hanelerinde ve yuvalarında başlar" diye konuştu.

"Depremin ardından 11 ilimizin tamamını dünyanın en büyük şantiyesine çevirerek ayağa kaldırmaya başladık"
Bakan Işıkhan, 2023’te yaşanan 6 Şubat depreminin ardından 11 ilde çok büyük çalışmalara imza atıldığını ve şehirlerin ayağa kaldırıldığını ifade ederek, "Devletimiz, sosyal devlet anlayışıyla, devlet-millet işbirliğine inanarak, geçmişten bugüne, barınma gibi en temel ihtiyaçlar hususunda hiçbir vatandaşımızı mağdur etmemiş, millete hizmet sevdasıyla çalışan kadrolar eliyle daima vatandaşımızın yanında olmuştur. Hükümetimizin çeyrek asra yaklaşan iktidarı boyunca, Cumhurbaşkanımız liderliğinde, aziz milletimizin ve ülkemizin menfaatleri için gece gündüz çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz. Bu çabayı, bu özveriyi, bu gayreti en iyi Ordulu kardeşlerim bilir. Ordu’nun geçmişini de bugününü de en iyi sizler bilirsiniz. Şehrimize hangi hizmetleri kazandırdığımıza en yakın şahit, sizlersiniz. Öte yandan, malum 6-7 Şubat depremlerinde 11 ilimizi adeta dümdüz eden büyük bir yıkımı ülkece hep birlikte yaşadık. Bize dediler ki ‘Bu facianın altından kalkamazlar’, ‘Devlet bu enkazın altında kalır, bu kadar büyük bir yıkımı ayağa kaldıramazlar.’ Peki biz ne yaptık? Daha birinci yılı dolmadan 11 ilimizin tamamını dünyanın en büyük şantiyesine çevirerek, evlerimizi, iş yerlerimizi, binalarımızı bir bir ayağa kaldırmaya başladık. Şehirlerimizi eskisinden çok daha sağlam, çok daha modern, pırıl pırıl evlerle donattık. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir kenetlenmeyle asrın felaketini asrın dayanışmasına ve yardımlaşmasına çevirdik. Hamdolsun Rabbimizin yardımı, milletimizin duası, Sayın Cumhurbaşkanımız ve millete hizmet sevdalısı yol arkadaşları sayesinde depremin izlerini yavaş yavaş silmeye başladık" şeklinde konuştu.

"Hak sahipleri güvenli ve kolay şekilde ev sahibi olacak"
Kurada belirlenecek hak sahiplerine de hayırlı olsun temennisinde bulunan Bakan Işıkhan, "İnşallah bugün kuralarını çekerek hak sahiplerini belirleyeceğimiz konut seferberliğiyle birlikte diğer bütün şehirlerimizin çehresi ve sosyal dokusu da yeni bir boyut kazanacak. Ev sahibi olmak isteyen vatandaşlarımız hem güvenli hem de en uygun ödeme kolaylığıyla yeni hanelerine kavuşacak" ifadelerine yer verdi.

"Cumhurbaşkanımız bu büyük projeler ile sözünün eri olduğunu gösteriyor"
Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler ise, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bu çalışmaların mimarı ve aynı zamanda hareketin kurucusu. Kendisi burada sözünün eri olduğunu bu projeler ile bir defa daha göstermiştir. Ordu’muza kazandırdığı bu evler, sadece bir adım değil, bundan sonra devam edecek, ülkemizi dünyanın sayılı ülkelerinden birisi haline getirecek dünya lideri olarak da kendisine yakışanı yapmaktadır. Bunu dost-düşman herkes biliyor. Hepsi de onu güvenilir insan olarak görüyor" diye konuştu.
Konuşmaların ardından yapılan dua sonrası protokol, şehit yakınları ve gazilerin katılımı ile kuralar çekildi. Kent genelinde ev sahibi olmak için 29 bin 497 kişinin başvuru yaptığı öğrenilirken, merkezde bin 500, Aybastı ilçesinde 76, Çamaş ilçesinde 39, Çatalpınar ilçesinde 77, Çaybaşı ilçesinde 31, Fatsa ilçesinde 750, Gölköy ilçesinde 100, Gülyalı ilçesinde 50, Gürgentepe ilçesinde 52, Kabadüz ilçesinde 79, Korgan ilçesinde 80 ve Ünye ilçesinde 500 sosyal konut inşa edilecek.
Programa Ordu Valisi Muammer Erol, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Hasan Suver, AK Parti Ordu Milletvekilleri İbrahim Ufuk Kaynak ve Mustafa Hamarat, MHP Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk, TOKİ Başkan Yardımcısı Osman Direnç ve vatandaşlar katıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin