Reklam
Reklam
kelkitin cografi isaretli seker fasulyesinin hasadi suruyor 58NG6bPk jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
21 Eylül, 2024 12:00 tarihinde yayınlandı
0

Kelkit’in coğrafi işaretli şeker fasulyesinin hasadı sürüyor

Gümüşhane’nin Kelkit ilçesi ve civarında yetişen coğrafi işaretli şeker fasulyesinin hasadı sürerken, hasat edilen ürünler eleme tesisinde paketlenerek satışa ve tüketime hazır hale getiriliyor.

Kelkit ilçesinde Kelkit Kuru Fasulye Üreticileri Birliği tarafından yapılan çalışmalar neticesinde 2020 yılında coğrafi işaret alan Kelkit şeker fasulyesinin hasadı devam ediyor. Uzun bir yolculuğun ardından hasat edilmeye hazır hale gelen ve Kelkit ilçesinde üreticiler için önemli bir gelir kaynağı olan şeker fasulyesi tadı ve kalitesiyle yoğun olarak tercih ediliyor.

2024 yılı itibariyle 6 bin dönümlük arazide Kelkit şeker fasulyesi ekimi yapıldığını aktaran Kelkit Kuru Fasulye Üreticileri Birliği Başkanı Gökhan Durmuş dolu yağışları nedeniyle rekoltede azalmalar olmasına karşın, verimden memnun olduklarını dile getirdi. Hasadın ardından kurumaya bırakılan ürünler Kelkit Kuru Fasulye Üreticileri Birliğine ait tesislerde gerçekleştirilen eleme ve ayıklama işlemlerinin ardın paketlenerek hem satışa hem de tüketime hazır hale getiriliyor.

“Üreticiden alıp tesisimizde kullanıma hazır hale getiriyoruz”

Kelkit şeker fasulyesinin birliğe ait tesiste kullanıma hazır hale getirilerek Türkiye’nin her bir bölgesine gönderilebildiğinin altını çizen Kelkit Kuru Fasulye Üreticileri Birliği Başkanı Gökhan Durmuş, “Bu yıl 2024 itibariyle 6 bin dönüm coğrafi işaretli Kelkit şeker fasulyesi ekildi. Çıkışlarımız güzel oldu. Rekoltemizi çok yüksek bekliyorduk. Bin 500 ton civarlarında bekliyorduk. Fakat Kelkit bölgesinde mevsimsel aksaklıklar yaşadık. Dolu hadiseleri yaşadık. Bu da fasulyelerde rekolte düşüklüğüne sebep oldu. Bir diğer yandan da bazı bölge bölge bazı yerlerde hastalıklar göründü. Bunlar da rekolteyi düşürmeye başladı. Bu da bizim için biraz daha rekolte aşağı düştü. Yine beklentimiz bir 700-800 tonlarda bir ürün bekliyoruz. İnşallah çiftçinin bu yıl yüzü gülecek. İyiden iyiye pazarımızda yapmış bulunuyoruz. Kelkit şeker fasulyesinin. Buradan Kelkit bölgesinde ürettiğimiz Kelkit şeker fasulyesini hasat ediyoruz şu an. Buradan çıkan ürünleri bir hafta kuruttuktan sonra bu ürünü patoz vasıtasıyla çıkarıyoruz. Çıkan ürünleri buradan çiftçi ne yapıyor? Çıkarıp bizim Kelkit ilçesi kuru fasulye üretici birliğine ait tesisimiz bulunuyor. Burada da gerek nohutta gerek fasulye olarak da bakliyat olarak ayıklayıp temizleyip sınıflandırıp paketleyip ve çiftçiye veriyoruz. Üye olan kişilerin de, çiftçilerimizin de fasulyelerini tesisten istifleyerek, paketleyerek Türkiye’nin her bir bölgesine gönderiyoruz. Ulaşım sağlıyoruz, sofralara geliyor. Biz ürünlerimizi organik yetiştiriyoruz, herhangi bir kimyasal kullanmıyoruz. Zaten tüketicilerimiz de bunu söylüyor çok lezzetli, kaliteli, aroması yüksek. Protein değerleri ve çinko değerleri çok yüksek. Buradan direkt tarladan tesise, tesisle sofralarımıza gelecek yakın bir zamanda inşallah” dedi.

“Ürünümüzün kalitesi bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır”

Kelkit ilçesinde bulunan 40 dönümlük arazisinin tamamına Kelkit şeker fasulyesi ektiğini ifade eden Kelkit şeker fasulyesi üreticisi İsmail Değirmenci, “Bu sene yaklaşık 40 dönümlük bir alana kuru fasulye ektik. Gördüğünüz gibi Eylül ayında da hasatımıza başladık. Çok şükür bu sene güzel geçti. Sadece bir hastalıklarla biraz da dolu olayı bizi biraz rekoltenin düşmesine neden oldu. Ama şimdi ürünümüz gayet güzel. Buradan ürünümüzü hasat ettikten sonra yaklaşık bir hafta bir kuruma süresi oluyor. Bu kuruma süresinin sonunda da patoz işlemini yapıyoruz. Patozdan sonra da Kelkit Kuru Fasulye Üreticiler Birliğimizin bir deposu var. Eleme tesisi var. Burada direkt götürüyoruz ürünümüzü oraya. Orada tertemiz bir şekilde geri alıyoruz. Paketlenebilir de aynı şekilde. Birliğimiz de fasulyemizi alıyor. Ürünümüzün kalitesi yapılmış olan bilimsel araştırmalarca zaten kanıtlanmış. Ne kadar iddialı olduğumuzu şeker fasulyemizi yiyen anlar” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay