Karabük Üniversitesi (KBÜ), Dünyanın en prestijli akademik derecelendirme kuruluşlarından olan Times Higher Education “Dünya Üniversite Sıralaması 2022” (World University Rankings 2022) tarafından mühendislik alanında yapılan sıralama sonuçları açıklandı.
Dünyanın en saygın üniversite derecelendirme organizasyonlarından biri olan Times Higher Education (THE) üniversiteleri mühendislik alanlarında derecelendirdi. Karabük Üniversitesi “Mühendislik” alanında dünya da ilk 601- 800 bandında yer alırken Türkiye’deki üniversiteler arasında yapılan sıralamada ilk 10 devlet üniversitesi arasına girerek büyük bir başarıya imza attı.
Listeye Türkiye’den 36 üniversite girdi
Karabük Üniversitesi Türkiye’den 36 üniversitenin listeye girdiği mühendislik alanı sıralamasında devlet üniversiteleri arasında ilk 10 üniversite arasında yer aldı. KBÜ geçen sene mühendislik alanında yapılan dünya sıralamasında 801 – 1000 bandında iken bu yıl 601 – 800 bandına yükseldi.
Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Refik Polat konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Üniversitemiz, dünyanın en saygın derecelendirme kuruluşlarından birinde yapılan mühendislik alanındaki sıralamada; Türkiye’de ilk 10 devlet üniversitesi, dünyada ise ilk 800 üniversite arasına yer alarak önemli bir başarıya imza atmıştır. Karabük Üniversitesi akademik çalışmaları ve yayınları, üniversite – sanayi iş birliği ve öğrencilere sunduğu kaliteli eğitimle mühendislik alanında bu önemli başarıyı elde etmiştir. Karabük Üniversitesi ülkemizde ve küresel ölçekte başarılarını her geçen gün sürdürecektir” dedi.


KBÜ’den mühendislik alanında ilk ona girdi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


