KBÜ’de “Zaferin Adı Türkiye” temasıyla 15 Temmuz anma programları düzenlendi
Karabük Üniversitesi (KBÜ), 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü kapsamında "Zaferin Adı Türkiye" temasıyla etkinliklere ev sahipliği yaptı.
Karabük Üniversitesi'nde "Zaferin Adı Türkiye" temasıyla gerçekleştirilen programlarda 15 Temmuz destanı anıldı; millî birlik ve beraberlik duygusu pekiştirildi.
Üniversitenin farklı akademik birimleri tarafından düzenlenen video gösterimleri, belgesel sunumları, anma programları ve sergi etkinlikleriyle, 15 Temmuz ruhu üniversite genelinde yeniden yaşatıldı.
Mühendislik Fakültesi tarafından organize edilen "Zaferin Adı Türkiye" temalı video gösterimi, Hamit Çepni Konferans Salonu'nda izleyiciyle buluştu. Ardından Tıp Fakültesi tarafından "15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birliğimiz" temalı belgesel film gösterimi gerçekleştirildi.
Sağlık Bilimleri Fakültesinde ise 15 Temmuz gecesini anlatanvideofakülte seminer salonunda katılımcılara sunuldu. Aynı salonda, Fen Fakültesi tarafından hazırlanan 15 Temmuz Belgeseli sinevizyon gösterimi de ilgiyle izlendi.
Etkinlikler kapsamında, Karabük Üniversitesi 15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu fuaye alanında "15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü Fotoğraf Sergisi" açıldı.
Sergi açılışına Karabük Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Solmaz, Genel Sekreter Lütfü Köm, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tahir Kahraman, daire başkanları, idari personel ve davetliler katıldı. Ziyaretçiler sergiyi ilgiyle gezerek o geceye dair hafızalarda yer etmiş kareleri inceleme fırsatı buldu. İlahiyat Fakültesinin, Türkistan Ahmed Yesevi Konferans Salonu'nda düzenlediği "15 Temmuz Darbe Girişimi Şehit ve Gazilerini Anma Programı" kapsamında konuşan Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Çiçek, şehitlik kavramı ile 15 Temmuz'un dini ve toplumsal boyutlarını ele aldı.
HAK-İŞ Başkanı Arslan: “Asgari ücret tespit komisyonu değişmeli”
Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) ve HİZMET-İŞ Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Eğer asgari ücret tespit komisyonunu sağlıklı bir şekilde oluşturamazsak, buradan çıkacak olan asgari ücret de sağlıklı olmayacağını hep anlatageldik. Asgari ücret tespit komisyonu değişmeli" dedi.
Genel Başkanı Mahmut Arslan, Ordu’da bir otelde düzenlenen HAK-İŞ/HİZMET-İŞ Sendikası Ordu Şube Başkanlığı 3. Olağan Genel Kurulu’na katıldı. Genel kurulda konuşan Arslan, çalışma hayatı ve asgari ücret başta olmak üzere gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"Asgari ücret tartışmalarını 50 yıldır yaşıyoruz"
Türkiye gündeminin yoğun olduğunu belirten Genel Başkan Mahmut Arslan, son 22 gündür çalışma hayatının asgari ücret tartışmalarıyla geçtiğini ifade etti. Arslan, "Biz bu tiyatroyu 50 yıldır yaşıyoruz. Konfederasyonumuz HAK-İŞ, hep şunu söyler; asgari ücret tespiti, tespit komisyonunun yapısıyla doğrudan ilgilidir. Eğer asgari ücret tespit komisyonunu sağlıklı bir şekilde oluşturamazsak, buradan çıkacak olan asgari ücret de sağlıklı olmayacaktır. Bunu hep anlatageldik. Ve her seferinde de bir taraftan çalışanların büyük beklentileri, işverenlerin kaygıları, hükumetin denge kurma politikalarının hemen hemen her seferinde istisnalar hariç işçilerin taleplerinin karşılanmadığı, hayal kırıklığı yaşandığı bir asgari ücreti 50 yıldır biz yaşıyoruz. HAK-İŞ olarak bu süreçte birincisi asgari ücretin ne anlama geldiğini iyi anlatmamız, asgari ücret tespit komisyonunun neden değişmesini istediğimizi, dünya ile kıyaslayarak burada bir yanlışlığın olduğunu anlatmaya çalıştık. Maalesef uzun süre bunu anlatamadık" diye konuştu.
"Bizim talebimiz, asgari ücrette evli ve 2 çocuklu bir işçiyi hedef almaları"
Genel Başkan Arslan, "Asgari ücreti bir kişi, bir çalışan için belirliyorlar. Bizim HAK-İŞ olarak taleplerimizden bir tanesi, asgari ücrette evli ve 2 çocuklu bir işçiyi hedef almaları. Onun hayatını asgari şartlarda idame ettireceği bir ücretin belirlenmesidir. Dolayısı ile Türkiye’de uzun yıllardır bu konuda da bizim taleplerimiz doğrultusunda ne vergi düzenlemesinde, ne de asgari ücrette bu hususta istediğimiz noktaya getiremediğimiz konulardan bir tanesi. Asgari ücretlilerin ülke içerisindeki çalışanlara oranının yüksek olmasının tabi ki ülkemizin ekonomisine, vergi gelirlerine ciddi yansıması da var. Ülkede çalışanların yüzde 50’nin asgari ücretle çalıştığı düşünülürse, bu belirlediğimiz asgari ücret değil, genel ücret olarak söz konusu oluyor. Burada ciddi bir yansıma var" ifadelerine yer verdi.
"Umarım çalışanlar hayal kırıklığına uğramadan gerçekleşmiş olur"
Bu yıl asgari ücret tespit komisyonunda işçi temsilcilerinin yer almamasına da değinen Arslan, "Bu sene işçilerin olmadığı asgari ücret tespit komisyonunda Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) hükumete bizim işçilerin olmadığı bir dönemi fırsata dönüştürerek asgari ücretle ilgili düzenlemeyi arzu ettikleri noktaya getirmeye çalışmalarını bence doğru bulmuyorum. Böyle bir çalışma olduğunu da söylemiyorum ama görünen o ki böyle bir ilişki biçimi gelişiyor ve burada her bir çalışan için bu yıl bin TL’lik asgari ücret desteği sağlanıyordu, umarım bu destekler çok olağanüstü bir şekilde artmaz ve işçilerin olmadığı bir asgari ücret tespit komisyonu yine makuliyet çizgisini aşmadan, gerçekten çalışanları büyük bir hayal kırıklığına uğratmadan gerçekleşmiş olur" diye konuştu.
"TÜİK sepeti ile işçinin sepeti aynı değil"
Asgari ücret belirlenirken Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon rakamlarının esas alındığını hatırlatan Arslan, kurumun kendisine değil, kullandığı enflasyon sepetine itiraz ettiklerini söyledi. Arslan, "TÜİK, Avrupa ile entegre olmuş önemli bir kurumdur. İtirazımız kurumun belirlediği enflasyon sepetinedir. Asgari ücretlinin sepeti ile TÜİK’in sepeti arasında ciddi bir sorun vardır. İşçilerin harcama kalemlerinde en büyük pay gıda, kira, enerji ve ulaşım. TÜİK ülke genelinde bir enflasyon belirliyor. Biz diyoruz ki; asgari ücretlinin harcama sepetine uygun bir kriter belirleyelim. En başta gıda enflasyonu, ardından kira, ulaşım ve enerji esas alınmalıdır" dedi.
"Hep çalışanlardan fedakarlık beklenmemeli"
"Biz çalışanlarımızın haklarını korurken, elbette ki işletmelerimizi yok saymıyoruz. Onlar yoksa zaten çalışanlar da yok ama adil bir paylaşımı hepimizin üstlenmesi gerekiyor" diyen Arslan, şöyle konuştu:
"Bu ülkenin geçiş döneminde zaman zaman çok kazananların fedakarlık yapması gerekiyor. Neden hep emekçilerden bekleniyor? Kiralın yüksek olduğunu biliyoruz. Asgari ücretli bir çalışan nasıl ayakta kalacak? Kiralar, gıda enflasyonunu üst üste koyarsanız ailede birkaç kişi çalışmazsa, çalışan asgari ücretli ikinci bir iş yapmazsa gerçekten iki yakası bir araya gelmesi mümkün değil, tablo ortada. Dolayısıyla işverenlerimizin bu konuda anlayış göstermesi gerekiyor. Asgari ücretliler de bu ülkenin çocukları ve bu ülke için sorumluluklarını yerine getiren insanlar. O zaman bu konuyu hükumetimiz ve işverenler bu dönem makul bir düzeyde asgari ücreti belirleme konusunda samimi bir şekilde çalışması gerekiyor."
Programa, ilçe belediye başkanları, sendika üyeleri ve ilgililer de katıldı.