Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
21 Nisan, 2017 14:18 tarihinde yayınlandı
0

KBÜ’de  “Hz. Peygamber ve Güven Toplumu” Konferansı

Karabük Üniversitesi (KBÜ) İlahiyat Fakültesi ile Karabük Müftülüğü tarafından “Kutlu Doğum Haftası” dolayısıyla 15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu’nda “Hz. Peygamber ve Güven Toplumu”  konulu konferansı düzenlendi.

Kutlu Doğum Haftası etkinliğine Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yavuz Ünal, Karabük Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ali Güneş ve Prof. Dr. İbrahim Kürtül, Karabük İl Müftüsü Halil Bektaş, Üniversitenin akademik ve idari personeli ile öğrencileri ve din görevlileri katıldı.

Program, Karabük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencisi Hafız Akın Bayrak’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından Kutlu Doğum Haftası ile ilgili bir sinevizyon gösterimi yapıldı.

Programın açış konuşmasını yapan Karabük İl Müftüsü Halil Bektaş, konferansın Hz. Peygamber’in yüce ahlakının yaşatılması ve güven duygusu oluşumuna katkı sağlaması amacıyla düzenlendiğini belirterek Karabük Üniversitesi ile birlikte yürüttükleri faaliyetler hakkında bilgiler verdi.

Programda konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Güneş de toplumda güven kavramının önemine vurgu yaparak insanlığın güvensizlik girdabına girdiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Güneş “İnsanlığın yaşamış olduğu bunalım ve sıkıntıların ortadan kalkması için Hz. Peygamber’in güven toplumunu oluşturduğu ortama dönmemiz lazım.” diye konuştu.

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Ünal: Güven toplumuna giden yol Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’e tabi olmaktan geçer

Açılış konuşmalarının ardından Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yavuz Ünal tarafından  “Hz. Peygamber ve Güven Toplumu” konulu konferans verildi.

Yoğun bir katılımın olduğu konferansa konuşmacı olarak katılan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yavuz Ünal, güven toplumuna giden yolun Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’e tabi olmaktan geçtiğini belirtti. Hz. Peygamber ve Hz. Peygamber’in oluşturduğu güven toplumunun temel özelliklerinden bahseden Ünal, Hz. Peygamber’in birey için ne anlam ifade etmesi gerektiği hakkında düşüncelerini aktardı.

Hz. Peygamber’i güvenilir kılan şeyin söz ve akitle alakalı olduğunu dile getiren Ünal “O, kendisine inanan inanmayan herkesin itimat ettiği, en değerli eşyalarını emanet ettiği ve kendisinden asla bir zarar beklemediği Muhammedü’l-Emin’dir.” dedi.

İnsanlara güvenin söz ve eylemle ilişkili bir kavram olduğunu vurgulayan Ünal, söz verdiğinde sözünde durmayan, konuştuğunda yalan söyleyen ve ihanet eden kişilerin güvenilmez insanların vasıfları olduğunu aktardı.

Günümüzde İslam dünyasının yaşadığı sıkıntılara da değinen Prof. Dr. Yavuz Ünal, dinimiz İslam’ın insanın güvende olması için canını, aklını, neslini korumayı emrettiğini belirterek Hz. Peygambere tabi olunması ve onu hakkıyla örnek alarak sorunların çözülmesi gerektiğine işaret etti. Prof. Dr. Ünal, güven toplumunun oluşması için toplumu oluşturan tüm bireylerin emanet bilincine sahip olması gerektiğini de ifade etti.

Konferansın ardından İlahiyat Fakültesi Öğretim Elemanı Okutman Can Doğan ve ekibi tarafından Türk Tasavvuf Musiki konseri verildi.

 

 

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
w2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
14 Mayıs, 2026 10:35 tarihinde yayınlandı
0

SODA GETİRİN HAZMEDEMEYENLER VAR !

Türkiye savunma sanayiinde son yıllarda gerçekleştirdiği yerli ve milli atılımlarla bölgesel ve küresel ölçekte gerçek bir caydırıcı güç haline geldi. Bunu tüm dünya görüyor ve kabul ediyor. Sırf muhalif olmak adına bu başarıyı görmezden gelenler var. Sosyal medyada; YILDIRIMHAN Balistik Füzesini, prototipti, maketti, motoru yoktu gibi argümanlarla küçümsediklerini görüyoruz. Bu zihniyet 3 yıl önce Tayfun füzesi için de aynı şeyleri söylüyordu. Tayfun bugün TSK envanterinde ve seri halde üretiliyor.

ROKETSAN tarafından geliştirilen Türkiye’nin en uzun menzilli balistik füzesi Tayfun 18 Ekim 2023 tarihinde Rize Artvin arasında test atışı ile kamuoyuna tanıtılmıştı. Tayfun Blok-4, başarılı test süreçlerinin ardından 2026 yılı içerisinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine girmeye başladı. Seri üretimi devam ediyor. Yaklaşık 10 metre uzunluğunda, 7.2 ton ağırlığında ve 1500+ km menzile sahip. Hız: 5 Mach (hipersonik) ve üzeri hızlara ulaşarak mevcut hava savunma sistemleri için durdurulması çok güç bir tehdit oluşturmaktadır.
Tayfun Türkiye’nin derin darbe ve stratejik caydırıcılık kabiliyetini bölgesel sınırların ötesine taşımaktadır.

Özellikle İHA/SİHA teknolojileri, füze sistemleri ve deniz platformlarındaki gelişmeler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel kabiliyetini artırarak uluslararası alanda dikkat çeken bir askeri güç oluşturmuştur. 2026 Global Firepower raporuna göre Türkiye, dünyanın en güçlü 9. ordusu olarak konumlanmıştır. Türkiye, geliştirdiği balistik füze ve yerli mühimmat sistemleriyle (örneğin 322 balistik füze kapasitesi ile) dünyada bu alanda 7. sıraya yerleşerek kritik bir eşiği aşmıştır. Türkiye, 2024 ve 2026 verilerine göre Orta Doğu’nun en güçlü ordusuna sahip ülke olarak öne çıkmaktadır. KAAN (Milli Muharip Uçak), Bayraktar SİHA’lar, Altay tankı ve CİDA (Otonom deniz aracı) gibi projeler, TSK’nın dışa bağımlılığını azaltarak bağımsız politika izleme kabiliyetini artırmıştır. TSK, personel sayısı ve teknolojik altyapısıyla NATO içerisindeki en büyük ikinci askeri güç konumundadır. Bu gelişmeler, 1970’lerdeki ambargoların yarattığı eksikliklerin giderilmesi amacıyla başlatılan yerli üretim hamlelerinin (TUSAŞ, ASELSAN, Roketsan vb.) bir sonucu olarak, Türkiye’nin hem sahada hem de masada etkili bir aktör olmasını sağlamıştır.

Türkiye’nin bugüne kadar ürettiği en büyük, en uzun menzilli füze olma özelliği taşıyan kıtalararası hipersonik balistik füze YILDIRIMHAN, Mayıs ayının ilk haftası sergilendi. Menzil: 6.000 kilometre. Hız: Mach 9 ile Mach 25 arası (Hipersonik) Kategori: Kıtalararası Balistik Füze (ICBM)
Yıldırımhan’ın en kısa sürede envantere girmesi için gereken ne ise yapılacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Daha öncekiler gibi O’da TSK silah sistemleri arasında yerini alacaktır.

Türkiye özellikle 2026 yılı itibarıyla savaş uçakları ve diğer hava platformları için yerli ve milli uçak motorları geliştirme konusunda çok kritik aşamaları geçmiş ve üretime başlamıştır.Mayıs 2026’daki güncel gelişmelere göre durum şöyledir:GÜÇHAN Turbofan Jet Motoru: Milli Savunma Bakanlığı (MSB) AR-GE merkezi tarafından geliştirilen ve 5. nesil savaş uçağı KAAN için tasarlanan yerli jet motorudur. 42.000 lbf itki gücüne sahip bu motorun 6 adet prototip üretimi gerçekleşmiştir ve test süreçlerinin Kasım 2026’dan itibaren başlaması planlanmaktadır.TF35000 Motoru: Savunma Sanayii Başkanlığı’nın (SSB) yerli motor yol haritası kapsamında geliştirilen ve KAAN’ın ileri versiyonlarında (Blok-30) kullanılması hedeflenen yerli motordur.TF-6000: Türkiye’nin daha önce geliştirip test ettiği, daha düşük itki gücüne sahip başka bir milli turbo jet motorudur.TEI-TS1400: GÖKBEY helikopteri için geliştirilen ve ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştiren yerli turboşaft motorudur.Özetle: Türkiye, KAAN gibi projelerde başlangıçta ABD yapımı F110 motorlarını kullansa da, GÜÇHAN ve TF35000 gibi projelerle savaş uçağı motorunu tamamen yerli imkanlarla üretme aşamasına gelmiştir.

Binlerce mühendis, teknisyen, işçi geceli gündüzlü canla başla savunma sanayi için çalışıyor. Bu zorlu bir prosestir. Prototiple, maketle başlarsın. Adım adım sabırla sonuca gidersin. Negatif söylemlerle gençlerimizin motivasyonunu bozmaya kimsenin hakkı yoktur. Bunu yapanlar kansızdır, vatansızdır.

Savunma sanayii siyaset üstüdür. Hiç kimsenin tekelinde değildir!

Savunma sanayii’nde alın teri döken tüm kardeşlerimi saygıyla selamlıyorum. Minnetle, şükranla hepsini ayrı ayrı alınlarından öpüyorum. Başarıları daim olsun.

İlyas Erbay