Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
03 Mayıs, 2019 13:54 tarihinde yayınlandı
0

KBÜ Öğrencisinden Büyük Başarı

Karabük Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi Buse Yaren Tekin, 1.5 yıl önce geçirdiği yüz felci sonrası sağlığına kavuşurken, yaşadığı zorlukları başkalarının yaşamaması için arkadaşı Arzu Yıldız ile birlikte yıl sonu bitirme ödevi olarak yüz felcini uzman yardımı almadan teşhis edebilen mobil uygulama geliştirdi.

Karabük Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği 4. sınıf öğrencilerinden Buse Yaren Tekin, 1.5 yıl önce geçirdiği yüz felci sonrası yaşadığı sıkıntıların başkalarının da yaşamaması adına hastalığı boyunca ona destek olan aynı bölümden arkadaşı Arzu Yıldız ile erken teşhis için sistem geliştirmeye karar verdi. Yaptıkları yazılım ile FaCiPa isimli projeyle öğrenciler, yüz felci hastalığına yakalanma riski olan bireylerin mobil cihazlarından uygulamayı yükleyerek belirli bir oranda ön teşhis koymalarını hedefliyor.
Mobil tabanlı bir uygulama olan FaCiPa, gerekli görüntü işleme teknikleri ile desteklenerek kişide yüz felci teşhisinde kullanılacak yöntemlerin (kaşları kaldırmak, ıslık çaldırmak, dişleri göstererek gülümseme) analiz edilmesini sağlıyor.
Projenin mimarlarından olan Buse Yaren Tekin, 1.5 yıl önce geçirdiği yüz felci sonrası yaşadığı zorlu sürecin başkaların yaşamaması adına arkadaşı ile böyle bir proje geliştirmeye karar verdiklerini söyledi.
Yüz felci geçirdiğini bir haftalık süreçte hiçbir şey fark etmediğini anlatan Tekin, “ İlk olarak kulak çınlaması ile doktora gittim, oda fark edemedi. Bir hafta sonra belirli fonksiyonları yerine getiremeyince, doktor kaşları kaldırmak, ıslık çaldırmak, dişleri göstererek gülümseme gibi işlemleri yaptırınca bana yüz felci olduğumu söyledi. Ben bu rahatsızlığı geçirene kadar yüz felci hastalığı olduğunu da bilmiyordum. Yüz felci kulağın arkasında beyne giden fasiel sinirin zedelenmesi sonucu oluyor. Genel de soğuk hava, ısı değişimi, stres bu hastalığı neden oluyor. Arkadaşımla birlikte bilgisayar mühendisliği öğrencisi olunca yüz felcini teşhis eden mobil bir uygulama geliştirmek istedik. Çünkü ben çok zorlu bir süreç yaşadım. Fizyo terpi, elektro terapi, ısı tedavisi ve kortizon tedavisi aldım. 6 aylık bir süreçte arkadaşımda benimle birlikte zorlandı. Ben yaşadım başkalarının yaşamasını istemiyorum. O yüzden ön teşhis olarak uzman yardımı almadan uzmana yönlendirebileceğimiz bir proje geliştirmek istedik” dedi.
“BİR PROBLEME ÇÖZÜM ÜRETMEK İSTEDİK”
Tekin, böyle bir uygulamanın Türkiye’de olmadığını ve yapılmadığını fark ettiklerini de kaydederek, “Bir probleme çözüm üretmek istedik. Yurt dışında fizyoterapist cihazlar yapılmış ama mobil uygulama göremedik. Onun için kişilerin kolayca ulaşabileceği mobil uygulama ile onlara yardımcı olmak istedik. Bu sistemi geliştirmeye devam ediyoruz. Çok zor bir rahatsızlık geçirdim. İyileşeceğimi açıkçası düşünmüyordum. Şimdi bu hastalığa çare olmak istiyoruz. Bu erken teşhis çok önemli ve bu rahatsızlık fazla ilerlemeden onlar yardımcı olarak uzmana yönlendirmek amaçlı bir uygulama geliştirmeyi düşündüm. Bu proje bittikten sonra arkadaşımla geliştirebilirsek, hastanelerde kullanılmak üzere bir donanım cihazı geliştirerek, kendisini teşhis ederek şayet yüz felci ise hastane içinde uzama direk yönlendiren bir cihaz yapmayı planlıyoruz.” diye konuştu.
Arkadaşının yaşadığı zor süreci onunla birlikte yaşayan Arzu Yıldız ise, “ Yüz felci erken teşhisin çok önemli olduğu bir hastalık. Biz bunu maalesef çok yakın bir şekilde öğrendik. Arkadaşım 6 aylık zorlu bir süreçten geçti. Biz kimsenin böylesi zorlu bir süreçten geçmesini istemediğimiz için erken teşhisin bu kadar önemli olduğu bir hastalıkta erken teşhis uygulaması yapmak istedik. İlk olarak doktorlarla görüşerek bu teşhisi nasıl yaptıklarını sorduk. Onların bize verdiği bilgiler doğrultusunda kişinin yüzün bir tarafındaki kasları kullanamadığını, gülümseyemediğini, kaşlarını kaldıramadığını, ıslık çalamadığını belirttiler. Bizde belirtileri uygulamamızda tanımlayarak teşhis koyabiliyoruz. En yaygın iletişim araçlarının mobil cihazlar olduğu için sağlığın çok önemli olduğu bu dünyada herkese ulaşım diyerek, mobil tabanlı bir uygulama yapmaya karar verdik” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin