Reklam
Reklam
Haber Merkezi Avatarı
Haber Merkezi tarafından
02 Şubat, 2025 15:36 tarihinde yayınlandı
0

KBÜ 30 Kişilik Ekibiyle Göreve Hazır

Karabük Üniversitesi akademisyenleri ve teknik personelden oluşan 30 kişilik ekip, AFAD ile afetlerde etkin rol alacak.

Karabük Üniversitesinin afet gönüllüleri, 6 Şubat depremlerinin ardından sahada edindikleri deneyimleri kalıcı hale getirmek için harekete geçti. Afetlerde AFAD ile etkin rol almak isteyen ekip, akredite bir ekip olma yolunda ilerliyor. AFAD ile yapılan iş birliğiyle saha eğitimlerini tamamlayan ekip, enkazda arama kurtarma eğitimini de başarıyla bitirdi. Akreditasyon için sadece eğitim almak yeterli olmuyor, arama kurtarma faaliyetlerinde kesici-ayırıcı cihazlar ve termal kameralar gibi ekipmanları da kullanabilmeleri gerekiyor. Bu doğrultuda ekip, tam donanımlı hâle gelmek için çalışmalarını sürdürüyor.

Karabük Üniversitesinin afet gönüllüleri, Rektörlük ve AFAD’ın desteğiyle organize ve hızlı bir müdahale ekibi olarak her an hazır olmayı amaçlıyor. AFAD gönüllüsü olmaları sayesinde deprem, heyelan, sel ve diğer doğal afetlerde de aktif rol alarak eğitimlerini sürekli güncel tutuyorlar.

Ekip 6 Şubat Depreminde Oluştu

Karabük Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kasım Yılmaz, ekibin 6 Şubat depremlerinin ardından oluştuğunu belirterek, “Üniversitemizde akademisyen ve teknik personelden oluşan bir ekip kurduk. Deprem sırasında Kahramanmaraş bölgesinde görev aldık. Tecrübelerimizi kalıcı hale getirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz.” dedi.

Amaç Akredite Ekip Olmak

Akredite bir ekip olmayı hedeflediklerini belirten Yılmaz, “Başlangıç seviyesinde akredite bir ekip olmak istiyoruz. Bunun için eğitimlerimizin yanı sıra gerekli ekipmanları da temin etmeliyiz. Akredite olmasak bile 30 kişilik ekibimizle afet durumunda organize ve hızlı hareket edebilmeyi amaçlıyoruz.” diye konuştu.

679f666f59dfd
Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin