Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
08 Ekim, 2021 11:03 tarihinde yayınlandı
0

Kaya Mezarından Çobanların Tanrısı işli yüzük çıktı

Eskipazar ilçesindeki Hadrianoupolis Antik Kenti’nde sürdürülen çalışmalarda nekropolde yer alan kaya mezarında da Milattan önce 3500’lerde Geç Kalkolitik, Erken Tunç Dönemi’ne ait mitolojiye göre kırların, çobanların ve satirlerin tanrısı, “PAN” karakteri işli yüzük bulundu.

İlçeye bağlı Budaklar köyünde 18 yıl önce başlanan kazı çalışmalarında, bugüne kadar yüzde 5’i ortaya çıkarılan ve  Karadeniz’in Zeugması olarak adlandırılan 5 bin 500 yıllık Hadrianoupolis Antik Kenti’nde Karabük Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Doçent  Doktor Ersin Çelikbaş, başkanlığında sürdürülen kazı çalışmalarında yeni eserler ortaya çıkartıldı. Nekropolde yer alan kaya mezarında  Milattan önce 3500’lerde Geç Kalkolitik, Erken Tunç Dönemi’ne ait demir yüzük bulundu. Yüzüğün üzerindeki akik taşında mitolojiye göre kırların, çobanların ve satirlerin tanrısı “PAN” karakterin işlendiği görüldü. Yüzük, Antik Kent içerisinde yer alan arkeoloji laboratuvarında incelemeye alındı.

Çelikbaş şöyle dedi: Kaya mezarlarının içerisinden bize çeşitli buluntularda geldi. Bu buluntulardan bir tanesi demir yüzük. Demir yüzüğün taş bölümünde bir akik taş var ve akik taşa negatif bir şekilde işlenmiş bir figür var. Figürün mitolojide ‘Pan’ olarak adlandırılan fantastik yaratık olduğunu görmekteyiz. “PAN” mitolojide kırların, çobanların ve satirlerin tanrısıdır. “PAN”  yarı keçi yarı insan şeklinde bir fantastik yaratıktır. “PAN” olduğunu gösteren  unsurlar mevcut. Bu yüzüğün önemi M.S 2. Yüzyıla ait. Yani günümüzden 1800 yıl öncesine ait bu yüzüğe işlenen figür, gözle görülemeyecek kadar küçük olmasına rağmen 1800 yıl önce işlenebilmiş. Bu da o dönemin ne kadar yüksek bir sanatının olduğunu gösteren bir detay’’

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin