Kavak, beyaz gelinliğini giydi - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
24 Kasım, 2024 20:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Kavak, beyaz gelinliğini giydi

SAMSUN (İHA) – Samsun’un Kavak ilçesinde gece saatlerinde başlayan mevsimin ilk karı, ilçeyi beyaza bürüdü.

Balkanlardan gelen soğuk hava dalgasının etkisi, birçok ilde olduğu gibi Samsun’da da kendini gösterdi. Kavak ilçesinde gece saatlerinde başlayan kar yağışı nedeniyle ilçe beyaza büründü. İlçe sakinleri, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte gözlerini mevsimin ilk karı ile açtılar.

Kar yağışı nedeniyle beyaz gelinliğini giyen ilçede üst kesimlerde kar kalınlığı 10 santimi geçti. Büyükşehir Belediyesi ve Kavak Belediyesi ekipleri, ulaşımda aksama yaşanmaması adına sıkıntı olabilecek yerlerde teyakkuzda bekledi.

İlçeye mevsimin ilk karının düştüğünün altını çizen emekli öğretmen Ramazan Atıcı, “24 Kasım Öğretmenler Günü sabahında uyandığımızda bir de baktık ki etrafımız kara bürünmüş. Her taraf karla örtülmüş. Bundan birkaç ay önce Güven Göleti’nde yeterli yağış olmadığından dolayı kuraklıkla karşı karşıya kalmış, su kıtlığı yaşanmıştı. Suyumuzu çok tedbirli kullanmıştık. Şükürler olsun ki bugün kar yağdı ve yapmaya devam ediyor. Eskiler, ‘Ayva çok olunca kar çok yağacak’ derlerdi. İnşallah bu atasözümüz tutacak ve bol bol yağışlarla görürüz. Kuraklık ve su kıtlığı yaşamayız diye umut ediyorum” dedi.

Kavak ilçesinde kar yağışı etkisini sürdürürken, Samsun’un diğer ilçelerinde de soğuk hava etkili oldu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay