Katil zanlısının kaçmasına yardımdan bir kişi daha gözaltına alındı - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
21 Ağustos, 2024 00:37 tarihinde yayınlandı
0
0

Katil zanlısının kaçmasına yardımdan bir kişi daha gözaltına alındı

Samsun’da bir kişiyi pompalı tüfekle vurarak öldüren katilin kaçmasıyla ilgili bir kişi daha gözaltına alındı.

Olay, İlkadım ilçesi Liman Mahallesi Mudanya Sokak üzerinde önceki sabah meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir hafta önce bir barda bir kişiyi tabancayla yaraladıktan sonra geçen hafta çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Ramazan Başaran (54), pompalı tüfekle saldırıya uğradı. Ağır yaralanan Başaran, ambulansla kaldırıldığı özel hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Silahlı saldırganlar ise kaçtı. Samsun Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, yaptıkları çalışma sonucu Ramazan Başaran’ı H.İ.’nin (33) vurduğunu tespit etti. Polis, H.İ.’nin olay yerinden otomobille kaçtığını ve daha sonra Duruşehir mevkisinde O.K.’nin (33) aracına binip bu araç ile Kavak ilçesine gittiğini tespit etti. O.K., Cinayet Bürosu ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Dün Samsun Adliyesine sevk edilen O.K., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Samsun T Tipi Kapalı Cezaevine gönderildi. Tutuklanan O.K.’,nin katil zanlısını kaçırması sırasında yanında bulunan C.K. de Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından gözaltına alındı. Bugün Samsun Adliyesine sevk edilen C.K. savcı tarafından tutuklanması talebiyle sevk edildiği nöbetçi mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Firarda olan katil zanlısını yakalamak için çalışmalar devam ediyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay