Kastamonu’da 2 gün boyunca etkili olan kar yağışının ardından il merkezinde ve dağlarda kartpostallık görüntüler ortaya çıktı. Karla kaplanan tarihi binaları ile mest eden ormanlar dron ile havadan görüntülendi.
Kastamonu’da hafta sonu başlayan kar yağışı 2 gün boyunca etkisini sürdürdü. Kent genelinde hakim olan kar yağışı vatandaşlara zaman zaman zor anlar yaşattı. Yağışın ardından Kastamonu’nun Bozkurt ilçesindeki yüksek kesimlerde kar kalınlığı 60 santimetreye ulaşırken, Ilgaz Dağı’ndaki kar kalınlığı ise 35 santimetre olarak ölçüldü. Kar yağışı Kastamonu il merkezini de beyaza bürüdü. Karla kaplanan Kastamonu’daki tarihi cami, külliye, köprü ve konaklar ortaya çıkan manzara ile mest etti. Şehir merkezindeki ve Ilgaz Dağı’ndaki mest eden kar manzaraları dron ile havadan görüntülendi.
“Keşke biraz daha yağsaydı”
Kar yağışı vatandaşlar tarafından da sevinçle karşılandı. Kastamonu’da yaşayan Zeki Yılmaz, kar yağışının kendilerini mutlu ettiğini ifade ederek, “Beklediğimiz kar geldi, bekliyorduk. Bizi uğraştırıyor ama güzel de oluyor. Onun için memnunuz. Keşke biraz daha yağsaydı. Geçen kış bu kadar yoktu. Şimdi daha güzel oldu. Her yer bembeyaz. Hem mikroplar da kırılır” dedi.


Kastamonu’da mest eden kar manzaraları
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

