Kastamonu’da bir kişinin öldüğü bıçaklı kavgayla ilgili yargılama başladı - Karabük Haber Postası
kastamonuda bir kisinin oldugu bicakli kavgayla ilgili yargilama basladi QiT3IImJ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
06 Şubat, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Kastamonu’da bir kişinin öldüğü bıçaklı kavgayla ilgili yargılama başladı

Kastamonu’da iki aile arasında çıkan ve bir kişinin bıçaklanarak öldüğü bıçaklı kavgayla ilgili sanığın yargılanmasına başlandı.

Olay, 14 Ağustos 2024 tarihinde Cide ilçesine bağlı Cumhuriyet Mahallesi Muzaffer Güzelant Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, aynı binada yaşayan ve daha önce aralarında husumet bulunan iki aile arasında kavga çıktı. Kavga sırasında Yılmaz Fayiz bıçaklanarak öldü. Olayın ardından gözaltına alınan 62 yaşındaki Şaban K. tutuklandı.

Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde Şaban K. hakkında “kasten öldürme” suçundan dava açılan dava görülmeye başlandı. Duruşmada sanık, tanıklar, müştekiler ve avukatlar hazır bulundu.

“Ben kimseyi öldürmedim, ben bıçaklamadım”

Duruşmada kendisini savunan sanık Ş.K., “Yılmaz, çocukluk arkadaşımın oğlu oluyor. Aramızda da herhangi bir şekilde husumet yoktu. Ben kimseyi öldürmedim. Ben bıçaklamadım. Nasıl bıçaklandığını, nasıl öldüğünü bilmiyorum. Olayın sabahında Yılmaz, kızımı darp etmiş. Olayın olduğu gece kızım ile birlikte apartmana kamera takıyorduk. Bu sırada telefon geldi. Biz de aşağıya indik. Ben kızımın yanında kalıyordum. Yılmaz’ın kızım ile arasında ilişki olduğunu zannedip, eşi Ş.F. kıskançlık krizine girmiş. Sabahki olay bundan kaynaklanmış. Yılmaz ile konuşurken bir anda kavga çıktı. Ellerinde beyzbol sopası, demir çubuk vardı. Hatta daha önce yapılan şikayetler nedeniyle uzaklaştırma kararı vardı. Onu da dinlemediler. Benim öldürme amaçlı hiç kimseye karşı art niyetim yok. Kavga çıkınca, kızımı koruma amaçlı, korkutmak için yerden aldığım bıçağı salladım. Bıçağın kime ait olduğunu bilmiyorum” dedi.

“Şikayetçi olduğum için korktuklarından ifadelerini değiştirdiler”

Maktul Yılmaz’ın eşi Ş.F. ise, “Sanığın kızı B.K. ve Yılmaz’ın ilişkileri ortaya çıktı. B., ben yokken eve geliyormuş. B. arkadaşım, daha önce de geliyordu ama ben eşime güveniyordum. B.K., Yılmaz’ın mesajlarını da bana yolluyordu. Olayın olduğu günün sabahı benim hiçbir bilgim yoktu. Çocuğum gelip söyledi, sesleri de duymadım. Yılmaz ve B. arasında kavga olmuş, ben yoktum. E.Ç., eşimden sonra bana saplantılı olduğu için şikayetlerde bulundum. Benimle ilişkisi olduğunu söylüyor, telefon mesajlaşmalarından bahsediyorlar. Başından neden söylememişler. Şu anda söylemeyecektiler. Burada farklı konuşmayacaklardı. Ben bunlardan şikayetçi olduğum için ifadelerini değiştirdiler. Hiçbir şeklide ifadeleri kabul etmiyorum. Şikayetçiyim” diye konuştu.

“Ben, bıçak vururken babamı görmedim”

Sanık Ş.K.’nin kızı B.K. de, “Ş.F. ile arkadaştık. Ş.F. ile E.Ç. arasında ilişki vardı. 2024 yılında aramızda sorunlar başladı. Ş.F., beni E.Ç.’den kıskanmaya başladı. Yılmaz da bana takılıyordu. Ş.F. kıskançlığı başlayınca ben uzaklaştım. Ama Ş.F. bana kafayı taktı ve olaylar daha da büyüdü. Ben, kimseyle bir ilişki yaşamadım. ’Ses kayıtları var’ dediler, ben de yanlarına konuşmaya gittim. Sürekli beni takip ediyorlardı. Ses kaydı alıp Ş.F.’ye söyleyeceklerdi. 8 ay boyunca sorunlar yaşadık. Yılmaz, olay gününün sabahı köpekleri beslemek için dışarı çıkıp beni bekliyormuş. Ben dışarı çıkınca üzerime çullandı. Hakaretler etti, beni taciz etti. Tekme atıp, yumruk vurdu. Beni daha önce de dövdüler. Sonra hastaneye gittim, ardından karakola gidip şikayette bulundum. Yılmaz’ın öldüğü gece herkes evdeydi. Eşim, sabahki olay için E.Ç.’yi aradı. E.Ç., ’ben geliyorum, sen de aşağıya in, yüzleşsinler, bu iş de bitsin’ demiş. Babam aşağıya inince Ş.F. küfürler etmeye başladı. Beni de görünce çılgına döndü. Ş.F. hem eşime hem de bana hakaretler ediyordu. Ben, babamın elinde bıçak görmedim. Beni darp ediyorlardı, ellerinden kurtulmaya çalışıyordum. Ben, boğuşma esnasında kafamı kaldırdım ve Yılmaz’ın elindeki demir sopayı gördüm. Babamın elinde de bir süre sonra bıçak gördüm. Babam, ’karakolda ben yaptım’ dedi. Ben, bıçak vururken babamı görmedim. Babam, elini başına koymuş şok içerisindeydi. Ben, Yılmaz’ın öldüğünü karakolda öğrendim, bilmiyordum. Şu anda korkumdan dışarı çıkamıyorum, sürekli panik halindeyim” şeklinde konuştu.

“Şaban’ın bıçağı sallayıp Yılmaz’ın koluna doğru vurduğunu gördüm”

Tanık E.Ç.’nin eşi S.Ç. ise, “Bir olay olduğunda sürekli eşim E.Ç.’den yardım isteniyordu. Yılmaz, olay günü yine eşimi aradı. ’B.K.’yi dövdük, yardım et, karakoldayız’ dedi. Hastaydım, B.K. bana çay getirdi. Ş.F.’nin B.K. ile arası bozuktu. Benim de aramı bozmaya çalışıyordu. Ş.F.’nin eşi Yılmaz, B.K.’yi aradı ve karısıyla boşanacağını söyleyip, ’seni alacağım’ diyordu. B.K., sesi hoparlöre vermişti. Biz şoke olmuştuk. B.K., ’ben bu adamdan bıktım’ dedi. Ş.F., sürekli Yılmaz’ı darlıyor, dolduruyordu. Yılmaz da sürekli B.K.’yi dövüyordu. Kendi başını da bizim başımızı da yedi. Olay günü yine B.K.’yi dövmüştü. Ben de ’bu olay böyle gitmez, sonunda bir şey olacak’ dedim. E.K.’ye gitmeyelim, başımız belaya girer dedim. E.Ç. de ’bir şey olmaz, gidelim’ dedi. B.K. korkuyordu, Yılmaz kontrolden çıkmıştı. Kavgada bıçağı sanığa bıçağı R.K.’nin verdiğini gördüm. Şaban’ın bir kere bıçağı sallayıp Yılmaz’ın koluna doğru vurduğunu gördüm. B.K.’yi sıkıştırıp dövüyordu. Ben, B.K.’yi kurtarmaya çalıştım. Saçı ellerinde kalmıştı” ifadelerini kullandı.

“Suçu bana yıkmaya çalıştılar”

Tanık E.Ç. de Ş.F. ile aralarında 10 yıldır ilişki olduğunu iddia ederek, “Sanığın elinde bıçak yoktu. R.K.’nin elinde bıçak vardı. Şaban’a bıçağı R.K. verdi. Ben de baldırımdan yaralandım. Herkes birbirine vurmaya başladı. R.K. elinde bıçak vardı. Ben, Yılmaz’ı kurtarmaya çalıştım ama herkes birbirine vurmaya başlayınca ortalık karıştı. Benim elimde bıçak yoktu. Suçtan herkes kendisini kurtarmak istediği için suçu bana yıkmaya çalıştılar” dedi.

“Yılmaz’ın nasıl bıçaklandığını görmedim”

Tanık R.K. de, “Eşimin saçlarını yoldular. Bize saldırdılar. Bu sırada Yılmaz’ın nasıl bıçaklandığını görmedim. Kavgayı ayırınca hastaneye tedavi olmaya gittik. Ben, Şaban’ın elinde bıçak da görmedim. E.Ç.’nin elinde küçük çakı şeklinde bir bıçak vardı” dedi.

Sanık Ş.K.’nin eşi F.K. ise, Yılmaz Fayiz’in kızını darp ettiği için defalarca şikayetçi olduklarını belirterek, “Olay günü Yılmaz, yine kızımı darp etmiş. Biz de şikayetçi olduk. Kızım, ’anne sürekli beni dövüyor, bir gün beni öldürecek’ dedi. Ş.F., sürekli Yılmaz’ı dolduruyordu, hakaretler ediyordu. Aşağıya indiğimde kavga başlamıştı. Hikmet’in başında kan vardı. Benim de başım kanadı. Eşimin elinde bıçak görmedim. Yılmaz’ın nasıl öldüğünü bilmiyorum” diye konuştu.

Müşteki M.F., Y.T., H.K. ve H.A., sanıktan şikayetçi olduklarını belirterek, bıçağı verdiği iddia edilen R.K. hakkında da dava açılmasını talep etti.

Savunmaların dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti vücudunda 3 bıçak yarası bulunan Yılmaz Fayiz’in adli emanette bulunan bıçakların hangisinin ölümüne sebebiyet verdiğinin araştırılması için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasını kararlaştırdı. Sanığın tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme heyeti duruşmayı ileri bir tarihe ertelendi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
antik kazida 1500 yillik bicak seti bulundu ymHsf3zY
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
17 Nisan, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Antik kazıda 1500 yıllık bıçak seti bulundu

Karabük’ün Eskipazar ilçesinde bulunan ve “Karadeniz’in Zeugması” olarak adlandırılan Hadrianopolis Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında, Geç Roma ve Erken Bizans dönemine ait olduğu değerlendirilen bıçak seti ortaya çıkarıldı.

Geç Kalkolitik, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanılan Hadrianopolis Antik Kenti’nde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi çerçevesinde yürütülen kazı çalışmaları sırasında “Hamamlı Yapı Kompleksi” içerisinde yer alan mutfak bölümünde bulunan bıçak setinin, farklı boyutlarda ancak benzer tiplerde olduğu belirlendi. Dört parçadan oluşan bıçak setinin yanında ayrıca bir bileme taşının da bulunduğu tespit edildi.

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Çelikbaş ve ekibince yapılan incelemelerde, ilk çıkarıldığında oldukça parçalı ve düşük kondisyonda 250 parçadan oluşan bıçak seti, laboratuvar ortamında birleştirilerek özgün formlarına kavuşturuldu.

Ersin Çelikbaş, yaptığı açıklamada, bıçak setinin “Hamamlı Yapı Kompleksi” olarak adlandırılan yapının içerisindeki mutfak bölümünde ortaya çıktığını belirtti.

Bıçak setinin boyutlarının birbirinden farklı olduğunu ifade eden Çelikbaş, “Fakat tip olarak da birbirine çok yakın tiplerde olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar dört tane ortaya çıktı ve yanlarında da bir bileme da taşı da mevcuttu. Bıçaklar ilk çıktığı zaman gerçekten kondisyonları çok düşüktü, çok parçalıydı. Yaklaşık 250 civarında parçadan oluşuyordu. Bu parçaları bu süreç içerisinde laboratuvarımızda birleştirdik ve bıçakları tekrar aynı formlarına kavuşmasını sağladık. Bıçaklar neden önemli? Şöyle; bu dördünün bizden aynı yerden çıkmış olması ’Hamamlı Yapı Kompleksi’nde yaşayan insanların acaba dedik, bir hayvancılık mesleğiyle mi uğraştığını bize işaret ediyor? Çünkü Hadrianopolis de gerçekten antik dönemde özellikle Geç Roma ve Erken Bizans dönemlerinde hayvancılık faaliyetlerinin yoğun bir şekilde yapıldığını zaten arkeolojik veriler bizlere sunmuştu” dedi.

“Bu bıçakların da ortaya çıkması, yine antik dönemde Hadrianopolis bölgesinde hayvancılıkla uğraşan ailelerin de burada yaşadığını bizlere göstermiş oldu” diyen Çelikbaş, “Bıçaklar dediğim gibi tipolojik açıdan gerçekten ender rastlanan örneklere sahip. Bunların set halinde çıkması da gerçekten çok önemli. Hem meteorolojik olarak hem de buradaki sosyal hayatla ilgili önemli veriler sunması açısından önemli arkeolojik veriler olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerine yer verdi.

“Kösele taşı” bilinenden çok daha eski

Bıçakların yanında bileme taşının da ortaya çıktığını vurgulayan Çelikbaş, şunları kaydetti:

“Bileme taşı da bizim için önemli. Çünkü özellikle Türk-İslam döneminde, Osmanlı döneminde Eskipazar yöresinde ortaya çıkarılan bir taş ocağı var. Buna ’kösele taşı’ deniyor. Bu ’kösele taşı’ dediğim gibi Osmanlı döneminde özellikle bıçak ve kesici aletlerin bilenmesinde kullanılan bir taştır ve çok ünlü o dönemde. Şu anda günümüzde üreten ustalarımız yok o dönemde üreten veya da yakın zamana kadar bu işle meşgul olmuş insanları biz bölgede tanıyoruz. Bu kösele taşından yapılmış bileme taşının da bu kazı alanında ortaya çıkması, bıçaklarla birlikte ortaya çıkması kürsüde kösele taşının bilinenden çok daha eski dönemlere kadar insanlar tarafından kullanıldığını bize kanıtlamış oldu.”

Eskipazar’da hayvancılık faaliyetlerinin 1500 yıldır devam ettiğini aktaran Çelikbaş, “Bıçak setinin biz MS 5-6. yüzyıla ait olduğunu da stratigrafik açıdan tespit etmiş olduk. Dolayısıyla Hadrianopolis coğrafyasında ve günümüz Eskipazar’ında da devam eden hayvancılık faaliyetlerinin yaklaşık 1500 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ettiğini de bizlere göstermiş oldu” değerlendirmesinde bulundu.

Bizi sosyal medyadan takip edin